Kendimden korkuyorum sana bir şey yaparım diye! Ne bileyim, aşık olurum falan.
Oğuz Bal
No title available
Today's Document
Jules of Nature

pixel skylines
No title available
Xuebing Du
noise dept.
Three Goblin Art
styofa doing anything
Peter Solarz
tumblr dot com

#extradirty
h
KIROKAZE

blake kathryn
wallacepolsom

Andulka
DEAR READER
i don't do bad sauce passes

No title available

seen from India

seen from Sweden
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Brazil
seen from Australia

seen from Iceland
seen from Malaysia
seen from T1
seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from France

seen from United States

seen from Iceland
seen from United States

seen from Türkiye
@ozlemlervesen
Kendimden korkuyorum sana bir şey yaparım diye! Ne bileyim, aşık olurum falan.
Oğuz Bal
Ön yargım
O kadar alıştım ki bazı şeylere artık önemsemiyorum bile hep aynı senaryolar sadece değişen yüzler.Beklentiler herkesin farklı anlayışı bakışı farklı olmayınca olmuyorda yapabilecek birşeyde yok.Sonuçta bile bile anlaşamadığını gördüğün halde ha gjayret demenin de bi manası yok.
İnsanlara bakıyorsun o kadar delik deşik haldesin ki bu sefer ön yargılarınla hareket ediyorsun.Acabalar kafanda canlanıyor.Bence iyi niyetli insanlar bu korkularından dolayı kendilerine bir koruma kalkanı koymuşlar.Bu da iyi niyetlerinden kaynaklı geldiğini düşünüyorum.Öbür türlü zaten içten pazarlıklı bir insan nasıl avlarıma gider.
Bu yapım önceden sadece içte kalır aman derdim bir yanlış yapmiyim diye ama artık bakıyorum fark etmiyor ki ben zaten konuşurkende yine iyi biriyim artık sorun görmüyorum.Hatta düşündüklerimi daha direk söylüyorum.
Zaten tanımadığın bir insan için önyargılı da davranmış olabiliriz seçimlerinden,davranışlarından.Bu yüzden herkesi tanımakta lazım ama zaten yanlış düşünüyorsan karşı taraf hemen izah ediyor seni tatmin eder etmez ama akıllı insanla uğraşmak gerçekten güzel.Zekaya hastayım :)
“Gülmek; “saf” denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise; “duygusal” görünme riskini… Birine yakınlaşmak; “kendini kaptırma” riskini, Duygularını açmak; “kendini ortaya koyma” riskini, Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; onları başkasına kaptırma” riskini göze almaktır. Sevmek; “karşılık görememe” riskini… Yaşamak ise; “ölme” riskini göze almaktır. Umutlanmak; “hayal kırıklığına uğrama” riskini Çabalamak ise; “başarısız olma” riskini göze almaktır… Ama riskler yaşanmalıdır. Çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir, ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.” LEO BUSCAGLİA - Yaşamak, Sevmek
Türümüzün bir özelliği bu. Bir yandan beş para etmeyen şeylere dünyanın parasını verir, bir yandan da maddi değeri yok diye dünyanın en güzel şeylerinin bedava olduğunun farkına varmaz ya da küçümseriz.
Gündüz Vassaf - ” Cennetin Dibi ”
Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir.
Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler. İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görmek istediğini söyler.
Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür. Bunu gören Beethoven, “lütfen benden birşey isteyin” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek.
Kızın cevabı şu olur; “ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?”
Bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını, doğaçlama olarak besteler.
