ben senin yaralarını sevdim hatta o kadar sevdim ki senin yaralarını aldım kendi hayatıma dahil ettim, öyle çok hissettim ki yaralarını senin yaraların beni de yaraladı bir zaman sonra. sonra her şey seninle ilgiliydi, seni iyileştirmek, seni mutlu etmek, yaralarını sarmak. sadece sen ve sen vardın ben yok olmuştum tamamen. zaman geçti, günler hatta aylar ve yıllar. senin yaraların sarıldı, sen iyileştin, mutlu oldun ve ben kocaman yaralarla baş başa kaldım. sen gittin ve ben ortada öylece senin yaralarınla ve açtıklarınla kaldım. sonra bir ara geri gelir gibi oldun ama ben o kadar yaralıydım ki sen bana sadece acıdığın için geldin. beni sevmedin, beni alıp kalbinin orta yerine koyamadın benim yaralarımı görmedin yada görmezden geldin. şimdi ben öyle bir halde kaldım ki senden de gidemiyorum ama sana da gelemiyorum. beni bu halde böylece, savunmasız ve kimsesiz bıraktın ama ilk gelip hayatıma girerken bana binbir söz verdin yaralarımı anlamış gibi davrandın. bugün ben öyle tek başımayım ve sen hala öyle benlesin ki. bunu anlatabilecek kelime yada cümle var mı bilemem ama bildiğim tek bir şey varsa o da artık kaldıramıyorum. senin sevgisizliğini, senin bende bıraktığın yaralarını, senin açtığın yaraları. çok bir şey istemedim senden parada pulda zaten hiç gözüm yoktu sadece beni sar istedim, gözüm kapalı arkama yaslanayım ve seni orada bulayım istedim ama bulamadım. ben sen her düştüğünde sana el uzattım da sen beni dipsiz bir kuyuya öylece attın. bugün bunları duymak sana ne hissettirir bilmiyorum, bir an düşünür müsün yada dank eder mi bunu bilmediğim gibi ama bildiğim tek bir şey var sen korkak bir adamsın ve ben bugün seni korkaklığında bırakıyorum. içimdeki seni ne zaman silerim yada unuturum bilemem ama seni bırakıyorum artık serbestsin. kendine çok iyi bak kocaman öpüyorum seni sevgilim, en sevdiğim gözlerinden.












