Çok unutulmuş, pek hatırlı...
h
we're not kids anymore.

❣ Chile in a Photography ❣
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Cosimo Galluzzi

pixel skylines
One Nice Bug Per Day
dirt enthusiast
Game of Thrones Daily

Origami Around

tannertan36
ojovivo

Love Begins

oozey mess
Three Goblin Art

#extradirty
i don't do bad sauce passes

No title available

Janaina Medeiros

Product Placement

seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Australia

seen from United States
seen from United States
seen from Chile

seen from Malaysia

seen from Australia
@padok
Çok unutulmuş, pek hatırlı...
Her insan hakikatin ne kadarına dayanabileceğini seçmeli...
Hayır, anlamazlar....
Yanlış görevlerde bulunan insanlar, sosyal sistem hakkında tehlikeli düşünceler besleme ve mutsuzluklarını başkalarına bulaştırma eğilimi gösterirler.
Cesur yeni dünya
yani yazmamı önerir misiniz? ekşide falan kotu yorumlar çok ağırlıklı. dersler de pratikten çok teoriymiş. ne yapmalıyım, ne önerirsiniz? veteriner fakültesi yazmayı ciddi ciddi düşünüyorum ama Ankara'dan emin değilim..
Veteriner fakültelerini bitirmek genel olarak zordur. Sebebi teorik ve uygulamaların diğer fakültelere göre daha yoğun olmasından kaynaklanır. Ancak mezuniyet sonrası iş bulma alanı bir çok fakülteye göre çok daha fazladır. Çünkü mesleğimin çalışma alanı çok geniş. Ancak hangi fakülte tercih edilmeli diye sorarsan, bu senin mezun olduktan sonra ne yapmak istediğine bağlıdır.Eğer bakanlığın (gıda,tarım ve hayvancılık) her hangi bir biriminde kpss ile atanıp memuriyet düşünüyorsan herhangi bir veteriner fakültesini kazanıp mezun olman yeterli. Eğer mezun olduktan sonra büyükbaş hayvancılık üzerine klinik açıp serbest çalışmayı düşünüyorsan veya kendi üretim işletmeni kurmak istiyorsan, hayvancılığın ve hasta potansiyelinin yoğun olduğu klinik ve hastahane imkanı iyi olan fakülteleri göz önüne almalısın (bursa, elazığ, erzurum..). Mezuniyet sonrası pet kliniği açıp işletmeyi düşünüyorsan pet hastalarının yoğun olduğu büyük şehirlerdeki fakülteleri göz önünde tutmalısın (istanbul, ankara, bursa, samsun...). Gelelim sorunun cevabına. Ankarayı kimler tercih etmeli? Üniversitede okurken aynı zamanda yabancı dil eğitimi almak için ankaranın imkanlarından yararlanmak isteyenler (dil kursları, odtü kursları, yds kursları...), üniversite sonrası akademisyenlik, bürokratlık, bakanlık uzmanlığı gibi alanlarda çalışmak isteyenler, üniversitede okurken aynı zamanda sosyalleşme açısından şehrin imkanlarını kullanmak isteyenler (tiyatro,opera,kütüphane,stk...). Yani ankaradan sadece fakülte diploması alınmaz, üniversite hayatın boyunca o şehir sana çok farklı kazanımlar sağlar. Ancak şunu net olarak söyleyeyim her fakültenin artısı-eksisi vardır ve veteriner fakülteleri diğer fakültelere göre eğitimi daha yoğun ve dolayısıyla daha da zordur.
okulunu seviyor musun?
Üniversteden 2009 da mezun oldum ama üniversitede kalınca okuldan ziyade iş yeri gibi benim için fakülte.o nedenle elimizden geldiği kadar güzelleştirmeye çalışıyoruz fakülteyi.hem bizim için hemde öğrencilerimiz için.
Kırmızı pazartesi kitabı hakkında ayrıntılı eleştiri yapar mısın ☺️
Kitabın ilk sayfasında biliyoruz aslında santiego nasarın öldürüleceğini ama gabriel garcianın anlatımı sürüklüyor sizi kitabın sonuna.benim kitaptan aldığım duygu ise kitlesel duyarsızlık.alt metinlerde öldürüleceği bilinen birine etraftakilerin sesiz kalması vurgusu var.namus cinayetleri sadece bizde yokmuş dedirtmişti bana.tek farkı bizdeki bu tarz romanlarda (ilk aklıma gelen yılanı öldürseler-yaşar kemal) toplum sesiz ve seyirci kalan değil,aksine tahrik eden bir durumdadır.
