+ iyi misin?
- karmakarışığım.

bliss lane
Show & Tell
Cosimo Galluzzi

izzy's playlists!
Doug Jones
𓃗
Misplaced Lens Cap
★
No title available
tumblr dot com
Cosmic Funnies
The Bowery Presents

shark vs the universe
No title available

Andulka

ellievsbear

❣ Chile in a Photography ❣
Color Me Curious
untitled

No title available
seen from Italy
seen from Oman

seen from Germany
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from Netherlands
seen from Netherlands
seen from Brazil
seen from China
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from Singapore
@okalanbenim
+ iyi misin?
- karmakarışığım.
Sevgili miniğim, sana veda etmek çok kolay olmadı,ama veda etmek zorundaydım. Beni anlayacağını düşünüyorum. Kısa süren birlikteliğimizde bile beni tarifsiz bi duyguya sürükledin. Annen gibi inat çıktın, asla vazgeçmedin annecim ama hesap etmediğin seyler var. Ben seninle olmaya hiç hazır değildim, bu hazır olunacak bir şey değil diyorsun biliyorum. Ama annenin daha yaşaması gereken şeyler var. Daha büyümesi gereken konular var, daha çabalaması, kazanması gereken çok dava var. Sen fazlalık değildin elbette ama ikimiz birden bunları başaramazdık. Annen henüz o kadar güçlü bi kadın değil. Hem belki sağlıklı da olmayacaktın. Fark ettiğimde çok hastaydım annecim, çoktan bir sürü ilaç kullanıyordum, bazıları sana zarar verebilecek ilaçlarmıș. O kadar ilaca bir hastalığın olsaydı kendimi asla affedemezdim. Kendimi senin güçlü bir bebek olman için bile hazırlayamamıștım. Benim dikkatsizliklerim yüzümden bir ömür belki de hasta bir hayat sürmeni istemedim. Gerçekten emin olamazdım, olabilseydim belki yine düşünebilirdim annecim. Çok özür dilerim. Kalbin bile atmıyordu daha belki ama seninle konuştum beni anlaman için. Bir yerlerde beni bekliyor olacak mısın bilmiyorum ama kalbimde en çok sızlayan bir köşede her zaman senin izin olacak. Beni affet.
Bazı diziler vardır, sizi yaşadığınız dünyanın gerçekliğinden çekip başka diyarlara götürür. Onlarla beraber gülersin, onlarla beraber hüzünlenirsin. Tecrübe edinirsin hatta hiç yaşamadığın, göğüslemediğin zorluklara dair. Leyla ile Mecnun işte benim için öyle bir diziydi. Müziklerinde ayrı bir şey var, ruhuma işleyen farklı notalar. Omzuma dokunup seni anlıyorum diyen duygumu paylaşan gizli parmaklar gibi. Ilk konserlerini en önden dinleyebilmek ise bambaşka bir duygu. Mükemmelin kelime anlamını yaşamışım gibi, gerçekleşmiş bir hayal. Bize yansıyan samimiyetleri ise bambaşka bir seviyedeydi. O günden bana kalan ise bu resim oldu sadece, kalan her şarkı zihnimde. Zamanla belki solup gidecek hatıralarımda ama beni mutsuz gerçekliğimden alıp götürdüğünüz o güzel deryaları hep hatırlayacağım, teşekkür ederim ♥️
Unutmak en güzel yalan, bana senden kalan.
Beynim öyle bir uğulduyor ki kendi düşüncelerimi zar zor duyuyorum.
iyi hissetmenin manası değişti.
Tanımsız kaldım, insanın kendiyle savaşı kanlı.
En çok kendime acımıyorum ya șu hayatta, en büyük hatam bu.
Kalbimizi acıtan gerçekler,
Bir kuzey akşamından daha buz gibi içimizi donduran.
Aklımıza takılan gülüşler,
Düşündükçe samimiyetten uzaklaştıran .
Gerçeklikten uzak sizin bu dünyanız,
Batsın yerin dibine kirlenmiş rüyanız,
Sevgiyi hak ederdiniz samimi olsanız.
Bu gidişat iyi değil sanki
Bir bakmışsın yoksun inanki