Ludwing Van Beethoven - ” Şevkatin Büyüsü ”
Kafalarımızın içinde bizleri meşgul eden şeyleri susturmalı, bir çözüme bağlamalıyız ki sessizliğin öğreteceği şeyleri dinlemeye başlayabilelim.
Theodore Roszak - ” Bilincin Evrimi ”
Bir insana yüzde yüz güvenmekle yüzde doksan dokuz güvenmek arasında dağlar kadar fark vardı. Çünkü eksilen yüzde birin nerede eksildiğini bilemezdin ve dünyanın bütün kazıkları o küçük ”bir”in içine saklanabilirdi.
Hande Altaylı - ” Kahperengi ”
Para denilen mehtabını siktimin aracı harcanmak için değil mi ?
Ama bazı beyinsizler vibratör niyetine kıvırmalı olarak kullanıyor. Öncelikle erkekliğinden, sonrada o karakterinden utan.
Yaşanmışlıklar,farkındaları beraberinde getiriyor.
G.G
Ben beklerim.. Dönmen için değil, pişmanlığını görmek için.
Bob Marley
Bir insanın kütüphanesine bakarak onun nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz bence. Fatih’in kitaplarına bakın. Bir sultanın Aristoteles’le, St. Thomas Aquinas’la ne işi olabilir? Fatih Sultan Mehmed, muhteşem bir savaşçıyla olağanüstü bir entelektüelin birleşimi. Öğrenme aşkı var bir kere. Gerçek bir Rönesans adamı. Büyük İskender’de benzer bir kişilik görebilirsiniz. Mesela Atina’yı fethettiğinde diyor ki “Tek sorun şu: Agamemnon Truva’yı ele geçirdiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok.” Çok etkileyici değil mi?
John Freely - ” Büyük Türk ”
Bana göre
Değişiklik insanın her kademesinde olabilecek birşey.Zaten değişim üzerine kurulu bir hayatta yaşıyoruz.Hiç birşey eskisi gibi durmuyor zamanla zaten çok daha değişiklikleri uğruyor.İnsan en fazla olgunluğu acı çekerken yaşıyor.Sorgulamaya başlıyor neden böyle oldu böyle olmasaydı mahkemeler kuruyor kafasında bu da zaten senin hatalarını da elinden gelmeyen şeyleri de herşeyi gösteriyor.
Şartlar hayatın her kademesinde insanı değiştirebiliyor.İnsanın hayatında şartların önemi büyük.O şartlara göre hareket etmesi de beklenecek birşey ki çünkü o da yaşadığı ortamda gördüklerinden etkileniyor.
Ben gerçekçi yaklaştığımı düşünüyorum olaylara.Ama bilinmezcilikte buna katılabilir.Çünkü her zaman doğrular üst üste gelince yada mantıklı şeyler üst üste geldiğinde kesin biye birşey yoktur.Ama onu da inkar edemezsiniz yoktur diye de.
Kalbi çok hareket ettiğimden bazen mantığım devre dışı kalıyor bu da benim en kötü yanım diye tanımlıyorum kendimce.
Ama mantık ölçülerinde de olaylar bana zaten ters geliyor.Hareketleri,yaptıkları artık bu yüzden kafa da birşeyleri silme vakti gelmişti zaten.
Heycanımı başka bir yere verdim belki de bilmiyorum hissettiklerimi düşünceleri paylaştığım biri var.
Düşünceleri hissettikleri duyguları güzel bir insan karşıma çıktı bu arada.Akışına bırakarak konuşuyoruz güzel birşey var ama gerçekleşmesi lazım adı konması lazım acele etmeye gerek yok desemde istiyor işte kalp.
Ama mutlu olacağıma inanıyorum.
Aşk bitti , sevgi başladı.
Aşk mı sevgi mi?
Giden her sevgilinin ardından hep biz olduk el sallayan haykırsak duyarlar mı sesimizi? hangi sevdadan galip çıktık ki?
Yürüyoruz sessiz ve kederli nevizade geceleri inletiyoruz hep çıkışında istiklal caddesini…
Boşuna çekilmedi bunca çile içiyoruz gündüz gece haykırdık ama duymadı hiç kimse peşindeyiz heryerde…
Zaten aşklar hep yalan dolan sonu hep acı hüsran bize her sevdadan geriye kalan sadece Galatasaray
Cimbombomum cimbombomum canım feda olsun sana hiçbir şeye değişilmez senin sevgin bu dünyada…