Nasıl karar verdiler?
yazmaya,yazar olmaya...
Türk Veteriner Hekimliği Öğretimi’nin 174. Yılına küçük bir anektod.
Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır.
Yorgunluklarımıza çok şey borçluyuz...
güzel günlerde gördüm,dön bak onlara !!!
Gece hayatı dediğin başka nedir ki?
“Sevmek, lokmanızı çiğnemeyi unutarak masa başında kalakalmaktır”.
Tarih tekerrür edince !!!
Alfabeyle aramı düzeltip kelimelerle savaşa girme mühimmatı edindiğimde cephede hep bambaşka ülkeler oldu. Hangisine silahı doğrultsam mermi değiştirmem, hangisine selam dursam yeni bir lisan edinmem gerekti. Öyle kalabalıktı ki ortalık o anda tüm güncel müesseseler takdire şayan bir üslubla cüzdanı kendisine çekti. Cağaloğlu ortam, bilmediğiniz bir alışmamışlık değil! Bütün maddi unsurların cepte hızla biriktiği, manevi herhangi bir konunun kimseye hibe edilmediği günümüz İstanbul’unda bir akşam. Edebi niteliğin bir yana, üslubun bir yana ısrarla itelendiği, ticari bir mekanizmanın çok satanlarını hızla güncellediği gece yarıları. Eserden önce gelen isim, eserden önce gelen takipçi sayısı, özgeçmişten evvel irdelenen ‘’kaç satar’’ baskısı. Nitelikten önce konu, nitelikten önce ergenleri hedefleyen cinsiyet algıları! Anlamazlıklar, anlamsızlıklar, anlam-a! Kağıt kalitesi, baskı makinesi, kapak tasarımı, ön söz. Kitap fiyatları, dergi abonelikleri, kıyamet! İstanbul’u gözleri kapalı düşünen şairin gözü açık baskıcıları, paylaşımcıları, istilacıları. Edebiyatla omuz omuza şehri keşfediyoruz acımasızca! Şehrin kimliğine rağmen yazılmamışlıklarını. İstanbul aşıklarının kitaplığını güncelleyen önü arkası İstanbul ama içi dışı şehirsiz, içi dışı kaç satar kalabalığı romanları. Bir şiir dizesinde küfrü afili etti diye parasıyla kitap bastıran budalalığı. An’ı, anı anı biriktiren bir fotoğrafçı objektifinde Eminönü balıkçılığını. Şiirin içinden geçer gibi bir şehirde lağımın içinden geçer gibi dayatılan algıyı, yalanı, korsanı. Düşünmek, bir şehrin elinden tutarken yürüdüğün kaldırımlara bile hükmederken Türk Dili ve Edebiyatı okuyan üniversiteli kız Oğuz Atay’ı dizilerden duymuş, Yaprak Dökümü’nün kitabını yeni çıkanlarda arıyor, İsmet Özel sıkıcı geliyormuş okumuyor. Cemil Meriç’in okumakla kapanan gözlerine manasız bir eylemmişçesine sayfa çeviriyor. Kafka’nın Milenası, Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonnası, Nazım’ın Pirayesi olmayı yalnızca sosyal medya kullanıcılığıyla övündüğü hesaplardan gözüne ilişenlerle arzuluyor. Karşıya vapurla geçerken bir şiire dahil olma heyecanını tatmadı ama birkaç yıla burslarını biriktirip bir kitap bastırmayı hedefliyor. Yetişmesi gerekiyor çünkü. Cağaloğlunda bir akşam üstü, bugün hiç kimsenin okumayacağı birkaç klasik, herkesin okuyamasa bile illa duyacağı birkaç çok satan, acelesi olduğu için cüzdanını ortaya koyan birkaç gencin kitabı basıldı. Kimilerini sen ben, kimilerini hayranları, kimilerini komşuları okuyacak. Ama bazıları en güzel şiirini yazdığı karalama defteri elinde o semtten hiç okunmayacak bir şiirle ayrılacak. İstanbul’da bir şiir, bir şarkı, bir yaşamak! Biriktirdiğim.
http://izdiham.com/Yazi/seher-sahin-tasradan-gozuken-istanbul-edebiyat-dunyasini-anlatiyor/34426