dokunduğum her şeyi mahvediyorum, varlığımın her yanı kusur.

pixel skylines
Xuebing Du
Jules of Nature
DEAR READER
macklin celebrini has autism
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
h
ojovivo
cherry valley forever

titsay

blake kathryn
Game of Thrones Daily
dirt enthusiast

Love Begins
No title available

oozey mess
taylor price

祝日 / Permanent Vacation
Alisa U Zemlji Chuda
wallacepolsom
seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Canada

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Germany
@nefretiminarsi
dokunduğum her şeyi mahvediyorum, varlığımın her yanı kusur.
babanın hiçbir zaman silahı olmadı. onun tek silahı dilidir. konuşarak öldürür. konuşarak yaşatır.
arkanda koskoca 21 sene ve mükemmel boşluklar, muazzam hatalar. iyi ki doğdun ya.
merhametimi tattıktan sonra benden vazgeçmen imkansız
"aniden gitmek muhteşem bir şeydir. daha muhteşem olanı ise asla geri dönmemektir."
siktim öldüler
son insani yanımı kaybetmişim
ne ihtişamlı bir yenilgi
bugün senin için savaşıyor olmam yarın seninle savaşmayacağım anlamına gelmez.
ben senin kürkçü dükkanın olamam ki. ben, sen gidip yaşam telaşına karışırken, yorulduğunda biraz dinlenebileceğin o koltuk olamam. sevme eylemini gerçekleştirmek için dolaşırken, sevilmeye ihtiyaç duyduğunda yatabileceğin omuz olamam. iyiyken tek bir an aklına gelmeyip, kötü olduğunda aklına gelen o ilk telefon numarası olamam. olmamalıyım.
bana kızıyorsundur. bunu yapmadığım için. o kapıyı sana açmadığım için. beni anlamadın ki. beni hiç anlamak istemedin. yaşama olan öfkeni biraz dindirebilmek için suçlayabileceğin kişi olmayı reddettiğim için. görmedin. duymadın. duymak da istemedin. şimdi duymayı ben istemediğim için, kızıyorsundur. kalpsizimdir, duygusuzumdur. o güzel günlerin hatrına üstelik. o güzel günlerin hatrına nasıl açmam o kapıyı. nasıl bırakmışımdır seni geride, bunu yapacağımı hiç düşünmedin ki. ihtimal vermedin. dönebileceğin bir yer olduğunu bilmenin rahatlığıyla, öyle giderken, öyle güzel ve emin adımlarla giderken, oranın bir gün orada olmayacağını hiç düşünmedin. bak şimdi oraya. dikkatlice. uzun uzun bak. gözlerini ayırmadan, elin kalbinde, derin derin nefes alarak bak. orayı ben yıkmadım. orayı ben yakmadım. öylece yok oldu orası. öylece silindi. birden değil. yavaş yavaş. görmedin. ben gördüm. biliyor musun, hiçbir şey yapmadım. öyle olması gerekiyorduların en sancılı haliydi belki de. öyle olması gerekiyordu.
bir zamanlar ben de hep orada olacağını düşünürken bunun doğru olmadığını görmek beni de bir gökdelenin tepesinden atar gibi olmuştu. alıştım. sen de alışacaksın. belki başka bir yer bulursun, belki bulamazsın. belki yalnızlık senin de omurgalarını kırar, belki senin de sesin sadece kendine çıkar. evsiz gibi hissedersin, kendi evinde böyle hissedersin üstelik. dönüp dönüp kontrol etmek istersin. orası hala boş mu. gerçekten artık gidebileceğim o yer yok mu. ben kendi savaşımı bitirdim. tüm bağları kestim, tüm fırtınaları dindirdim. senin savaşında ne yanında, ne karşında kendime bir yer ayıramam artık. o savaş senindir, beni ilgilendirmez.
ben oraya dönsem bile orası bana dönmez.
bazı şeylere şu kadarcık kaldı. bazı şeylere hiç yaklaşamadım. bazı şeyler beni yakaladı, kaçamadım.
hayatın beni kucaklamasıyla boğmasını hep karıştırdım. inişlerim ve çıkışlarım birbirine girdi. koskoca bir düğümün ortasında bazen bağdaş kurup sadece oturdum. çıkış yolunu hiç bulamadım. bu karmaşanın ortasında çok huzurlu anlarım oldu. bazen o kadar güçlüydüm ki, ben bile yıkamadım kendimi. koskoca dünyaya rağmen, kendime rağmen ayakta kaldım. sonra yıkılabilmenin ayakta kalmaktan daha fazla güç gerektirdiğini anladığım günler oldu. sayısız kahkaha attım, zihnimin içinde saklambaç oynadım. ama her seferinde, kaçtığım yerden sobelendim. kaçtığım şeylerin kucağına düştüm. sonra kaçmadım. bu sefer kayboldum. olduğum noktada, durduğum yerde evren kendini baştan yarattı. tek bir hücremi bile tanıyamadım, yabancılaştım. bazen neye tutunduğumu unuttum. en ufak şeyleri dağ yaptım, sebep aradım. bağlanma konusunda çok zorlandım. sonra bir bıçakla tüm bağları kopardım. döndüm, durdum, yürüdüm, koştum. hayatımın çevresinde dolandım. kaldırımların üstüne baktım. insanların yüzünde bir şeyler aradım. kötüyken, kimseyi, arayamadım. insanların yüzüne bakmayı bıraktım. kaldırımlara bir daha baktım. çizgilere basmadım. çizgileri ayırt edemedim. nefesimi tuttum. nefesimi kontrol edemedim. hızlı, hızlı, çok daha hızlı. yoruldum. yerimde duramadım. iz bıraktım, izimi sildim. burdayım, diye bağırdım. ben buradayım. sesimi kestim. soluğumu kestim. hayatımın çevresinde bir daha dolandım. çevremde olan insanlarla olan bağlarımı turladım. çok kalabalıktım, çok yalnızdım. varlığımı sürdürdüm, varlığımı sorguladım. kendimi güzel olan her şeyi yutan bir kara delik sandım. sonra hayatın beni yutan bir kara delik olduğunu anladım. kendimi affettim. kendimden özür diledim. hep bir savaştaydım. hep bir barış imzaladım. ama çıkış yolunu, hiç. avucumda bir hayat var, ve ben onunla ne yapacağımı artık hiç bilmiyorum.
keşke bizi birbirimize bu denli yabancı etmeseydin
kendi evimde öleyim ama başka yerde dizim kanamasın
kendi evinin varligindan suphe etmeye baslayinca dizinin derdini de unutuyorsun
mesela kendimi assam asacağım yeri buldum, bileklerimi kessem nerede yapacağımı biliyorum, kafama sıkacaksam bunun hangi silahla yapacağım belli, intihar ederken son bir şarkı dinlesem onun ne olacağını biliyorum, not yazsam kime olacağını da her şey belli. şimdi kendimi öldürmeye kalksam yarın cenazeme gelirsin. ama bir şey var, sen varsın senin için yaşıyorum bunu bilmiyorsun senin için her gün öldüğümü bilmiyorsun. sen hiç bir şeyi görmedin, sadece bana geç kalma tek isteğim bu bana geç kalırsan beni bulamazsın.
iyilesmesine yardim ettigim kisinin beni yaralamasina izin vermistim
ama bir hayat böyle mahvedilemezdi.
üç belalı kurşun.
lüzumsuz bir kalp ağrısından başka birşey değildin.
kusura bak, ne olur.
gözlerimden yaş, bileklerimden kan akarken yanımda ol