Sizin bu dünyanız ne kadar yapay
Nasıl elveriyor yüzünüz
Dünyalar arasında sıkışmış ellerim
vazgeçemiyorum, göremiyorum geleceği
Ümidimi hangisinde bıraktım
hissettiğim şeyi açıklayabilecek gücü bulamıyorum içimde, sadece yoruyor, çok yoruldum.
Ne acı.
Herkes gitti, belki de bir daha hiç dönmeyecekler. Bu hayat bana şunu öğretti ki giden geri dönmüyor, dönse de eskisi gibi olmuyor. Hepiniz hayatımdan geçtiniz, bana kattıklarınız, öğrettikleriniz, dostluklarınız için sonsuz teşekkürler.
Dışarıda akıp giden bir hayat var biliyorum ama ne yapsam o hayata dahil olamıyorum, eğreti duruyorum her yerde. Başkaları yapınca tecrübe dediklerine, ben yapınca hata dediler. Başına gelen her zorluğa kafa tutabilenlerden değilim. Denedim ama olmadı, yapamadım. Dünya değişti ve biz kaybettik. Madem öyle, ben de geçmişe giderim bir ekranın karşısına oturur gibi oturur tüm yaşadıklarımı tekrar tekrar tekrar ve tekrar tekrar izlerim.
Kimi hayatı dolu dolu yaşar, kimisi de benim gibi geçmişe takılır ve hatıralarda yaşar. Gelecekte yerim yok, ben geçmişe aittim.
Ben, Mecnun Çınar. Ben bu oyunu denedim ama bozamadım... #Veda
Artık yazamıyorum sanırım. Çok zaman önce bir ağacın toprağa karışan yapraklarında unuttum hislerimi. Hislerim vardı eskiden, önce kalbimde daha sonrasında beynimde boşluk bulamayıp ait olabilecekleri en ufak bir yer bulabilmek için çırpınan hislerim. Şarkı olurlardı bazen, bazen sanat, bazen şiir. Yağmurların asfaltı dövdüğü bir sonbahar gecesinde, kuru dalların arasında esen en sert rüzgarlarda son dakikaya kadar tutunmaya çalışıp minicik bir rüzgarın dokunmasıyla toprağa doğru usulca süzülen bir yaprak gibi; tüm griliklerin ve çirkinliklerin içerisinde en kıymetli elmas misali korumaya çalıştığım en derin hislerimi bir gecede kaybettim. Yağmurların asfaltı dövdüğü gibi gözyaşlarımın ruhuma yağmur olduğu bir gecede alındı tüm seslerim. Uğultu dindi, hatta en hırçın fırtınalar bile yerine en parlak doğan güneşlere bıraktı. Ben güneşe ulaşmaya çalışırken benden eksildim. Gözlerimdeki ışığı yolumu aydınlatsın diye güneşe feda ettim. Eksildim, sessiz kaldım, lal kaldım. Damarlarımı patlatmak ister gibi heyecanla kalbimde dolaşan hislerim yerini hiçliğe bıraktı. Kendi içime sığamayıp taşan ben kendi içimde en büyük yabancılaşmayı yaşadım. Evim vardı ruhumda eskiden. Özenle gece gündüz boyadığım rengarenk tuvallerim, en güzel anılarımı sonsuzluğa taşıyan fotoğraflarım asılıydı duvarlarında. Led ışıklar döşemiştim her bir karışına ellerimle. El örgüsü rengarenk perdelerim vardı. Ne zaman kendi içime çekilmek istesem kendi sesimin en huzurlu melodisiyle dans ederdim orada. Sıcacıktı, sımsıcaktı ve bana aitti, bendendi. Şimdi dönüp baktığımda bir yabancıyı yüzyıllarca ağırlamış, tek bir noktasında evi gibi hissettirememiş rutubet bağlayan gri duvarlara çarpıyor sesim. Kimse yok mu? diyorum, duvarlara çarpıp dalga dalga bana tekrar ulaşan sesim hariç hiçbir ses gelmiyor başka. Hislerim gittiğinden beri o huzurlu melodiyle dans eden kızı bulamıyorum. Gülüşlerim vardı sonra, en masum en gerçek gülüşlerim vardı benim. Bir kez güldüm mü bahar gelirdi her yanıma. Kuşlar gülüşüme eşlik eder, doğa ahenk içinde ev sahipliği yapardı bana. Ve hislerim bir sonbahar yaprağı gibi düşüp toprağa karıştığından beri sanırım ben, ben değilim.