“Bir insanı bütünüyle sevince güzel her şey. Doğrusuyla, yanlışıyla, eksikliğiyle, kusuruyla… O zaman sevmek anlam kazanıyor.”
— (via beklentileruzer)

#extradirty

roma★

shark vs the universe
No title available
The Bowery Presents
EXPECTATIONS
Doug Jones
$LAYYYTER
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

ellievsbear
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
𓃗
Not today Justin
No title available
almost home

No title available
🩵 avery cochrane 🩵
Lint Roller? I Barely Know Her
Phantogram Three
The Stonewall Inn

seen from Ukraine

seen from Georgia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Nigeria

seen from Vietnam

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from France
seen from United States

seen from United Arab Emirates

seen from Uruguay
seen from Russia
seen from Belgium
seen from Bangladesh

seen from Türkiye
@papatyagunluguu
“Bir insanı bütünüyle sevince güzel her şey. Doğrusuyla, yanlışıyla, eksikliğiyle, kusuruyla… O zaman sevmek anlam kazanıyor.”
— (via beklentileruzer)
"Bu devrin en zor mevsimi gençliktir."
Keşke vücudunuzu daha çekici yapmak için uğraşmak yerine yüreğinizi güzelleştirmek için çalışsaydınız.
Size sarıldığı zaman hiç düşünmeksizin gözlerinizi dünyaya kapayabileceğiniz bir kişiyi bulabilirseniz, kendinizi şanslı sayın. Sadece bir günlüğüne, hatta bir dakikalığına bile olsa.
bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını başka hiç kimsenin, kendisinin bile benimseyemediği hatta fark etmediği huylarını sevmektir. insanların en esaslı yönleri uyumsuzluklarında saklıdır çünkü.
aslı erdoğan
Bugün izlediğim bir filmde, ‘şair’ kelimesinin en güzel tanımlarından biri yapıldı:
“Sen, Tanrı'nın bizimle konuşabilmek için seçtiği araçsın.”
Ne iyileştirir insanı? Bir omuz, bir şarkı veya bir şehir?
“Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum…”
Dostoyevski
“Nereye gitsem hep onunla karşılaşacakmışım, bu histen hiç kurtulamayacakmışım gibi.” dedim. “Öyle değil,” dedi. “nereye gitsen onu da götüreceksin ve bu histen hiç kurtulamayacaksın.”
Bana gitmek düştü.
Aldığım her nefesin bir fazlası, “Yapamam.” diyerek kaçtığım ne varsa hepsini mümkün kılanların hatırına.
Bir gece yine özleyiveriyorsunuz. Unuttuğunuzu sandığınız Unutamadığınız o adamı.
e.
düşüp düşüp kalkamadığım bu yol benim. sonsuz bir düşün içinde ilerlediğim. dediler ki kan görürsen düşün bozulur, o yüzden kapadım gözlerimi her düştüğümde kanayan yerlerime.
şimdi kaybetmekten korktuğum için sahip olmaktan vazgeçtiğim her şey tekrar tekrar, teker teker, kalbimdeki boşluğa
- dolsun diye -
basa basa karşımda. işte ben bu arabanın sol koltuğuna hiç oturmadım, acil durumda direksiyonu bırakınız.
ilk insanların yeni bir şeyler keşfettiklerindeki
- mesela ateşi -
o şaşkın bakışlarını yakaladığımız film sahnelerini hatırladınız mı? ben hep yaşıyorum.
“e ben şimdi bununla napıcam?”
hem kendimi hem etrafımı yakmadan kontol etmesini öğrenmem gerek, çünkü zamanda hala çok gerideyim ve malum henüz yanık kremleri bulunmadı.
3 deyince uyanalım.
Verdiği hasarın farkında olmayan insana neyi anlatacaksın? Bir kere ben sana bunu nasıl yaptım, ben seni bu hâle nasıl getirdim diye düşünmeyen, kaybetme korkusuyla eli ayağına dolanmayan insana neyi anlatacaksın?
Küçücük kalbimin içerisine herkesin derdini sığdırmaya çalışıyorum. Tam diyorum başka yok, kapat tamamen. Sarıp sarmalıyorum sonra tekrar açmam gerekiyor. Şu balkonu da kıralım, odaya dahil edelim denir ya, kırıla kırıla öyle oldu kalbim. Manzarasız, penceresiz kaldım.
“Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder”
…ki zaten yollara susmuşluğumuz haddinden fazla. Bırakmalı diyorum, bu çatlaklarından su sızdıran hayatı bir kenara bırakmalı.