Niye peşimi bırakmıyorsun?
Çünkü çok özledim?
No title available
Cosimo Galluzzi
AnasAbdin
Xuebing Du
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
d e v o n

❣ Chile in a Photography ❣
No title available

oozey mess
DEAR READER

blake kathryn
No title available
cherry valley forever
Three Goblin Art
will byers stan first human second
Sweet Seals For You, Always
Lint Roller? I Barely Know Her

JVL
Monterey Bay Aquarium
hello vonnie

seen from United Kingdom
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Ireland

seen from Algeria
seen from Malaysia

seen from Poland

seen from Netherlands
seen from Canada

seen from United Kingdom

seen from Netherlands

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from Indonesia
seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
@princessofliteratures
Niye peşimi bırakmıyorsun?
Çünkü çok özledim?
Çok şey vardı anlatılacak, O yüzden sustum... Birini söylesem, diğeri yarım kalacaktı... Söylesene; Sen duydun mu sustuklarımı?
İçimde sevmenin, sevilmenin nasıl olduğunu deli gibi merak eden bir kelebek var. Camın kenarında sıkışmış, durmadan kanat çarpıyor. Dışarıda bir hayat var, görüyor ve gökyüzü mavi... Ama camı kimse açmıyor
Hayat, kelebeğimin ipekten kanatlarını hoyrat mevsimlere emanet etti önce; sonra da onu, yönünü bilmeyen rüzgârların insafına bıraktı. Bir çiçeğe aitken fırtınaların sürgününe dönüştü. Şimdi toprağın sessizliğinde, kırılmış renklerini toplamaya bile mecali yok. Ve ben, her düşüşünde biraz daha eksilen o narin canın yanında, kendi içimde paramparça olan o merak ettiğim acımasız gökyüzünü taşıyorum....
Sen söylemedin diye kimseye güvenemedim, sen gelmedin diye hiç kimseyi sevemedim ben...
Bir insanın hiç biri yüzünden ruhu ağrır mı?
Ağrıyor işte...
Bir insanın hiç biri yüzünden ruhu ağrır mı?
Bir insan, nasıl hem bu kadar sevip hem bu kadar sessiz kalabilir? Bunu senden sonra öğrendim. İçimde adının geçtiği her yerde bir sızı büyüdü, ama kimse duymadı. Çünkü bazı acılar gözden değil, kalbin en tenha köşesinden akar. Biz, yarım kalıp tamam sanılan iki hikâye gibiydik. Gittik, döndük, kırıldık, sarıldık,ama bazı şeyler sevmekle kalmıyormuş; zamanla iyileşiyormuş. Şimdi bir başkasının yanında gözlerinin içi gülüyor ya, işte en çok orada canım yandı. Benim avuçlarımda solan mutluluk başkasının ellerinde çiçek açtı. Üzüldüm, çok ağrıma gitti. Ama garip bir şey var içimde:
Kırgınlığım sevgime yetişemedi. Hâlâ, iyi ol istiyorum. Hâlâ gülüyorsan içimden bir şey “tamam” diyor. Sen yeter ki mutlu ol, ben özlenmemeye de razıyım. Adım hiç geçmesin, hatıram rüzgâr gibi silinsin. Yeter ki bir zamanlar kalbime dokunan sen, hayata küsmeden yaşa. Ve ben, kimsenin bilmediği bir köşede senin yokluğuna değil,sensiz kuramadığım hayale ağlayayım.
Unutulanlar, unutanları asla unutmazlar...
Çok haklıymışsın Demir, canımı acıtacak kadar haklıymışsın...
Unutulanlar, unutanları asla unutmazlar...
Kendimi yalnız sanıyordum o zamanlar. Ama aslında yalnızlık ve tek başınalık farklı şeylermiş. Çok sonra anladım... İnsan biri yanında varken de yalnız, tek başınayken daha az eksik hissedebilirmiş. Birinin seni en yukarıya çıkarıp oradan atmasıymış yalnızlık. Ben daha önce de yerdeydim, ama canım bu kadar acımıyordu diye ağlamakmış.
Sevgili geçmişim,
Sana gelecekten yazıyorum. Başardın mı başaramadın mı bilmiyorum. Girdiğin, ortasında titreye titreye yürüdüğün, belki de karşıda denizi gördüğün, çiçek kokularıyla ilerlediğin o uzak yollarda mısın hala? Denize yaklaştın mı bilmiyorum... Şimdi neredesin, hatta daha da önemlisi şimdi kiminlesin bilmiyorum... Hani bi denizimiz vardı kıyısında buluştuğumuz, bir evimiz vardı kafamızda inşa ettiğimiz, bi ülkemiz vardı konuşabilmek için yeni bir dil ürettiğimiz, yollarında sürüne sürüne aşık olduğumuz, birbirimize ışık olduğumuz... Şimdi ölmüş bir yıldız gibi sönüyoruz yavaş yavaş... Peki sen, benimle karanlığa da var mısın?
