Bu ne yüce onur, ne asil gurur, Şölen var Edirne’de davullar vurur, Yağız pehlivanlar nara savurur, Edirne Kırkpınar er meydanında.
Peter Solarz
No title available

shark vs the universe

PR's Tumblrdome
wallacepolsom

izzy's playlists!
todays bird
No title available
Cosmic Funnies

ellievsbear

roma★

No title available
tumblr dot com

pixel skylines
sheepfilms
Mike Driver
styofa doing anything
will byers stan first human second
hello vonnie
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

seen from Mexico
seen from Mexico
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Singapore

seen from United States

seen from Malaysia

seen from T1
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Canada

seen from Singapore
seen from Philippines
seen from Ireland
seen from Germany
@pehlione
Bu ne yüce onur, ne asil gurur, Şölen var Edirne’de davullar vurur, Yağız pehlivanlar nara savurur, Edirne Kırkpınar er meydanında.
Aydın DEMİR
Aydın Demir 24 Kasım 1943 yılında Karamürsel’de doğdu. Ortaokulda iken beden eğitim öğretmeni İsmet Gencer tarafından güreşe teşvik edildi. 1963 yılında Karamürsel’in Fevziye köyü yağlı güreşlerinde Deste Boya çıktı. Bunu diğer bölge güreşleri izledi.
1964 yılında askere giden Aydın Demir, vatani görevini bitirir bitirmez güreşe kaldığı yerden devam etti. 1967 yılında yağlı güreşin ünlü isimlerinden İzmirli Kara Ali ile tanıştı ve üç ay birlikte çalıştı.
Aydın Demir’in altın kemer mücadelesi 1976 yılından itibaren başladı. O yıl Kırkpınar başpehlivanlık güreşinde Arap Mustafa Yıldız’ı yendi. Bir yıl sonra yine Kırkpınar’da İzmirli Kara Ali Çelik’I yenerek ikinci defa başpehlivanlığını ilan etti. 1978 yılı, güreşçinin hayatının dönüm noktası oldu; üçüncü defa Kırkpınar başpehlivanlığını alarak altın kemerin sahibi oldu.
Güreşi bıraktıktan sonra hakemlik yaptı. 1991 yılında kurulan Yağlı Güreş Komitesinde görev aldı. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde kule hakemi olarak görev aldı.
---------------------------------------
"Ahmet Özhan ile birlikte çobanlık yapan ve horoz dövüştürerek para kazanan Aydın Demir, 13-14 yaşlarındadır. Karamürsel'in ünlü terzilerinden Osman Genç'in yanında terzi çırağı olarak 3-4 yıl çıraklık yapar. Eşi Nursel Demir, Aydın'ın terzi çıraklığından kalma becerisini pek beğenir. "Kendi söküğünü hep kendi diker." diyerek Aydın'ın iyi bir terzi olduğunu iddia eder.
Zamanın en ünlü 52 kilo güreşçisi Hüseyin Akbaş'ın rakibi Milli güreşçi İsmet Gencer, beden eğitim öğretmenidir ve Karamürsel Lisesi'nde görevlidir. Karamürselli pehlivanlara idman yaptırmakta. Balıkçılık yaparak pay almak için hayatını kazanmayı amaçlayan Aydın Demir'i arkadaşları zorla İsmet hocanın antrenmanlarına getirirler. İsmet Hoca Aydın'daki cevheri keşfeder. Ve Aydın çayırlara ayak basar.
Yıl 1971... 610 Kırkpınar Başpehlivanlık güreşleri. 2. turda Aydın Demir, Ordulu Davut ile 2.5 saat güreş atmış, yenişme olmayınca kuraya gidilmişti. Kurada kaybeden Aydın Demir'di. Bir sonraki turda ise Babaeskili Nazmi Uzun, Ordulu Davut ile eşleşti. Çeyrek final karşılaşmasıydı. Taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamayınca yine kuraya başvuruldu. Kurayla elenen Nazmi Uzun, Sarayiçi'nde herkesi şaşırtan bir harekette bulundu! Kulenin önüne gelip çayıra çöktü ve ağlamaya başladı.
Bu manzarayı gören Kırkpınar Ağası Babaeskili Doğan Görkey ve yanındaki Trakyalı işadamları ayaklandılar. Nazmi pehlivanın ağlaması onları etkilemiş olmalı ki "Kurayla başpehlivan mı elenirmiş..? Hele de Trakyalı pehlivan..! diye eleştirilerde bulundular. Ağa Doğan Görkey derhal kuleye çıkarak hakemlerle görüştü ve Nazmi Uzun'un yenilgisini iptal ettirdi haksız bir şekilde Nazmi Uzun böylece yeniden müsabakalara döndü.
