İyi ki doğmuşuz iki gözüm
RMH
d e v o n
noise dept.

Janaina Medeiros
Lint Roller? I Barely Know Her

titsay

shark vs the universe

pixel skylines
occasionally subtle
we're not kids anymore.

No title available

ellievsbear

No title available
DEAR READER
Stranger Things

Discoholic 🪩
h

JBB: An Artblog!
Alisa U Zemlji Chuda

Andulka

seen from United States
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from India
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Australia

seen from India

seen from Mexico
@orinbi
İyi ki doğmuşuz iki gözüm
Çok üzüldüm aylin. Gülü güle 👋
Kimi üzdüğümü bilmiyorum ama üzüldüğüne üzüldüm. 👋
Öyle hissettim diyelim
Hoşçakal anonim
4-5 yıl önce böyle değildin. Pozitif biriydin.
Negatif olduğumu nereden çıkardın ki
Evet eskidi. Ama başka türlü cevap yazmıyorsun. Neyin var senin önceden böyle değildin.
Ne kadar önceden?
Hıtte çoye ana coye
Eskidi
Hor baktık mı karıncaya ?
Kırdık mı kanadını serçenin ?
Ya nasıl kıyarız insana
Ya nasıl kıyarız insana...
Kalmak gitmenin yarısı olsa tamamı sevda eder diyor şarkıda.
Hayatım şu sıralar iyi gitmek için uğraşıyor mutlu olduğum anlar mutsuz olduğum anlardan fazla evet ama mutsuz olduğum anlar mutlu olduğum anların üzerini örtüyor çoğu zaman. Mesela bir bebek doğar ve hemen ardından bir yakının ölür ve sen hep ölüye ağlarsın bebek doğdu diye kahkaha atmazsın durup dururken ama ağlarsın. Yaşanmışlıklar vardı diyebilirsin yaşanmışlıklar büyük mü ki yaşayacaklarından. Buralara nereden geldiğimi bilmiyorum zaten uzun zamandır unutkanlığımı kontrol edemiyorum 5.kattaki evimin son merdivenini inip acaba kapıyı kilitledim mi diye çıkıyorum sıkça ve buna benzer bir sürü şey. Gitmek istiyorum uzak yerlere bırakıp her şeyi bütün sevdiklerini, evini, dilini, aileni yani bildiğin her şeyi baştan en baştan öğrenmek istiyorum hayatımı tekrar şekillendirmek istiyorum. Bir pijama bol bir tshirt ve spor ayakkabılarımı giyip geri kalan her şeyimi bırakıp yürüyerek gitmek istiyorum. Ve evet biliyorum ben de o ölümü o bebeğin doğuşundan daha çok önemsiyorum.
İyi ki doğmuşuz Ahmet Kaya
Her şeye gülüp geçmek lazım. Onun için sen de gül ama yalancıktan değil. Geçmişi, eskiden olanları, kalbinin sızısını, sevdiğin insanı falan her şeyi boş vererek gülmelisin.Gül hadi, güzel yüzüne gülmek yaraşır hemen şimdi. Bak, bak ben nasıl gülüyorum dünya umurumda değil. Sadri Alışık
Bugün bir sağlık bölümü öğrencisi şah damarı nerede diye sordu...
Sabaha kadar içip sınava gelmişim gibi bir sabah..
Gün cidden aymadı ama yaaa
İyi ki doğmuşuz Ahmet Kaya
Sabah sabah nerden geldi aklıma bilmem dendik boşlamışım buraları. Kimin ilgisini çekti olmadığım ya da ne kadar olmadığımı hissettiğiniz açıkçası umrumda değil. Burası benim için sadece kendim bildiğim arada girip neler yazmışım neler paylaşmışım diye baktığım bir yer. Bu aralar da bir yazma isteği var içimde günlüğüme duvarıma elime kitap aralarına her yere birkaç harf iliştiresim geliyor. Bir melankoli durumunun içindeyim şu sıra kimseyle konuşmak istemiyorum. Ot olmak istiyorum, dağdaki bir ot öylece kalmak istiyorum orada biri beni ezene kadar öylece kalmak. İnsan olmak bana göre değil çünkü.
Tek hücreli değiliz ki, bölünerek çoğalalım!
4 yaşında iki çocuk var. Oyun oynuyorlar. İkisi de çok meşgul ve çok ciddi. İkisinin de kaşlar çatılmış, diller hafifçe dışarı çıkmış. Halı üzerinde araba itme işinin, hayatlarındaki en önemli işler sıralamasında, ilk üçe girdiğinden eminim.
Sonra, büyük (ve hayati) bir mesele patladı. Kırmızı arabayla önce kim oynayacaktı? Paylaşamadılar arabayı. Bir süre vır vır konuştular, kavga ettiler ve tabii ki, küstüler. Herkes yapayalnız kaldı. Kırmızı araba ve çocuklar. Oyun bitti, eğlence bitti. Çocuklara sorsak, o an hayat bitti.
