Kırık vazolar tamirhanesine iki çay, biri soğuk olsun.
İçine düşülen kuyudan çıkmak için ne yapılır? Uzun süre bunu düşündüm, bulamadım. Bir an kuyunun duvarlarına bakmak yosun tutmuş bir kara parçasına basmaktan daha anlamlı göründü gözüme. Gözüme görüneni gönlüm sever mi dersin? Sever, sever. Tuhaf. Gönül diyorum. Ne yapacağı hiç belli olmuyor. Yeşil taşlı bir yüzüğüm var. Takınca mutlu oluyorum. İçinden hücrelerime huzur doluyor sanırım. Gökte aradığını yerde bulmak gibi. Kaybettiğimi sandıklarım odamda bir kutuda gizli oluyor bazen.
Müzik... Tüm duyguları iletebiliyor mu acaba? Sessizliğe katlanamıyorum. Tuhaftır ki yalnızlık kol geziyor damarlarımda. İnsan sesinden yoruluyorum hepsi bu. Kendi sesimi dinliyorum bazen. Katlanılmaz oluyor saniyeler. Durmadan düşünen hücrelerimi susturma şeklimin adı müzik. Seslerin arasında kaybettiğim yolumu bulduğum pusulam gibi.
Yatağa yatınca uyumak gelmiyor içimden. İçim ne istediğini bilmiyor. Bende öyle. Hüzün kötü mü? Mutlu bir fotoğraf karesinde bile gördüğüm şey nasıl kötü olur? Sadece yazdım bir anlamı yok. Sözcükler ekmek kuyruğundaymış gibi kavga ediyor. Ayırmak mı? -Hayır izlemek daha eğlenceli. Kafamı kucağıma koyup düşünmek isterdim. Belki o zaman kendimi anlamam mümkün olurdu.
İki kere düşündüğüm konularda hep aklıma ilk geleni uyguluyorum. İkincisi her zaman gönülden geliyor çünkü. Ne zaman araya girse kendimi yorganla yatak arasında sıkışmış gibi hissediyorum. Bir kitap var, sanırım içine düştüm. Zaten ismi de öyle bir şey. Ne kadar geç bitirirsem o kadar iyi düşüncesine yenildim, iki gündür elimi bile sürmüyorum. Sühan beni korkutacak derecede düşündürüyor. Bir şarkı çalıyor şimdi. Neye aşık olduğunu anlatıyor. Aşk bu bilinci veriyor mu? Neye aşık olduğunun farkında olmak bilinç üstü bir olay değil mi? Yaşamak yatarken üzerine aldığın yorganı sabah yerde bulmak mı?
Gece boyunca üzerimden atıp ürperince eğilip aldığım yorganıma benzetiyorum çoğu şeyi. İhtiyacım var hemde deli gibi ama bunu bilmesen de olur. Belki üşümem. Üşümezsem yorgana ihtiyacım olmaz. Üşürsem bulamama ihtimalim de var. Bulamadığım zaman durum değişir. O zaman aramak kelimesi tüm sözlüklerden kalksa dahi hüznüm kalkmaz üzerimden. Zarifoğlu bu yüzden ilgimi çekiyor. Bazen anlamak için dakikalarca düşünüyorum. Olmuyor. Anlamıyorlar. Anlamayacaklar. Susturmak zorunda olduğun sesleri birileri duymuş da gelmiş gibi olacak ama inanmayacaklar. Mümkün değil.