Üzüntüden hasta olmak, hasta olduğun için daha çok üzülmek sonrasında vücudun artan hastalık cevabı.
Bu kısır döngü insanı kanser eder...

Love Begins
Keni

blake kathryn
h

roma★
tumblr dot com
ojovivo
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

No title available

Kiana Khansmith

pixel skylines
TVSTRANGERTHINGS
🪼
wallacepolsom
he wasn't even looking at me and he found me
art blog(derogatory)
Sweet Seals For You, Always
Game of Thrones Daily
DEAR READER

Janaina Medeiros
seen from Australia
seen from United States

seen from Canada
seen from China

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Romania
@prefrontalkorteks
Üzüntüden hasta olmak, hasta olduğun için daha çok üzülmek sonrasında vücudun artan hastalık cevabı.
Bu kısır döngü insanı kanser eder...
Anlamak isteyene ima etmek yetermiş de anlamak istemeyene hiçbir cümle yetmezmiş...
Vazgeçme, uzan. 🌹🌹
Fotoğraflar: @nerosable
SEREBROVASKULER OLAYLARDA BRUNNSTROM YÖNTEMİ
Temel
Svo sonrası gelişen motor disfonksiyonların tedavisine yönelik ilk sistematik yöntem olan Brunnstrom yöntemi İsveçli bir fizyoterapist olan Signe Brunnstrom tarafından 2. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda geliştirmiştir.
Yöntemin teorik temeli nörofizyoloji, MSS de duyu sisteminin mekanizmaları ile ilgili bilgilere dayanmaktadır.
Düzgün bir hareket için sensori sistem çok önemlidir. İstemli hareketler için duyunun yeri çok büyüktür. Periferal uyarılar MSS üzerinde etkilidir. Duyusal uyarılar ve pozisyonlama motor fonksiyonları etkilemek için kullanılabilir.
Hughlings Jackson MSS nin integrasyonunu tanımlamıştır. Buna göre spinal kord ve kraniyal sinir nükleusları en alt motor merkezlerde yerleşmiştir ve tüm vücut kısımlarındaki kaslar sadece birkaç hareket kombinasyonu için bu seviyede temsil edilmektedir. Bu seviyeden kontrol edilen hareketler en otomatik ve en az istemli hareketlerdir.
Beynin rolandik girus bölgesinde yer alan orta motor merkezlerde tüm kaslar daha karmaşık hareketler için yeniden temsil edilirler ve bu hareketler biraz daha istemli olmalarına karşın hala otomatik özellik gösterirler. Frontal lobu içeren en üst motor merkezler ise duyusal merkezlerle bağlantıda olup en karmaşık istemli hareketlerden sorumludur. Bunlar en istemli ve en az otomatik hareketlerdir. Jacson 'un teorisine göre belirli patolojik durumlarda , sinir sistemi daha düşük bir gelişim seviyesine bağlanır. Yani sinir sisteminde çözülme ya da ters yöne doğru bir gelişme olur. Hemiplejiye en çok yol açtığı ön görülen beyin lezyonu kapsüla internayi tutar ve böylece orta motor merkezler etkilenerek hasta, en alt motor merkezlerce sağlanan kontrol seviyesine girer, sadece otomatik bazı kaba hareketleri yapabilir.
MSS nin değişik seviyeleri tarafından kontrol edilen apedal, kuadripedal, bipedal gelişim dönemine ait çeşitli refleks ve reaksiyonlar şu şekilde özetlenebilir.
Spinal düzey (apedal) : flexör çekme, ekstansör itme ve çapraz ekstansiyon refleksleri.
Beyin sapı düzeyi (kuadripedal): tonik boyun refleksleri , tonik labirent refleks, pozitif ve negatif destek reaksiyonları
Orta beyin düzeyi (kuadripedal) : boyun düzeltme, vücut düzeltme, labirent düzeltme, optik düzeltme, amfibi reaksiyonu ve moro
Kortikal düzey (bipedal) : denge reaksiyonları
Brunnstrom MSS lezyonlarınu sonrasında hareket yeteneğinin filogenetik olarak en eski hareket patenleri şeklinde ortaya çıktığını belirtmiştir. Bu hareket paternleri primitif spinal kord paternleri ve primitif refleksler sonucu olup ekstremitelerin kaba fleksiyon ve ekstansiyonu şeklindedir.
Primitif hareket paternleri normal motor gelişim sürecinde MSS deki yüksek kontrol seviyelerinin etkisi ile zaman içinde baskılanır ve yerini normal koordine harekete bırakır. MSS lezyonu sonucu bu kontrolün ortadan kalmasıyla beraber hareketler yeniden primitif ve sterotipik karekterde ortaya çıkar.
Brunnstrom yöntemi ile hemipleji tedavisi, iyileşme sürecinin her aşamasında hasta için uygun motor paternlerin kullanımı esasına dayanır. Tedavide amaç daha normal ve daha karmaşık hareketlere doğru ilerlemektir. Sinerjiler, refleksler ve diğer anormal hareketler normal istemli hareket elde edilene kadar yöntemin bir parçasını oluşturur.