Birkaç dakika sonra, mutsuzluktan sıkıldılar. Biri boya kalemlerini çıkardı ortaya. Aniden resim yapmaya başladılar. Beraber boyadılar, güldüler, resimleri beğenmediler, baştan yaptılar. Çok meşgul ve ciddi haller geri geldi. Resim yapma ve boyama işinin, hayatlarındaki en önemli işler sıralamasında, ilk üçe girdiğinden emin oldum.
4 yaşında iki çocuğun tek derdi hayatlarının mutlu ve huzurlu bir şekilde devam etmesiydi; öyle devam etti. Ortalıkta hiç inat, hırs, ego, gurur, bencillik, geçmiş hesaplar, kıvırmalar, birtakım koşullar, “benim dediğim olsun”lar, “bizim duruşumuz net”ler, “ama”lar görülmedi.
Ben de onlara kızdım. “Böyle olmaz! Bir muhalefet partisi var, ondan biraz ders alın!” dedim.
Hayat bu kadar basit değil çünkü. Ortak bir amaç için geri adımlar atılacak, kişisel hırslar bir kenara bırakılacak, fedakarlıklar yapılacak, biri elini uzatacak, öbürü o eli tutacak, birleşecekler, yanyana duracaklar öyle mi?
Olmaz. Yaptıkları tamamen çocukluk.
Neyse ki, büyüyecekler ve doğru davranmayı öğrenecekler. Bir türlü uzlaşamamayı, karşıdakini duymamayı, anlaşma yolu aramamayı, devamlı konuşup hiç çözüm bulmamayı, ne dediğini bilmemeyi bilecekler.
Ortalık yanarken, biri “Benim yangın söndürücüm en güzeli. Yangını bununla söndürelim.” diyecek. Diğeri, “Hayır, suyla söndürelim.” diyecek. Öbürü de “Bence üfleyelim. Yangın, üfleyerek söndürülür.” diyecek. Onlar tartışırken, her yer kül olup gidecek. Sonra, “Yangını lanetliyoruz.” açıklaması gelecek.
Hiçbir şey yapmadan, öylece durup “Bakın biz duruyoruz. İsteyen varsa, yanımıza gelsin!” diye çağrı yapacaklar. Kimi, nereye, nasıl çağırdıkları belli olmayacak. Aslında kimseyi çağırmak gibi bir dertleri olmadığı, çok fena belli olacak. Sonra, “Çağırdık işte! Gelmeyenleri kınıyoruz.” açıklaması gelecek.
Çatılarıyla övünecekler. Bir toplanma, birleşme olacaksa, onların çatısı altında olması gerektiğini söyleyecekler. Bütün kuşlar onların çatısına konsun, bütün bayraklar onların çatısına asılsın isteyecekler. O çatının nasıl da çatırdadığını, yakında kafalarına çökmek üzere olduğunu hiç fark etmeyecekler.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına, “anayasaya aykırı ama evet” diyecekler. “Bu işin neden yapıldığını biliyoruz ama itiraz edersek, teröre destek veriyormuş gibi görünürüz sonra maazallah!” gibi basiret, akıl, izan, mantık ve şuur dolu açıklamalar yapacaklar.
Bitmedi… Günler geçecek ve birilerine dokunulduğunda, aaa, en çok bunlar şaşıracak, isyan edecek. Koşarak kınayacaklar. Sonra da bu işte hiç payları yokmuş gibi, yüzleri kızarmadan telefon edip “geçmiş olsun ya!” diyecekler.
Düşünme haklarını, sadece “elalem ne der?” diye düşünerek kullandıkları için düşünmeden hareket edecekler, düşünmeden konuşacaklar, düşünmeden korkacaklar, düşünmeden mitinglere gidecekler, düşünmeden destekler verecekler.
İçinde “umut, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, barış, cumhuriyet, halk, ülke” geçen cümleler kuracak ama kendilerinden başka kimseyi sevmeyecekler, görmeyecekler.
En üzücüsü de ne yapmaya çalıştıklarını kimse (ama gerçekten kimse) anlamayacak. Ne içeri, ne dışarı. Ne kendi arkadaşları, ne sevenleri, ne de sevmeyenleri. Sol taraftan, “elma destekçisi”, sağ taraftan “armut destekçisi” olarak kabul edilecekler. “Muhalefet olarak her yolu deniyoruz ama kimseye yaranamıyoruz.” diye üzülecekler.
Her yolu deneyip durmak yerine, bir yol sahibi olmak gerektiğini, denemelere zaman kalmadığını; bölünerek çoğalmanın, sadece tek hücreli canlılara ait bir meziyet olduğunu hiç bilmeyecekler.
Reyya Advan (gazete duvar)
İyi ki doğmuşuz Ahmet Kaya
3id'kin mberek 3aleykun ya ihvven yılbel le kil seniy bil hayr.
Asimile olmamış kültürüne geleneklerine sahip cıkan bütün arap alevilerin Gadir-i Hum bayramı kutlu olsun.