Oğuz Bal - Erkek Dublajı
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
The Bowery Presents
wallacepolsom
official daine visual archive
almost home
Today's Document
$LAYYYTER
Game of Thrones Daily
Keni

bliss lane
untitled
No title available
Lint Roller? I Barely Know Her

izzy's playlists!
art blog(derogatory)
taylor price

gracie abrams
trying on a metaphor

Andulka
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
seen from Malaysia

seen from Venezuela

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Colombia

seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Norway
seen from Bulgaria

seen from Canada
seen from Türkiye
seen from Russia

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Belgium
seen from Malaysia

seen from Poland

seen from China
@oguzbal
Oğuz Bal - Erkek Dublajı
“Şimdi ki aklım olsa ilkokul aşkımla evlenirdim. Çünkü aşk bozulmamıştı o zamanlar, gerçi aşk mıydı o da tartışılır ama neyse. Şu yaşıma geldim, içimde aynı heyecan yok, aynı arzu yok. Onu görebilmek için ertesi sabahı deliler gibi bekleme heyecanı, şu bahsi geçen midedeki siktiğimin kelebekleri yok işte. Büyüdükçe boktan bir habitata bürünüyorum belki de, belki de kelebek besleyecek yaşta değilim. Kim bilir?”
— Oğuz Bal (Erkek Dublajı)
“Bak Selma. Kalabalık bir pazar yerinde sırf kaybolmamak için annesinin elini sıkı sıkıya tutan beş yaşındaki çocuk gibi umutla ve bir bölü beş oranında korkuyla tutunmuştum gözlerinde ki ‘Seni Hiç Bırakmayacağım!’ adlı kapalı gişe yalana. Çünkü sen gülünce sanki Dünya daha yaşanılası bir gezegen, Mars daha Dünya'ya benzer bir kütle, Güneş yakından daha sevecen, Rab daha da bağışlayıcıydı benim için. Birbirlerini kovalayan mevsimler sanki daha dengeli bir devinim içinde sen elimi tutarken; kış daha bir kış, yaz daha bir yaz, bahar daha bir gözlerin… Umut bütün coğrafyalarda iki meridyen arası beş dakikadan daha da bulaşıcı, lütufkar ve asgari, mutluluk ise anne karnındaki bir bebeğe hazırlanan hoş geldin seremonisi, mavi kurdeleli… Seni seviyorum diye, bir baba evine eli dolu geliyor, bir evin bacası tütüyor, millet vekilleri daha dürüst kimseler oluyor, Türkiye ekonomik olarak Amerika'nın, teknolojik açıdansa Japonya'nın canına okuyor. Yani sen bir imkansızı çocuk oyuncağı haline getiriyorsun, kader bana kıyak geçiyor…”
— Oğuz Bal
Bir gün yine Melahat Teyze’nin bahçesinde otururken aklıma Sadri Alışık’la Filiz Akın’ın Ofsayt Osman filmindeki öpüşme sahnesi geldi. Sadri Alışık, Filiz Akın’ın şarkıcı olarak çalıştığı gazinoya girer ve garsonlar sorarlar Sadri Baba’ya: “Viski içer misiniz abi?” “O viski pahalı mı?” “Evet abi.” “Neşeli içki mi yani?” “Evet abi.” “Getirin o zaman.” Sonra masaya oturur rahmetli, etrafına janti kötü adamlar doluşur maraza çıkar, kavga sonucu Filiz Akın onu öper. Ben de SadriBaba’dan feyz alarak uzandım Şükran’ın yanaklarına, uzanır uzanmaz yedim tabii tokadı. “Ananı… Ne vuruyorsun be kızım? Yemedik ya. Bir öpücük yahu, yanaktan hem de.” “Evlenmeden olmaz.” “Ama filmlerde öpüşüyorlar bayağı bayağı, hepsi evli mi sanki?” “Sen çok film izliyorsun belli Cevdet. Ancak filmde görürsün onu. Hem ben ne Filiz Akın’ım, ne de Gülşen Bubikoğlu.” “Sen onlardan daha güzelsin bir kere.” “Yalancı.” “Vallahi billahi.” “Öpebilmek için iltifat ediyorsun değil mi? Pislik seni.” “Yok vallahi ben bir şey etmiyorum. O ne ki? Aklımdan ne geçtiyse onu dedim. Ben seni seviyorum ki Şükran.” Oğuz Bal
O değilde Şükran bu hikayenin sonunda bildiğiniz orospu oluyordu. Şaka yapmıyorum.
