Allah'ım ömrüm yeterse 2027 senesinde Şevval umresi yapmak istiyorum. Vakti mümkün kılacak olan Sensin. Davet buyur ya Rab.
occasionally subtle

JVL
art blog(derogatory)
KIROKAZE

Kiana Khansmith

Kaledo Art
Peter Solarz
almost home
Keni

No title available
styofa doing anything
Alisa U Zemlji Chuda

★
i don't do bad sauce passes
Claire Keane
DEAR READER
NASA

titsay
Show & Tell
Today's Document
seen from Czechia

seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from United States
seen from Yemen
seen from United States

seen from United States
seen from France

seen from United States

seen from United States
seen from Mexico

seen from United Kingdom
seen from T1
seen from United States

seen from Germany
@meyileask
Allah'ım ömrüm yeterse 2027 senesinde Şevval umresi yapmak istiyorum. Vakti mümkün kılacak olan Sensin. Davet buyur ya Rab.
Öyle bir gün gelecek ki ben kimsenin acele etmediği bir masada oturacağım. Ne geçmişi açıklamak zorunda olacağım ne de geleceği yetiştirmeye çalışacağım. Sadece orada olmanın yeterli olduğu bir anın içinde, içimden geçenleri rüzgâra bırakacağım...
Kalbin huzur bulduğu yer, haklı çıktığın yer değil; olduğun gibi kabul edildiğin yerdir. Çünkü insan en çok anlaşıldığında kendisi olmaktan korkmaz..
Bazı günler sadece geçmek içindir. Hiçbir şey büyük değildir, hiçbir şey küçük de değildir aslında. İnsan sadece yürür, düşünmeden bile değil, düşünerek de değil. Bir süre sonra fark eder ki ayakta kalmak bile bir şeydir. Her şeyin çözülmesi gerekmiyordur. Bazen sadece devam etmek yeter..
Varacağın yeri sürekli hesaplamak, yolun güzelliğini kaçırır. İnsan bazen ufka değil, ayaklarının altındaki toprağa bakmalı. Çünkü hayat çoğu zaman ulaştığımız yerden değil, yürürken içimizde değişen şeylerden ibarettir. Yarın vakti gelince kapıyı çalar; bugün ise yalnızca yaşayanındır..
Bana biraz daha bak; içim bahar olsun..
Sev saçlarımdaki çocukluk kokusunu.
eğer mutluluğun bir manzarası varsa, ben onu senin yüzünde gördüm..
Sana bakmak Allah'a inanmaktır..
Zaman akıp gidecek; günler birbirine karışacak, aylar sessizce yer değiştirecek. Rüzgârı bol bir balkonun köşesinde, hiçbir şeyi ölçmeyen, tartmayan insanlarla oturacağım. Kahkahalarım öyle hafif olacak ki, beni uzaktan gören biri, hayatın bana hiç dokunmadığını sanacak..
Stres yapma… Allah’ın senin için bir planı var. Yaşadığın her gecikme, her kırgınlık seni koruyan bir hikmettir. Sen elinden geleni yap, kalbini O’na teslim et. Sabır bazen zor gelir ama sonunda ferahlık vardır. Unutma, hiçbir şey başıboş değildir; her şey olması gerektiği gibi ilerler.
“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talâk 65/3)
Bazen dua edersin, hemen olsun istersin. Kalbin, dileğinin bir an önce gerçekleşmesi için yanar. Fakat bil ki, Rabbin sana en uygun zamanı en iyi bilendir. Bekleyiş, her zaman gecikme değildir; kimi zaman, gönlünü olgunlaştıran bir imtihan, kimi zaman da güzelliğe hazırlayan bir arınma sürecidir.
Unutma, sen sabırla beklerken, görünmeyen eller senin için yolları düzlüyor olabilir. Ve o gün geldiğinde, “İyi ki beklemişim” diyeceksin. Nitekim Rabbimiz buyuruyor:
“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)
