Tanpınar’la Cansever komşuymuş!
Tanpınar’la Cansever komşuymuş! Ben bugün ‘’her yalnızlık biraz ihtilal’’ diyen ve fazla şiirden ölen Edip Cansever’in, Ahmet Hamdi Tanpınar ile komşu olduklarını öğrendim.
Cansever’in babası Fazlı Bey askerlik görevi için İstanbul’a gelir. Daha sonraları Kapalı Çarşı’da turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başlar. Edip Cansever de o sıra, Gelenbevi Ortaokulu’nda başladığı eğitimine bir yıl sonra Kumkapı Ortaokulu’nda devam eder. Cansever, Kumkapı Ortaokulu’nda okurken komşuları Nigar Hanım, kocası ve iki kardeşi ile birlikte yaşamaktadır. Kardeşlerden biri Kenan Bey, diğeri Ahmet Hamdi Tanpınar’dır.
Cansever, o yılları Mehmet H. Doğan’a gönderdiği otobiyografisinde şu cümlelerle anlatıyor:
‘’Orta okuldayım. Tanpınar'ın kardeşi Kenan bey velim. İkinci sınıftayım yani, Kumkapı Orta Okulu'nda. Birinci sınıfı Gelenbevi Orta Okulu'nda okudum, Fatih camisinin arkalarında. Anılarım çok silik. Tarzan kartlarıyla “alt mı üst mü” oynamak, üstünde hayvan resimleri bulunan kabartmalar alıp satmak, başka?.. Başka bir şey yok. İkinci sınıfta ilk şiirimi yazdım. Bir çocuk dergisine yolladım ve çıktı. Artık şairdim. Hayat ansiklopedilerini toplayıp ciltlettim. Bu ara horozum da öttü, erkekliğe geçtim. Son sınıfı da aynı okulda okudum ve bitirdim. Kumkapı'dan çok iz kaldı bende. İstasyon, mendirek, kiliseler, Ermeni evleri… Kızıl ve sivri sakallı müdür, balıkçılar, Gedikpaşa meyhaneleri… Martılar, iyot kokuları… Sonra Langa bostanlarına gitmeler, Yenikapı’‘daki kömür iskelelerinde yüzme öğrenmeler, donumuzu başımızda kurutarak eve dönmeler. İlk radyo, ilk pikap. Münir Nurettin'in, Safiye'nin,Müzeyyen Senar'ın plakları…’’
Edip Cansever, 1946’da İstanbul Erkek Lisesi’nde ortaöğrenimini tamamlar. Ahmet Hamdi Tanpınar, Edip Cansever’in o yıllarda yazmış olduğu şiirlerini okuyarak eleştirilerde bulunur. Edip Cansever bu karşılaşma sırasında etkilendiği Ahmet Hamdi Tanpınar için, Türkiye’nin en kültürlü sanatçılarından biriyle daha o gün karşılaştığını anladığını söyler ve ekler:
“Bir gün… Evet, bir gün Tanpınar şiirlerimi görmek istiyor. 17-18 yaşlarımdayım. Tüneldeki Narmanlı Yurdu’na gidiyorum. Bana kocaman bir kahve fincanıyla bir kahve sunuyor. Gene kocaman masasına oturup gözlüğünü taktıktan sonra, hiçbir bıkma belirtisi göstermeden bütün şiirlerimi okuyor. Okuması bittikten sonra başını kaldırıp (iyice aklımda) ilk cümlesini söylüyor:
‘Bu şiirler çok güzel, hepsi de güzel. Ama hiçbiri şiir değil!’
Tabii bu yargı iyiden iyiye yadırgatıyor beni, yine de anlamış görünerek çıkıyorum dışarı.”
Bugünkü öğrenime şunu ekleyip bitiriyorum, Tanpınar'ın beğenmeyişi bile samimiyetin en muzip, en sıcak haliymiş. Yaşasaydı, şiir yazsaydık da beğenmeseydi…
Kaynaklar:
Edip Cansever’de Varoluşçuluk İzleri, Hilal İpek (Yüksek Lisans Tezi) Eray Canberk, A’dan Z’ye Edip Cansever, Yapı Kredi Yayınları (Kitap-lık Dergisi 61. sayı Armağanı, Mayıs 2003), İstanbul, 2003, s.5.












