Bildiğiniz gibi artık sanat, sergi kavramları gündeme gelince iş heykel/resimle sınırlı kalıp sizi karşısına alıp manalar çıkartmak zorunda bırakmıyor. Son yıllarda daha da benimsenen ''modern sanat'' sizin için hala kabullenemediğiniz ve saçmalık olarak gördüğünüz bir ''şey'' ise, 12 Ocak'a kadar Arter'in 2.katına çıkmanızı tavsiye ederim. Neden mi? Çünkü orada tüm bunlar için bir Bahane var!
İlkay Baliç ve İz Özat tarafından kurgulanan Bahane, Arter'in içinde bulunan diğer 3 eşzamanlı sergiye eşlik ediyor. Arter'in o güzel merdivenlerinden çıkıp 2.kata geldiğinizde kapılar açılıyor ve işte Bahane karşınızda! İlk iş girişteki panodan biraz bilgilenmek oluyor tabii, hemen broşürümüzü alıyoruz ve Bahane'yi incelemeye koyuluyoruz. İstiklal Caddesi'nin göbeğinde, bedava çay-kayve, internet, okumalık kitap, film izleme olanağı, dinlenmek ve çalışmak için bolca alan... Benim gibi evcimen ve eşyalara ilgi duyan biriyseniz burada saatler geçirmemeniz işten bile değil. Ayrıca tüm bunların yanında hemen her gün atölye çalışmaları da oluyor ki bunların hepsini buradan takip edebilirsiniz.
Birazcık detaya inecek olursak, içeride ''okumalık şeyler'' olarak anlandılıran, anahtar kelimeleri: alfabe, arkeoloji, çizgi roman, dil, eğitim, ekonomi, eşitler arasında gerçekleşen ortak üretim, feminizm, gürültü, hafıza, hikaye anlatıcılığı, katılım, kendiliğinden örgütlenme, kurmaca, liberalizm, melankoli, miras, müelliflik, müzik, oyun, performans, psikanaliz, rastlantısallık, yorumlama, ses, sessizlik, tarih, temellük... olan yaklaşık 150 kitap ve yazı bulunuyor. ''Seyirlik şeyler''e geldiğimizde ise, istediğiniz zaman -3 ayrı küçük köşede- izleyebileceğiniz video, film ve belgeseller bulunuyor. (Broşürü/websitesini kurcaladığınızda Jafar Panahi, Lars von Tier ve Michael Haneke'nin filmlerini görebilirsiniz benden söylemesi.)
Bu fotoğrafla birlikte iki ''müdahaleler''in tanıtımı yapmak istiyorum; Hayat Öpücüğü ve Söz Uçar Soru Kalır. Pınar Akkurt, Bahane'nin içeriğine katkıda bulunan insanların vazgeçip kurtulmak istedikleri eşyaları yeniden ele alarak Bahane'ye adapte etmiş. Bir ranzanın üzerinden çektiğim bu fotoğrafta -çıkarken kafaya dikkat- benim de bakış açım olan duvarı görüyoruz. Not defteri gibi satırlar, üzerlerinde de bir şeyler soruluyor. Çünkü Okay Karadayılar öyle demiş. Bahane açıldığında o satırlar boşmuş fakat her etkinlikten sonra katılımcılar boş satırları doldurmuş.
Geçtiğimiz yazın, Gezi'nin etkilerini Bienal'de görmüştük, bunun üçüncü ayağı olarak Bahane'yi de görebiliriz. Ayrıca Arter'e girişin ücretsiz olduğunu da ekleyeyim. Öyleyse neden sizin de İstanbul'un yoğunluğundan kaçmak için bir Bahane'niz olmasın?