saçların dağılmış, dudağında sigaran. çakmağın kaybolmuş ama daha farkında değilsin. ceplerini yokla. birkaç bozuk para, kullanılmış peçete, birbirine dolanmış kulaklığın. şimdi gözlerini yumup birkaç küfür sıralayacaksın arka arkaya. hiç de sevmezsin birinden istemeyi. fakat içmen lazım, gereklilik artık senin için. "pardon çakmağınızı kullanabilir miyim?" ve sonrasında aklının bir köşesine yazacaksın, belki de bininci kez.
yürüyerek içmeyi sevmiyorsun, tadı çıkmıyormuş öyle. bir apartman kapısının önündesin. gülmüyorsun ama gülsen yeridir. bir şeyler dinlemek istiyorsun fakat aklına gelecek. saçma, çıkmıyor ki. o kadar telefonu eline aldın bir de mesaj mı atsan?