Hello summer🌞🌞
sheepfilms

❣ Chile in a Photography ❣
almost home
Game of Thrones Daily

No title available

Origami Around
Claire Keane
Noah Kahan

oozey mess

Discoholic 🪩
todays bird

Love Begins
Monterey Bay Aquarium
No title available
The Bowery Presents
YOU ARE THE REASON
Xuebing Du
No title available
🪼

pixel skylines
seen from Argentina

seen from Russia
seen from Malaysia
seen from Belgium

seen from Poland
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from Ukraine
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from United States

seen from France

seen from United States
@minnaktosbaa
Hello summer🌞🌞
Sen benim renkli civcivimsin
Nedir Mihriban'ın gerçek hikayesi?
Bazıları “Gerçek mi” diyor. Gerçek diyorum. Ama adı Mihriban değil. O gençliğimde yaşanmış bir aşktı. Ama şimdi adını deşifre etmem, ayıp olur. Benim takmış olduğum sembol bir isimdir Mihriban. Masa başında yazılmış, hayal bir aşk, bu tadı ve lezzeti vermez. Yaşayacaksın ki, yazacaksın.
O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. “Lambadaki alev üşüyor” çıktı.
-Hangi seneydi… ?
1960…
O aşkınıza kavuşamadınız…
Yo olmadı. Seviyordum. Olmadı. Ayıp olur şimdi adını söylemem. Törelerimize aykırı. İkinci birMihriban şiirim var. Biliyorsunuz. “Unutmak kolay unutursun Mihriban” diye… O da öyledir. Bunlar hep gerçeğe dayalıdır. Güzel tertemiz bir sevgiydi, tertemiz de bir ayrılma oldu.
Nerde olduğunu biliyor musunuz?
Bilmiyorum. Zaten benim memleketlim de değildi…
Yaşayıp yaşamadığını biliyor musunuz?
Onu da bilmiyorum… Sivas'ta bir televizyona çıktım. Telefon bağlantısı var. Bir hanım çıktı, “Abi o yaşıyor mu” dedi. “Bilmiyorum” dedim. “Nasıl bilmiyorsun” dedi. “Bilmiyorum işte” dedim. O bayan, “Eğer yaşıyor da, bu türküyü dinliyorsa, Allah ona yardım etsin” dedi. Hanımların dayanışması işte! Yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum vallahi.
Hâlâ seviyor musunuz?
Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama, insan hiçbir zaman unutamıyor… O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. “Unutmak kolay mı” başlığı mektubun. “Unutmak kolay mı deme/Unutursun Mihriban'ım” diyorum. “Düzen böyle bu gemide/Eskiler yiter yeni de/Beni değil, sen seni de unutursun Mihriban'ım” dedim… Allah o hallere düşürmesin, insan kendini de unutur…
Mihriban'dan başka aşkınız oldu mu?
Yok. Mihriban'dan başka aşkım olmadı.
Mihriban nasıl biriydi?
Valla ne bileyim, sıradan insanlara benzer birisiydi Çok mu güzeldi…
Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban diyorsunuz
Saçı da sarı değildi…
Belki bu şiirin bu kadar beğenilmesinin sebebi herkesin içinde bir Mihriban'ın olması…
Gerçek yaşanıp, yazıldığı zaman okuyucu kendini bulur. Bu yüzden diyorum ki, bence herkesin hayatında bir Mihriban var…
Musa Eroğlu da çok güzel bestelemiş…
Beste de güzel olup güfteyle örtüşünce daha bir güzel oluyor… Bunlar birbirini tamamlayan şeylerdir. Bestelendikten sonra herkes hayret etti. “40 senedir okuyorsunuz” dedim. Ama bestelenince daha güzel oldu.
Bir gün Mihriban'ı göreceğinize inanıyor musunuz?
Bilmiyorum, görmek de istemiyorum. Değişmiştir şimdi. Ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. Niye görelim? Öyle kalsın ya… İnsanların gönülde kalması, gözde kalmasından daha iyidir.
Çay banaaaa
Bazen insan sadece “bi telefon etmen yeterli biz direk yanındayız” gibi cümleler duymak ister
Tam herşey yolunda gidiyor diyorum arkada Leyla ile Mecnun’un fon müziği çalıyor
Yine mecnun
Herkesi hatırlarım seni unutmam!
günlerdir kapımı kimseler çalmıyor göğsümden içeri yokluğun sızıyor bir demlik çayım var tütünüm de geçiyor ...
Bütler sonrası ben
Kadın bakıyor adam göremiyor...