cüzdanda beş kuruş yok, resminin hatrına yanımda taşıyorum.
YOU ARE THE REASON

@theartofmadeline
RMH
No title available
styofa doing anything
hello vonnie
Keni
One Nice Bug Per Day

titsay

Discoholic 🪩
Monterey Bay Aquarium

if i look back, i am lost
macklin celebrini has autism
Mike Driver
Three Goblin Art
Not today Justin

tannertan36

Kaledo Art
Alisa U Zemlji Chuda
dirt enthusiast
seen from Tunisia
seen from Italy
seen from United States
seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from United States
seen from Nepal

seen from Argentina
seen from Morocco

seen from United States

seen from France

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Mexico
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@pirayeden
cüzdanda beş kuruş yok, resminin hatrına yanımda taşıyorum.
içki için. sarhoş olun. küfredin. sevişirken gürültü yapın. çığlık atın. kimyasallardan uzak durun. muslukları açın. gece uyumayın. sebepsiz öpüşün. ağlayın. ağlatmayın. yalan söylemeyin. başkaldırın. isyan edin. mum yakın. şarabı şişeden, sigarayı filtresizinden için. jim morrison dinleyin. olmadı tom waits. kedileri okşayın. birbirinizi okşayın. beraber duş alın. evde çıplak gezin. insanları takmayın. tadını çıkarın.
şu ağustos akşamında canıma ne kadar uzaksın.
müzeyyen'deki tuhaflığın ne olduğunu sonunda anlamıştım. müzeyyen hiç flört etmiyordu. gözlerini kaçırmıyor, heyecanlanmıyor, dili sürçmüyor, dudaklarını ısırmıyor, kendinden bahsetme konusunda en küçük bir heves göstermiyordu. ya beni etkilemek gibi bir derdi yoktu, ya da beğenilmeye çok alışkındı.
bizi aynı sokakta hayal ederken bile karşı kaldırımdaydın.
senden öteye gitmez, senden sonra hiç bitmez, derdim.
toprağın altında değilim ama ruhum cihânın sessiz mezarında yitik nil. mezar taşım yok diye ölmedim sanıyorsun.
bütün mektupları unut frida. bazı gerçekler vardır, bıçağın ucu kadar sıcak. gitmek istediğimiz yerler vardır, gömülmek istediğimiz şarkılar. oysa dürüst bir hayat için yaşlanıyor herkes. ve anılar, adresi silinmiş evlerde saklanıyor. belki unutmayı beceremiyoruz frida, aklımızda hep eski sözlerin yükü. neye dokunsak, orası çamurlu gece. nereye baksak, oradan bir rüzgâr geliyor yüzümüze. çürümek de böyle bir şey frida. eşyalar yalnızlaşır, kapanır kapılar ve tavan batar tenimize. cıvıl cıvıl günlerin rüyası giriyor uykumuza. saçlarınla konuşuyoruz, biraz gül kokuyor. ama daha çok kül, durmadan.
kim bıraktı uçurumu bu kadar yanıma?
senin gökyüzünde benim yerim yoktu.
en güzel siyasi rejimdi dudakların. öperdin, özgürleşirdim.
ve güz geldi ömür hanım. dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. yağmur ha yağdı ha yağacak. incecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı ve yüzün ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım?
Hayat insanı her şekilde sınar. Bazen vazgeçmen gerekir, bazen düşmen. Umutla girdiğin yollardan bir sokağa çıkmaman gerekir. Acıya karşı hissizliği öğrenmek için. Olmadığında zorlamamak için. Bazen büyümek gerekir. Yokuşlardan düşmek, tekrar ayağa kalkabilmek için.
bu gece yakarım yalanıma, bir şişe açarım şerefine dünya.
kalbini bilen dilini anlar çiçeğim. fazla kelâm, harflere zulüm.
ilk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. seni istiyordum, biliyordun... bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. içimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. ama o ateş gitgide büyüdü işte! şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. inanamıyorum sen var mısın? inanamıyorum bir türlü. tuttuğum ellerin mi? öptüğüm dudakların mı? kim bilir? belki de yoksun, ben bir rüya görüyorum, biraz sonra uyanacağım. herşey ansızın silinecek. ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. yine kahredici yalnızlığıma döneceğim. biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. o gün ilk defa seni gördüm. düşün sen dünyaya geleli beri kaç yıl geçmiş aradan. düşün ne kadar çok özlemişim seni? öyleyse hiç gitme ne olur? vereceğin her kedere razıyım. acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. ama gitme ne olur? dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. suya hasret, kurumuş bir ot gibiydim. yağmur olup yağdın üstüme, yeşerdim, filizlendim. sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. kimseler çalmayacak kapımı. gidersen beni bana mahkum edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. beni bana bırakma. senden bir parçayım artık, belki de baştan başa sen oldum farkında değilsin. beni bana bırakma. sen olduğun için mutluyum. sen olduğum için de. istersen ben olma. hiç benim olma. ama bırakma beni ne olur? beni bırakma.