Beklentiler üzer, çocuk… Seni babanın nefreti değil, sevgisine olan hasretin öldürdü.
İleride birisi sana, "Kimse seni benim kadar sevemez." derse onu haksız çıkarabileceğin bir aşk bıraktım sana.
Ve bi' gün en sevdiğim öldü,
Ve ben, neye üzülsem hep onun ölümüne ağladım....
Sonra, en sevdiğim bıraktı beni
Ve ben
Ben hayal kurmayı da bıraktım...
Müzik değişirse, dansta değişir.
ben vitrine koyulmak için yapılmadım. çatlaklarım yere düşüşlerimin eseri. kırık dökük parçalarım var ve hiçbir yara bandıyla tutturulmuyorlar. çok denediğimden biliyorum. ben odana süs diye koyabileceğin bir biblo da olamam. her bakışında güzelliğinden kendini kaybettiğin bir resim değilim. olsam olsam deli bir ressamın karmaşık eseri olurum. bir bakışında kaybedersin içinde kendini, bulunmamak üzere. ben annenin göğsünden kopan bir parça değilim ki sevesin beni. olsam olsam hayatına bir kara gölge olurum, beyaz gömleğindeki nar lekesi olurum. sürekli yakındığın rüzgâr olur geçerim öylece. senden, hayatından ve dünyadan. öylece geçerim. değmeden ve ilişmeden. affet, hayattaki güzelliklerle savaş halindeyim. bu harp beni bitirdi. seni çiçek dolu sokaklarda uğurluyorum, benim kan kokan mahalleme düşmesin yolun.
Ne diyeceğimi bilemedim... Senin değerini bir başkası belirleyemez bazı şahısların beğenmediği hallerin başkası için mükemmel olabilir belki ama yine de söylemeliyim ki sen bu hayata kimseyi memnun etmek için gelmedin senin hayatın senin yaşamın kimse senin neler ile uğraştığını, kafanda ki düşünceleri bilmiyor gün sonunda kendin ile başbaşa kalıyorsun kimse olmuyor bu yüzden başkalarının laflarını umursamak yerine hayata tutunmalısın. "Ona kalsa" çok kötü bir söz olarak geldi bana o kim ki senin hayatın ona kalıyor senin düşüncelerini değiştiriyor kendi değerini kendin belirliyorsun bir başkasının laflarına bakma kendin için yaşa 🫂 belki terbiyesizlik olarak algılayacaksın bilemem kusura bakma topluluktan yanıt vermek istemedim
Öncelikle düşüncelerin için çok teşekkür ederim 🤍 Aslınsa böyle şeyleri çok fazla kafama takmam, çünkü her insan olmak isteyip de olamadığı şeyler ya da kişilerin arkasından kötü konuşmayı onları kötülemeyi severler, bunu zor yoldan öğrenmek zorunda kaldım. Öğrendim çünkü yaşam tarzım ve hayatımın gidişatı bunu gerektirdi. Sanırım şu an biraz dürüst olmamın zamanı geldi. Ben insanların benim kişiliğimi çizmelerine izin verdim. Çıktıklarımı sandıkları çoğu erkekle çıkmadım. Evet, el ele tutuştum, öpüştüm, birlikte dans ettik, belki de onlara yaslandım, onlara tutundum. Ama asla onlarla çıkmadım, ztn en başından onlarla aramda sevgi bile olmadı. Ben onları sevemedim bile. Söylediğimi sandıkları belki de yarıdan fazla şeyi söylemedim. Yaptığımı sandıkları çoğu şeyi yapmadım ama ileride başıma neler geleceğini bilmeden onların beni belirli kalıplara sokmalarına izin verdim çünkü bunun beni masum ve tatlı bir kız kılacağına inanıyordum. Sonra onunla tanıştım. Ve hayatımda ilk kez bir erkeği sevebildim ben, ona değer verdim, ve ilk kez ben kalbimi birine emanet ettim. Fakat o kalbime iyi bakmayı beceremedi. Kalbime binlerce kesik attı ve onları sarmamı, yoluma devam edebilmemi bekledi. Ve ben sarmayı denedim defalarca denedim. Sonra kalbimde hangi yırtığa dikiş atsam o yerin kanamaya başladığını fark ettim. Kalbim tamir edilemiyordu. Aradan 2 yıl geçti, bu sabah yazdım. Ben kalbimi nasıl saracağımı bilmiyorum bana nasıl saeacağımı öğret yaralarımı dedim. Yine dedikodulara inanmış olmalı ki bana yeni sevgilimin de kalbimdeki yaraları sarabileceğini söyledi. Onun yaralarını... Ama unutttuğu bi şey var. Ben hayatımda sadece onu sevdim. Ve bilmediği bir şey var. Ben hayatımda ondan başka hiçbir erkekle konuşmadım.
Keşke dm'den yazmış olsaydın da bunun hakkında daha uzun sohbet edebilseydim seninle. Biraz uzun oldu, özür dilerim. Belki de anlatmamam gereken ayrıntıları anlattım. Tekrar kusura bakma ❤️🩹