Bu durumu haber alan Karamürselli Aydın Demir, hışımla er meydanına daldı ve yarı final güreşlerini durdurdu. Kara Al Çelik, Sabri Acar, Davut Yılmaz ve Nazmi Uzun güreşleri bırakmak zorunda kaldılar. Kulenin haksız kararını protesto eden ve müsabakaları tek başına durduran Aydın Demir pehlivanı Sarayiçi'nde kimseler tutamıyordu. Demir'in bu haklı baskısı üzerine yarı finalistler yarışmadan çekildi.
Hakemlere ve Ağa Doğan Görkey'e rağmen başpehlivanlık güreşleri yapılamadı. Pehlivanlar çayıra dönmedi. Kule 5. sırada görünen Aydın Demir'e 1971 yılı Kırkpınar Başpehlivanlığını teklif etti. Başpehlivan Aydın Demir bu teklifi tereddütsüz reddetti. Başpehlivan arayışına çıkan Kule bu defa "Baş" boyunda 6. olan Denizlili Hasan Şahin'i başpehlivan ilan etti. 200 liralık yolluğunu almak üzere Edirne Belediyesi'nde kuyrukta bekleyen Hasan Şahin'in bundan haberi yoktu. Onu belediyeden apar topar almaları sırasında durumu öğrendi. Çok şaşırmıştı Hasan Şahin. Ona Altınkemer Sarayiçi'nde takıldı ve 15 bin liralık başpehlivanlık ödülü kendisine verildi...
1970′ler.
Hoş geldiniz, hoş geldiniz, Hoş gelip, sefalar getirdiniz, Tarihi Kırkpınar güreş sahasına, Pirler meydanına şeref getirdiniz.
Dünyaya geldik ayrı ayrı anadan, Kimimiz Rumeli’den, kimimiz Anadolu’dan. Pehlivanlar biliniz, Hazret-i Hamza’dır üstadımız pirimiz. Pehlivan. Pehlivan…
İnsan topluluklarını millet yapan kültür ögelerinden biri de spordur. Spor, kişisel olduğu kadar sosyal bir olaydır. İnsanlık, eğitim, inanma, bilimsel araştırma, sanat, felsefe, savaş gibi fenomenleri kendi kültürü içinde kurumlaştırır. Spor da bu kurumlaşma içerisinde gereken yeri almıştır.
Bireyleri bir araya getiren semboller, yapılan merasimler ve ritüeller, toplumda bireyler arasındaki bağları güçlendirip ortaklığı pekiştirdiği gibi, spor geleneği aracılığıyla geleneklerini sürdürmesine, inançların tazelenmesine, değer yargılarının, törelerin kökleşmesine yardım ederek toplumu canlı bir biçimde ayakta tutar.
Savaşların beden gücüne dayandığı çağlarda spor, savaşa hazırlık dönemi oluşturmaktaydı. Türkler de bu dönemlerde savaşa yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve desteklemişlerdir
Güreş, atalarımızın yüzyıllar öncesinden bize miras bıraktığı, zengin kültürümüzde çok önemli yeri olan bir spor dalıdır. Tarih boyunca Türkler er meydanında güreş tutmayı bir kahramanlık ve yiğitlik sembolü saymıştır.
Tarihin ilk çağlarından itibaren Türklerin şölenlerinde güreş tutmak bir töre halini almıştı.
Türklerin milli güreşi “karakucak”tır.
Eski Türklerde baharın gelişi en önemli olaylardan biriydi. Yılbaşıları da baharla birlikte yaşarlardı. Türk boylarında güreş bahar görüntülerinden biriydi. Ayrıca sonbaharda da güreşler düzenlenirdi.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde güreşe büyük önem verildi. İmparatorluğun çeşitli yerlerinde, birer güreş okulu sayılabilecek pehlivan tekkeleri kuruldu. Bursa’nın fethinden sonra Orhan Bey’in eşi Nilüfer Hatun Bursa’da pehlivanların güreşmesi için, Pınarbaşı Meydanı’nı vakfetmiştir, ilk güreşçi tekkesi buradadır. Ayrıca çeşitli kaynaklarda pehlivan tekkelerinde pehlivanların yetişmesi ve güreş kültürüyle ilgili değerli bilgiler bulunmaktadır.
Ham kalmayıp da yetmeyi, Dostluk gayreti gütmeyi, Ben mertçe güreş tutmayı, Bir yiğitlik işi gördüm.
Gökten iner kartal, Kanatları yeri göğü tartar, Buna Celal İnceler Pehlivan derler, Alırsa kündeye hasmı manda olsa atar.