Sinerjist hareketler sağlıklı bir kişi tarafından her zaman kullanılabilir. Ancak bu hareketler istemli kontrol altındadır. Hemiplejik bir kişide ortaya çıkan sinerji paternleri ise sadece belirli hareketleri içerir ve bu hareketleri tek başına kullanmak mümkün değildir.
Brunnstrom yönteminde iyileşmenin erken devrelerinde öncelikle bu sinerji paternleri yerleştirilmeye çalışılır. Sinerjiler istemli bir şekilde yapılabilir hale geldiğinde kolaydan daha karmaşığa doğru ilerlenir. Refleks aktivite inhibe edilerek normal fonksiyonel hareketler yerleştirilmeye çalışılır.
Covid-19 sebebiyle buruk geçen bir Ramazan'ın ardından çok şükür Ramazan Bayramına ulaştık. Nerede o eski bayramlar dediğimiz bayramları bile arıyoruz şimdi. Sessiz evlerimizde sessizce bayramlaştık birbirimizle. Sevdiklerimiz yanımızda değil bu bayram. Ellerini öptüğümüz büyüklerimiz de evlerinde yalnızlar.İçimizde buruk bir bayram hissi. O tatlı bayram telaşımız da yok. Koşuşturan annelerimiz de.
İnşaallah bu yaşadığımız ilk ve son sessiz bayram olur. Sevdiklerimizle mutlu ve bol gülücüklü bayramlar yaşamak duası ile ...
Hayırlı bayramlar
Covid-19 sebebiyle buruk geçen bir Ramazan'ın ardından çok şükür Ramazan Bayramına ulaştık. Nerede o eski bayramlar dediğimiz bayramları bile arıyoruz şimdi. Sessiz evlerimizde sessizce bayramlaştık birbirimizle. Sevdiklerimiz yanımızda değil bu bayram. Ellerini öptüğümüz büyüklerimiz de evlerinde yalnızlar.İçimizde buruk bir bayram hissi. O tatlı bayram telaşımız da yok. Koşuşturan annelerimiz de.
İnşaallah bu yaşadığımız ilk ve son sessiz bayram olur. Sevdiklerimizle mutlu ve bol gülücüklü bayramlar yaşamak duası ile ...
Hayırlı bayramlar
Korona virüse bir de bu açıdan bakalım mı?
Çok değil kısa bir süre önce haberlerde duyduk bu virüsün adını. Çin’in Wuhan kentinde insanların bu virüsü kapıp ciddi bir şekilde hastalandığını, bazılarının hayatını yitirdiğini öğrendik. Belkide çoğumuz önemsemedik ilk başta hatta ‘aman bize ne?’ dedik. Gün geçtikçe artan ölüm ve vaka sayılarını dinledik. Okulların kapandığını, insanların evlerinden çıkmadığını, şehrin karantinaya alınışını izledik. Ve sonunda virüs Çin’den çıkmıştı. Belki çok az bir kısmımız buna endişelendik. Çoğumuz önemsemiyordu bu durumu. Derken çok geçmeden ülkemizde ilk vaka... Rakamlar gittikçe artıyordu. Hayatımız yavaş yavaş normal seyrinden uzaklaşıyordu. Okullar, üniversiteler kapandı. Çalışan insanlar haftanın belli günlerinde işe gidiyorlardı. Çoğumuz evdeydik artık. Çoğumuzun hayatı bambaşka olmuştu. Kapanan mağazalar, kuaförler, alışveriş merkezleri, camiler, sokağa çıkma yasakları... Ramazan da gelmişti artık fakat ne camilerde toplu namaz kıldık ne de iftara bir akrabamıza gittik.
Sahi ya biz bunu istememiş miydik? Sabah erken kalkıp okula, işe gitmek veya kahvaltı hazırlamak zor gelmiyor muydu bize? Hafta sonlarını iple çekmiyor muyduk? Kaç defa erteliyorduk alarmımızı? Günlerce evde yan gelip yatmanın hayalini kurmadık mı? Belki de evde misafir ağırlamak zor geliyordu. Şimdi ne oldu? Neden bu kadar bunaldık?
Bu süreçte öğrenmemiz gereken o kadar çok şey var ki. Sevdiklerimiz mesela bazılarımız ailesinden uzakta geçiriyor bu süreci. Ne kadar kıymetliymiş meğer en sevdiklerimizle oturup bir çay içmek veya bir kahvaltı sofrasını paylaşmak. Sabah sınıf arkadaşlarımızla selamlaşıp sohbet etmek. Sarılamıyoruz onlara. Gözlerinin içine bakıp bir damla derdimizi paylaşamıyoruz. Canımız sıkkınken alır ceketimizi çıkardık. Bize iyi gelen şeyler vardı dışarıda.
Eskiden otobüste, yolda , çarşıda , pazarda görünce yüzü maskeli bir kişiyi ne düşünürdük? Belki içimizden bir acıma duygusu belirir ve Allah şifa versin diye geçirirdik. Nasıl yaşıyorlar sürekli mu maskeyle nasıl toplumdan uzak kalabiliyorlar diyorduk. Peki hiç düşündük mü pencere kenarından bizi izleyenleri?
Sevdiklerimizin sağlığı konusunda endişe içindeyiz sürekli. Peki yıllardır savaşın durmadığı ülkelerdeki insanları hiç düşünmüş müydük? Onun yerinde ben de olabilirdim dedik mi kendimize?Sokağa çıkma yasağı olacak, markete gidemeyeceğiz diye korkup sokağa dökülmedik mi? Günde kaç insansan açlıktan ölüyor merak etmedik hiç.
Elimizdekine şükredip değerlendirebildik mi sahip olduklarımızı? Yoksa hep daha iyileri görüp şikayet mi ettik?
Umarım bu durum bize bir şeyler öğretmiştir.