Gökte uçan kuşun rızkını yerde bitiren Allah, seni zayi eder mi sandın?
•حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
•Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.
İnsan, her sabah gözünü açtığında kendini yeni bir ânın içinde bulur. Bu ân, ona verilmiş bir emanet gibidir; ne bir dakika fazlası vardır ne de bir nefes eksiği. Tasavvufta derler ki: “Kulun yarına çıkacağına dair garantisi yoktur; onun garantisi, aldığı son nefesin sahibindedir.”
Bu yüzden umut, tasavvufta geleceğe dair bir varsayım değil, Yaradan’a duyulan teslimiyettir. Çünkü insan yarınla değil, Rabbin takdiriyle yürür. Umut, dışarıdaki şartlara değil, içerideki niyete tutunur.
İnsan bilir ki; yarın var mıdır, yok mudur, bunu sadece Allah bilir. Ancak yine de gönül, Yaradan’ın rahmetine dayanarak yeşerir. Kötü bir günün ardından insanı dirilten şey, ertesi günün geleceği değil, rahmetin her an tecelli edebileceği inancıdır.
Dervişler bu hâli şöyle anlatır:
“Sabahın olup olmayacağını bilmezsin; ama sabahın sahibinin seni unutmayan olduğunu bilirsin.”
Umut tam da burada doğar.
Yarına güvenmekten değil,
Yaradan’a teslim olmaktan.
Yarın gelmeyebilir; ömür, bir rüzgârın yön değiştirmesi kadar hızlı dönebilir. Ama insan yine de iyilik eker, gönlünü arıtır, kalbinden kırgınlığı silmeye çalışır. Çünkü bilir ki kulun ömrü sınırlıdır ama gönlünün güzelliği baki kalır.
Tasavvufun sırrı şudur:
“Bugünü güzelleştir; çünkü yarın senin değil. Ama bugünü Yaradan için yaşarsan, her nefesin bereket olur.”
Belki yarına çıkamayız…
Ama her nefes, Hakk’a yakınlaşmak için bir fırsattır.
Ve insanın umudu, yarınki hayata değil, bugünkü kulluğa bağlıdır.
- 12 Aralık
Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.
(Bakara, 214)
Ne sanmıştın, cennet bedava mı?
İnsan, her sabah gözünü açtığında kendini yeni bir ânın içinde bulur. Bu ân, ona verilmiş bir emanet gibidir; ne bir dakika fazlası vardır ne de bir nefes eksiği. Tasavvufta derler ki: “Kulun yarına çıkacağına dair garantisi yoktur; onun garantisi, aldığı son nefesin sahibindedir.”
Bu yüzden umut, tasavvufta geleceğe dair bir varsayım değil, Yaradan’a duyulan teslimiyettir. Çünkü insan yarınla değil, Rabbin takdiriyle yürür. Umut, dışarıdaki şartlara değil, içerideki niyete tutunur.
İnsan bilir ki; yarın var mıdır, yok mudur, bunu sadece Allah bilir. Ancak yine de gönül, Yaradan’ın rahmetine dayanarak yeşerir. Kötü bir günün ardından insanı dirilten şey, ertesi günün geleceği değil, rahmetin her an tecelli edebileceği inancıdır.
Dervişler bu hâli şöyle anlatır:
“Sabahın olup olmayacağını bilmezsin; ama sabahın sahibinin seni unutmayan olduğunu bilirsin.”
Umut tam da burada doğar.
Yarına güvenmekten değil,
Yaradan’a teslim olmaktan.
Yarın gelmeyebilir; ömür, bir rüzgârın yön değiştirmesi kadar hızlı dönebilir. Ama insan yine de iyilik eker, gönlünü arıtır, kalbinden kırgınlığı silmeye çalışır. Çünkü bilir ki kulun ömrü sınırlıdır ama gönlünün güzelliği baki kalır.
Tasavvufun sırrı şudur:
“Bugünü güzelleştir; çünkü yarın senin değil. Ama bugünü Yaradan için yaşarsan, her nefesin bereket olur.”
Belki yarına çıkamayız…
Ama her nefes, Hakk’a yakınlaşmak için bir fırsattır.
Ve insanın umudu, yarınki hayata değil, bugünkü kulluğa bağlıdır.
- 12 Aralık