Güreş sporuna dair ilkler arasında ve en teferruatlı sayılabilecek belgeler, M.Ö 3000 yıllarında Nil yakınındaki Ben-i Hasan Mabedi’nin duvarlarına yapılmış resimlerdir. Ben-i Hasan Mabedi’nin duvarlarında bulunan bu güreş tasvirlerinden anladığımıza göre bu güreşleri askerler yapmakta ve güreşler her zaman bir kural dâhilinde yapılmaktadır. Bu resimler; pasif güreş, çeşitli tutuş, atak ve karşı atak çalışmalarının tasvirlerini içermektedir. Resimler aynı zamanda rakibi yere fırlatma, yerde güreşme, sırt üstü pozisyona getirme ve köprü kurma gibi çabaları da göstermektedir.
M.Ö. 2600 yıllarına ait bir Sümer tapınağının kazılarında bulunan bronz bir eserde iki çıplak güreşçinin karşılıklı olarak birbirlerinin kuşaklarından tuttukları ve yenişmeye çalıştıkları görülmektedir. Arkeolojik ve antropolojik kazılar göstermektedir ki Mısır güreşi, Sümer güreşinden büyük ölçüde etkilenmiştir. Ancak, Mısırlılar tamamıyla Sümer güreşini kullanmamışlardır. Çünkü Kahire Müzesi’ndeki Mısır güreş resimlerinde Sümer güreş tutuşlarından farklı güreş tutuşları bulunmaktadır.
Yunanlılar tarafından M.Ö. 776 yılında Yunanistan’ın Peloponnes Yarımadası’nın Güneybatısındaki Eski Olimpia’da aralıksız olarak 1200 sene devam eden olimpiyatlar önce kültür ağırlıklıyken daha sonra spor oyunları ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu olimpiyatlarda sadece erkekler yarışırdı. Çıplak yarışan sporcuları, kadınların izlemesi yasaktı.
Yabancılar ne bilir karakucağı, Kırkpınar'dır yağlı güreşin ocağı, Koca Yusuf, Aliçolar çırağı, Olduğunuzu ispat edip güreşin.
Yürürken pehlivan kolların açar, Peşrev çeken eller havada uçar, Bazıları güreşten kaçtıkça kaçar, Yiğitler rakibe koşa güreşir.
Halka ilan etsin yaysın cazgırlar Yiğitleri bir bir saysın cazgırlar Dinlesin ağalar, duysun cazgırlar Bak bu meydan bir pehlivan arıyor.
At kündeyi vur sarmayı Allah, Allah İllallah Muhammedin Resulullah Bu yiğitlere alkışlarla Hep beraber diyelim Maşallâh
A white horse approaches with folded wings Let us deliver a prayer to Holy Muhammad Allah Allah the only One Altogether to our pehlivanlar With applause let us praise those wonders Allah wille!
Karşıdan gelir kır at, kanatları kat kat Gönderelim Hazreti Muhammet’e salavat Allah Allah İllalah Hep birlikte pehlivanlarımıza Alkışlarla diyelim maşallah!
There are various ways of knocking out an opponent; If his back touches the ground, If he sits, If he calls for an end to the match, If his trousers are removed or torn down, his opponent win. Another way to win is to carry the opponent for three steps with his feet not touching the ground. Offensive words or gestures targeting the opponent, the referee or spectators are subject to disciplinary action. Arguing with the opponent during the match, using banned techniques, wrestling in an unserious manner or fixing a match are all punishable.
Yiğide ne güzel yakışır bıyık, Dediler Medved’e sensin en büyük, Medved de dedi ki, o Ahmet Ayık, Ata sporumuz güreş denince.
Bu meydan er meydanıdır, Nice koç yiğitler bu meydandan geçti, Acı tatlı suyun içip göçtü, Atlar gibi tepişin, Aslanlar gibi kapışın, Ya Muhammed, Ya Ali!
Pehlivanların piri Hazret-i Hamza Veli, Dellal çıksın aradan, Hepsine kuvvet versin yaradan, Pehlivan, pehlivan!
Fatih Sultan Mehmet ALABACAK
Şeyh Seyyit’tir, pehlivan hocası, Er Sultan’a, pes eyledi nicesi, Demir Hasan‘ın, demirinden pençesi, Hamisi Yavuz Selim Han’ımız var. Arnavutoğlu Ali, baş pehlivan, Onu çok sevmiştir Abdülaziz, Han Ustalar ustası diye aldı şan, Böyle erler dolu vatanımız var. İbrahim Paşa’nın başkadır hali, Hem pehlivan, hem vezir, hem vali, Gördü onu dört sultan ricali, Böyle çok yönlü insanımız var.