doğru düşünen insanların büyük büyük lafları olmuyor: sessiz sessiz dinliyor, sakince gözlüyor ve genelde gülümsüyorlar.

tannertan36
noise dept.
d e v o n
🩵 avery cochrane 🩵
Lint Roller? I Barely Know Her

ellievsbear
RMH

Discoholic 🪩

@theartofmadeline

❣ Chile in a Photography ❣

Origami Around

#extradirty
art blog(derogatory)
★

pixel skylines
Show & Tell

Kiana Khansmith
Sweet Seals For You, Always

gracie abrams
macklin celebrini has autism

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Egypt

seen from Türkiye

seen from Saudi Arabia
seen from France
seen from United States
seen from United States

seen from China

seen from Türkiye
seen from Iraq

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Singapore

seen from Australia

seen from Australia

seen from Philippines
seen from United States
@ortanca-cocuk
doğru düşünen insanların büyük büyük lafları olmuyor: sessiz sessiz dinliyor, sakince gözlüyor ve genelde gülümsüyorlar.
"Özet çıkarmak gerekirse: Başlarken muhteşemdik, biterken tükenmiştik, sadece bu!"
Nazan Bekiroğlu - İsimle Ateş Arasında
Geçenlerde bir kitap okudum, adı Momo. Şu sıralar her yerde görebileceğiniz, insanların beğendiği, masal tadında gerçekleri yüzümüze vuran harika bir kitap. -Okumadıysanız mutlaka okuyun.- Neyse bu kitapta zaman çalan duman adamlardan bahsediyor, insanların zamanını çalıp o çaldıkları zamanla besleniyorlar. İşin garibi ne biliyo musunuz? Kitaptan sonra şunu fark ettim; tek zaman çalan duman adamlar yok çevremizde. İnsanların mutluluğunu çalan, mutsuzluğu aşılayan, mutlu olduklarında sinir krizi geçiren kanlı canlı "insanlar" var. Mutsuzluğu tüm dünyaya yayma peşindeler. Bir insanın bir insanı sevmesini, onunla mutlu olmasını, ufak şeylere sevinmesini kaldıramıyorlar.
Çok merak ediyorum bu kadar mı sevgi nedir bilmiyorlar? Hiç mi sevilmediler? Hiç mi mutlu olmadılar? Ne oldu sizlere?
Bizler ki birbirinin gıyabında dua eden insanlardık ne ara bu kadar kötü kalpli olmayı başardık? Kendinizi bir silkeleyin, durup biraz düşünün. Bir insanın mutluluğu çevresine yayılır farkında olmadan sizin de mutlu olmanıza sebep olur ama mutsuzluk, kıskançlık, haset bunlar size mutsuzluğu çığ gibi büyütüp üzerinize gelir.
İdolümsün teyzee
Ben derse gidiyorum diye dolmuşta oturup kelime çalışırken çaprazımdaki teyze çıkardı şişelerini örgü örüyor. Hem de dolmuşta. Dol-muş-ta!!! Resmen bi on yıl sonraki halim. Birazdan yanına oturup model almaya başlıcam az kaldı. Hmm kııııız o bebe yeleği değil mi hem de pembiş pembiş! Bakıyım elindeki şiş kaç numara? Hı hıım tamam 3-3,5 numara işimizi görür. Canımsın 💞
İlmin başı ve ortası acı, sonu tatlıdır.
Şu yaşıma geldim hala ödevlerimi son dakikaya bırakıyorum. İlla yumurta perona girecek, illa yetişecek mi diye kendimi bi strese sokmam lazım. Ben de hayatıma böyle renk katıyorum :))
Çok zekice sondakileri hep ben yazdim cunku çok hoşuma gitti annesine orgu modeli aciklayabilmek icin binbir takla atan tek kisi olmadigim ayni zamanda benim gibi doctor who hastasi olan ve ayni zamanda dusuncelerimin bu kadar benzedigi biri ile karsilasmak beni sevindirdi ☺
Kap gel şurdan iki çay da oturup azıcık muhabbet edek diyesim geldi :)) hangimiz yalnızız şu dünyada canım, çok sıkılırsan yaz böyle arada hatta isminle gel baş belası derslerinden dert yan ben dinlerim ;)
Sence ???
Bilmem, zaten bilsem sormazdım diiiiğ miiiii?
Kaç yasindasin
25 oldum galiba sevgili anonim :) bu soruların hepsini aynı kişi mi soruyor çok merak ettim 😅
Ben de bayılırım ve blogunu çok sevdim çok içten bir kalbin var Rabbim seni hep iyi insanlarla karşılaştırsin 😀
Allah razı olsun, Rabbim cümlemizi kalbi güzel insanlarla karşılaştırsın. Mutlu ettin anonim, sen de mutlu olursun inşaAllah😊
