Yeniden yazmanın mutluluğundan gözlerim dolu dolu bırakıyorum bu linki buraya. Belki okumak istersiniz.
https://www.instagram.com/p/B-u8fk8psK6/?igshid=1aed8kgjfaf94

pixel skylines
h

titsay
taylor price
Today's Document
🩵 avery cochrane 🩵
tumblr dot com
Sade Olutola
hello vonnie

Andulka
NASA
𓃗
todays bird
occasionally subtle

oozey mess
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Discoholic 🪩
Keni
untitled
Stranger Things

seen from Türkiye

seen from Guatemala

seen from United States
seen from United States

seen from Indonesia

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Philippines
seen from Japan
seen from United States
seen from United States

seen from Norway

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Puerto Rico
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
@myhopeyou
Yeniden yazmanın mutluluğundan gözlerim dolu dolu bırakıyorum bu linki buraya. Belki okumak istersiniz.
https://www.instagram.com/p/B-u8fk8psK6/?igshid=1aed8kgjfaf94
Uzun zamandır yoktum buralarda. Terketmiştim kendimi. Aslına bakarsanız koca bir yanılgıyı yaşadığımı fark edip reddettim bu hayatı. Geçmişim boğazıma öyle bir dolandı ki nefes alamadım. Dayanamadım. Ağlamalarımı durduramadım. O kadar yoruldum ki ağlamaktan, yaşamaktan. Artık tutunacak son bir dal ararken psikiyatriste gitmeye karar verdim ve gittim. Ağır bir depresyon içerinde olduğumun yanısıra birkaç tanı daha koydu bana. Bakmayın öyle depresyon dediğime insanın içini çıkartan, benliğini sorgulatan, yaşama hevesi bırakmayan acımasız bir şeydi bu. Psikiyatristim beni psikoloğa yönlendirdi. Gittim bir saat boyunca konuştum. Çocukluğumu falan anlattım. Tam şimdi yaşadıklarımı anlatırken durdurdu beni ve dedi ki “şuraya kadar anlattığın hayatta sen hiç yoksun farkettin mi?”. 1 saat doldu. Kapıdan dışarıya çıktım. Bitik bir haldeydim. Hastanenin ilerisindeki parka gittim, oturdum ve ağlamaya başladım. Canım cayır cayır yanıyordu. Sildim bütün sosyal medya mecralarını kapattım telefonu orada öyle oturup ağladım. Kendime mutsuz olma hakkı vermeyişime, kendime yaşama hakkı vermeyişime saatlerce ağladım. Hala ağlıyorum. İyileşemedim. Geçmişim hasta benim nasıl iyileştirilir bilmiyorum.
Uzun zamandır yoktum buralarda. Terketmiştim kendimi. Aslına bakarsanız koca bir yanılgıyı yaşadığımı fark edip reddettim bu hayatı. Geçmişim boğazıma öyle bir dolandı ki nefes alamadım. Dayanamadım. Ağlamalarımı durduramadım. O kadar yoruldum ki ağlamaktan, yaşamaktan. Artık tutunacak son bir dal ararken psikiyatriste gitmeye karar verdim ve gittim. Ağır bir depresyon içerinde olduğumun yanısıra birkaç tanı daha koydu bana. Bakmayın öyle depresyon dediğime insanın içini çıkartan, benliğini sorgulatan, yaşama hevesi bırakmayan acımasız bir şeydi bu. Psikiyatristim beni psikoloğa yönlendirdi. Gittim bir saat boyunca konuştum. Çocukluğumu falan anlattım. Tam şimdi yaşadıklarımı anlatırken durdurdu beni ve dedi ki "şuraya kadar anlattığın hayatta sen hiç yoksun farkettin mi?". 1 saat doldu. Kapıdan dışarıya çıktım. Bitik bir haldeydim. Hastanenin ilerisindeki parka gittim, oturdum ve ağlamaya başladım. Canım cayır cayır yanıyordu. Sildim bütün sosyal medya mecralarını kapattım telefonu orada öyle oturup ağladım. Kendime mutsuz olma hakkı vermeyişime, kendime yaşama hakkı vermeyişime saatlerce ağladım. Hala ağlıyorum. İyileşemedim. Geçmişim hasta benim nasıl iyileştirilir bilmiyorum.
Sana anlatamadıklarımın gölgesinde sızmışım
Umut rüyalarından korkarak uyanıyoruz
Belkilerimin en büyük yanılgısısın
Sonunda üzüleceğim bir yola bile bile yürüyorum. Bu yolun bir yerinde düşeceğim ve uğruna düştüğüm o kişi bana elini uzatmayacak.
Baba, sen hayatımın en güzel rengisin.
Sessizleşiyorum çığlıklarımın en hırçın anlarında.
Doğru ya artık bazı gülüşlerde ölüme eş değer.
Böyle bir dünyada gülmek mi daha beter ölmek mi görelim.
Ölelim mi?
Boşver onu gel biz gülelim
Sadece bir kitap karakteri olmak isterdim. Sabahattin Ali'nin yalnızlığı bardak bardak içirdiği, Oğuz Atay'ın hayata tutunduramadığı, Reşat Nuri'nin uslanmaz satırlarına gizlenmiş umutlarını sırtlanan, bir kitap karakteri. Vasfım sadece bu kadar olmalıydı.
Yorgun ve durgun bakıyor gözlerin.