“Birkaç ricam var şimdi. Saçlarını her zaman ki gibi kısa kestir hayatının geri kalanında ve kulaklarının arkasına al yine saçlarını, kulakların çok güzeller… Sakın o rujunu kaybetme hani şu vişne çürüğü renginde olan. Biraz daha vakit ayır kendine her şey iş değil - seninle çok kez tartışmıştık bunu bizler kokuşmuş bir sistemin paralı köleleriyiz diye,her defasında rakı içmiş olurduk-. Rakı demişken çok içme lütfen, biliyorsun reflün var. Daha çok Sezen dinle, daha çok Tom Waits, daha çok Guns N’ Roses, daha çok Edith Piaf, daha çok Leonard Cohen… Ha bir de olabildiğince az sigara iç, ben senin yerine içiyorum zaten. Şöyle sağlam bir final cümlesi düşündüm yaklaşık bir saat. Hiç bir şey gelmedi aklıma. Bununla yetin lütfen. Parmak uçlarını öp benim için, ben yapamıyorum artık…”
— Oğuz Bal
evet evet işte tam da bu..!!
“O nasıl? Hiç aramadı mı?” “Hayır aramadı. Nasıl olduğunu bilmiyorum dolayısıyla.Evlenmiştir belki de.” “Üzülme, senin gibi bir oğlu olamayacak asla.” “Teşekkürler anne…” Oğuz Bal - Erkek Dublajı
Anadan doğma entelektüel bile olsa bir kadın ya da erkek bir kere terk edilsin yeter. Bütün o fularlı zihniyet, yabancı edebiyat okuma takıntısı ya da ağız dolusu söylenen aşırı dozda sosyalist söylemlerin yerini “bir kulunu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor” alır.
Dünya’da çözülememiş iki sır var bildiğim. Biri gözlerin. Diğeri; Elif, Lam, Mim…
Zayıfladık iyice… Dokunsalar anıra anıra ağlayacak bireyler haline geldik. Ne komünistiz, ne faşist artık. Neredeyse hepimiz depresifiz. Elimizde avucumuzdaki kırık dökük umutlarla derme çatma evler kurduk. İçlerine bizi sevdiklerine inandığımız insanları yerleştirdik hep ama yalnız kalan yine bizlerdik. Bir kez bile “Niye?” diyemedik yüzlerine, kendi kendimize konuştuk bunun yerine. Evvel zamanda içinde bizi ayakta tutan anne dualarının yerini, anti-deprasan ilaçlar almaya başladı… Çok yalnızlaştık dostum, olağanüstü yalnızlaştık hem de… Oğuz Bal
Fotoğraflarla konuşan insanlar vardır, evet.
Onlara deli deyip geçmeyin sakın, zararsızdırlar.
Sadece özlüyorlar.
Oğuz Bal
Hem ne demiş Onur abi: " Ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum! Çünkü bu 'seni seviyorum'un içine nal salmak demektir.
Biz seninle bir pergelin iki ucu gibiyiz,
Gittikçe uzağız ama gittikçe hep aynı kadere saplı.
Biz seninle birbirine uzak iki kentte dahi olsak aynı tostu dişler,
aynı çaydan yudumlar,
aynı küfrü ederiz.
Biz seninle aynı saatte kalkar,
Farklı işlere gider,
Farklı insanlara sarılır,
Farklı kaderlerle sevişiriz.
İçin acıdı değil mi?
Benim de.
Zira biz aynı şeylere acırız.
Sorsan
herkes aşık,sorsan herkes çok sevdi.
Gerçek şu ki;
herkes it gibi yalnız .
~♡ Oğuz Bal
Çalıştığı barda çok içip olay çıkartan iki zengin piçini enselerinden tutup dışarı attı İsmail. Arkalarından da kallavi bir küfür salladı. Adamların “Sen bizim kim olduğumuzu bilmiyorsun lan” tadındaki tehditkar cümleye sadece siktir çekerek cevap verdi. O an titredi cebindeki telefon İsmail'in. Gelen mesajda ’Ben artık yatıyorum hayatım, seni seviyorum’ yazıyordu. Az önce burnunu kırdığı adamın, elindeki kanını sildi bir kağıt mendile ve “Ben de seni seviyorum, huzurla uyu. Yanındaymışım gibi…” yazdı. İki dakika önceki gaddarlık abidesi adam kuzuya dönmüştü iki dakika sonrasında. Bazen olur öyle, erkekler sırf onlar mutlu olsunlar diye, kadınlar için maske takarlar.
Acılarınızı önemseyin, onlar sizin koltuk değnekleriniz.
Oğuz Bal
Ruj ve Duman - Oğuz Bal .