SEREBROVASKULER OLAYLARDA BRUNNSTROM YÖNTEMİ
Temel
Svo sonrası gelişen motor disfonksiyonların tedavisine yönelik ilk sistematik yöntem olan Brunnstrom yöntemi İsveçli bir fizyoterapist olan Signe Brunnstrom tarafından 2. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda geliştirmiştir.
Yöntemin teorik temeli nörofizyoloji, MSS de duyu sisteminin mekanizmaları ile ilgili bilgilere dayanmaktadır.
Düzgün bir hareket için sensori sistem çok önemlidir. İstemli hareketler için duyunun yeri çok büyüktür. Periferal uyarılar MSS üzerinde etkilidir. Duyusal uyarılar ve pozisyonlama motor fonksiyonları etkilemek için kullanılabilir.
Hughlings Jackson MSS nin integrasyonunu tanımlamıştır. Buna göre spinal kord ve kraniyal sinir nükleusları en alt motor merkezlerde yerleşmiştir ve tüm vücut kısımlarındaki kaslar sadece birkaç hareket kombinasyonu için bu seviyede temsil edilmektedir. Bu seviyeden kontrol edilen hareketler en otomatik ve en az istemli hareketlerdir.
Beynin rolandik girus bölgesinde yer alan orta motor merkezlerde tüm kaslar daha karmaşık hareketler için yeniden temsil edilirler ve bu hareketler biraz daha istemli olmalarına karşın hala otomatik özellik gösterirler. Frontal lobu içeren en üst motor merkezler ise duyusal merkezlerle bağlantıda olup en karmaşık istemli hareketlerden sorumludur. Bunlar en istemli ve en az otomatik hareketlerdir. Jacson 'un teorisine göre belirli patolojik durumlarda , sinir sistemi daha düşük bir gelişim seviyesine bağlanır. Yani sinir sisteminde çözülme ya da ters yöne doğru bir gelişme olur. Hemiplejiye en çok yol açtığı ön görülen beyin lezyonu kapsüla internayi tutar ve böylece orta motor merkezler etkilenerek hasta, en alt motor merkezlerce sağlanan kontrol seviyesine girer, sadece otomatik bazı kaba hareketleri yapabilir.
MSS nin değişik seviyeleri tarafından kontrol edilen apedal, kuadripedal, bipedal gelişim dönemine ait çeşitli refleks ve reaksiyonlar şu şekilde özetlenebilir.
Spinal düzey (apedal) : flexör çekme, ekstansör itme ve çapraz ekstansiyon refleksleri.
Beyin sapı düzeyi (kuadripedal): tonik boyun refleksleri , tonik labirent refleks, pozitif ve negatif destek reaksiyonları
Orta beyin düzeyi (kuadripedal) : boyun düzeltme, vücut düzeltme, labirent düzeltme, optik düzeltme, amfibi reaksiyonu ve moro
Kortikal düzey (bipedal) : denge reaksiyonları
Brunnstrom MSS lezyonlarınu sonrasında hareket yeteneğinin filogenetik olarak en eski hareket patenleri şeklinde ortaya çıktığını belirtmiştir. Bu hareket paternleri primitif spinal kord paternleri ve primitif refleksler sonucu olup ekstremitelerin kaba fleksiyon ve ekstansiyonu şeklindedir.
Primitif hareket paternleri normal motor gelişim sürecinde MSS deki yüksek kontrol seviyelerinin etkisi ile zaman içinde baskılanır ve yerini normal koordine harekete bırakır. MSS lezyonu sonucu bu kontrolün ortadan kalmasıyla beraber hareketler yeniden primitif ve sterotipik karekterde ortaya çıkar.
Brunnstrom yöntemi ile hemipleji tedavisi, iyileşme sürecinin her aşamasında hasta için uygun motor paternlerin kullanımı esasına dayanır. Tedavide amaç daha normal ve daha karmaşık hareketlere doğru ilerlemektir. Sinerjiler, refleksler ve diğer anormal hareketler normal istemli hareket elde edilene kadar yöntemin bir parçasını oluşturur.
Sinerjist hareketler sağlıklı bir kişi tarafından her zaman kullanılabilir. Ancak bu hareketler istemli kontrol altındadır. Hemiplejik bir kişide ortaya çıkan sinerji paternleri ise sadece belirli hareketleri içerir ve bu hareketleri tek başına kullanmak mümkün değildir.
Brunnstrom yönteminde iyileşmenin erken devrelerinde öncelikle bu sinerji paternleri yerleştirilmeye çalışılır. Sinerjiler istemli bir şekilde yapılabilir hale geldiğinde kolaydan daha karmaşığa doğru ilerlenir. Refleks aktivite inhibe edilerek normal fonksiyonel hareketler yerleştirilmeye çalışılır.










