#mırıldanmalar 055
Mesela "bağımsız" ve umarsız bir müzik yaptığını iddia ediyorsan her şeyin merkezi olarak İstanbul'a değil de, elindeki imkanlar dahilinde kendi şehrine odaklansan, ben de tıpkı "aa Çek post punk'ı, Bulgar reggae'si, Tai Black Metal'i dinliyorum der gibi Adana funk'ı, Mersin synth-pop'u veya Artvin endüstriyeli dinliyorum desem daha hoş olurdu. E tabii ben müzisyen değilim ve müzik yapmak "zor".
Dinleyici olarak aklıma geldi de bir ortaya atayım dedim. Çünkü her zaman senden daha fazla dolduran, satan, indirilen, takip edilen birileri olacak ve onlara atacağın çamur da bir yerde tükenecek. Hatırlarım eskiden Zihni Müzik'den veya D-Tone "Deniz Kitabevi"nden ya da oradan buradan topladığımız demolarda şehir dışından bir şeyler dinlediğimiz zaman her yanımızı heyecan sarardı. Şimdi önümüzde koca bir yayın mecrası var ama çoğumuz, üstelik dinleyici olarak bile hala işin şekil yönüne odaklanmış durumdayız. Müzikten geçinmeye çalışmak, onunla yaşamaya, ayakta kalmaya çalışmak başka bir şey ama müzik alınması bu kadar zor bir nefes değil.
Müziğin güzelliği her soluksuz kalışında hiç bitmeyeceğini bildiğin bir "inhaler" olarak yanı başında durmasıdır. Öptüm...
13 Aralık 2015