Doctor who sever misin???
Doctor Who'ya bayılırım 😍
Merhaba 😊Adın ne ?
Merhaba ✋😊 adımın ne önemi var anonimcim yakınlarım bile ismimle değil kafalarına göre sesleniyorlar😅
Köylerde gezerken inek dışkılarından yeni yapılmış buram buram kokan tezeklerin yanında elimde simit yiyerek dolaşıyorum. Bütün yakın arkadaşlarım burada, yedi yıldır aynı telefonu kullanıyorum (Blackberry 9800).
Satsanız 150 lira etmez, ama bir hafta şarjım dayanıyor, üstelik istediğim her yeri rahatça arayıp, bütün sosyal medya hesaplarıma bakıp, maillerime cevap verip, kaybolduğumda navigasyonuyla yolumu bulabiliyorum.
Her ortamda da masanın üstüne çekinmeden koyuyorum… Böyle bir fotoğraf paylaştığımdan dolayı benim ne maaşım, ne yetkilerim, ne mevkiim ne de insanların bana olan saygısı, sevgisi azalmıyor.
Aynı şekilde 7 yıldır aynı telefonu kullandığım için de hiç kimse beni küçük görmüyor. Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde görev yapan 5 Türk kalkınma uzmanından birisiyim. Günlük ortalama 14 milyon lira cirosu olan bir gemi ikmal limanının proje sahibiyim.
Sadece geçtiğimiz yıl ülke ekonomisine 5.2 milyar dolar para kazandıran bir ekibin masa başındaki ismiyim. Yine bir telefonumla milyar dolarlık gemilerin güvenerek geldiği sayılı isimlerden birisiyim.
Ayrıca turizm veya kırsal alanda yapılacak her projeye 10 milyon liralık hibe desteği sağlayan imzaya sahibim… İşte insanlar buna bakıyorlar…
Sizin mevkinize, beyninize ve kariyerinize bakıyorlar.
Telefonunuza veya yediğinize içtiğinize değil, anlatabildim mi? Bakın bugün 3 bin liraya iki tane yabancı dil kursuna gidip burada AB bünyesinde kokartlı rehber olabiliyorsunuz.
Aldığınız maaş ise tam 12 bin lira!
Sonra Turizm Bakanlığına geçerseniz eğer, aldığınız bu maaşı da katılıyorsunuz. Yani kafanızı çalıştırırsanız bugün bir Iphone 7 parasına geleceğiniz kurtuluyor arkadaşlar!
Size yemin ediyorum buraya Samsung’u, Iphone’u üreten adamlar geliyorlar ve ellerinde halen 10 senelik telefonlarla konuşuyorlar, fakat devamlı ellerinde kitap var ve okuyorlar.
Kendilerini geliştiriyorlar. Bir kere bile odalarında bir dizi veya aptal yarışmalar seyrettiklerini görmedim. Telefonları sadece çaldığı zaman çantalarından çıkartıyorlar, çünkü hayatı gerçekten gezerek eğlenerek sosyal bir şekilde yaşıyorlar.
Magazin manyaklarının takıldığı Instagram’da veya sanal alemlerde değil! Abartmıyorum Volvo’nun yeni modellerini yapan mühendis bile halen 15 sene önce yaptığı arabaya biniyor.
Neden yeni yaptığınızı kullanmıyorsunuz?, diye sorduğumda ”Çünkü ihtiyacım yok” diyor! Düşünsenize ne kadar eski araba kullanıyor olsa da ”İşte bu adam Volvo’nun mühendisi” diyorlar o kadar! Ve işte insanlar da buna bakıyor arkadaşlar…
Geriye kalan benim telefonumun modeliymiş, ayakkabımın markasıymış, nerede kiminle ne yediğimmiş. Yemin ediyorum kimsenin umurunda bile değil arkadaşlar.
Çünkü bunlarla adam yerine konulmuş olmuyorsunuz! Umarım az da olsa bir şeyler anlamışsınızdır da geleceğinizi düşünüp ailelerinize acı çektirmezsiniz!
Markaya, son modaya, sosyal medyaya bu kadar dalmışken uyarı gibi uyarı...
"Eğer insanlar imgelemleriyle geçmişteki kederin anılarını çağrıştırmak uğruna bu denli çaba gösterecekleri yerde, kayıtsız bir şimdi'ye katlansalardı, çektikleri acı daha az olurdu."
Kızlarınızı yetiştirdiniz. Sokakta yürümeyi, sınıfta oturmayı, evde hizmet etmeyi, kocaya itaat etmeyi, şehir dışında okumamayı, hatta hiç okumamayı öğrettiğiniz de oğullarınıza ADAM olmayı öğretemediniz. Yazıklar olsun.
"Kader, insanı bir yerde beklemez; gelir, geçer; acele eder ve gider."
"Kaderim böyleymiş, diyerek kadere yürümek her zaman masum kılmaz bizi. Çoğu kez direnmek de gerekir. Masumiyet bazen olmakta olana karşı koymakla elde edilir bir şeydir."