Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna, tuğu kaldırmış olan orduların ''BAŞBUĞ'UNA!''
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Monterey Bay Aquarium
RMH

roma★
No title available
hello vonnie
Phantogram Three

bliss lane
I'd rather be in outer space 🛸

Game Changer & Make Some Noise

izzy's playlists!
Cosmic Funnies
taylor price

gracie abrams
No title available
almost home
tumblr dot com
Fai_Ryy
cherry valley forever
todays bird
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Philippines
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Ukraine
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Vietnam

seen from Germany

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Zimbabwe
seen from Vietnam

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Singapore
seen from United States
@psychonude
Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna, tuğu kaldırmış olan orduların ''BAŞBUĞ'UNA!''
Sonra uzunca düşündüm: Kimim ben, ne yapıyorum?
Şu koca dünyaya kendimi sığdırmaya çalışıyorum. Dört tarafım ihanet dolmuş; aynada kendi yüzüme bakamaz olmuşum. Her türlü güzellikten uzaklaşır olmuşum. İnsanlar sürekli konuşur, tavsiye verir fakat kimse sormaz: “Nasılsın?” veya “Neden böylesin?”
İhanet burada başlar aslında. İnsanlar sana sormak yerine kendi doğrularında yargılar seni. İşte o zaman büyürsün. İnsanın tüm umutları bir gecede tükenir. Daha sonrasında ise duyacağın tek şey şudur: “Eskiden böyle değildin, çok değiştin.”
Sadece sen bilirsin değişmek zorunda bırakıldığını.
“Ve onu gerçekten tanıyan biri şunu bilirdi:
O, herkese kendini anlatamayan ama bir gün birinin onu sessizliğinden bile anlayacağını umut eden biriydi.”
“Kendi derdimi kendime bile anlatamaz olmuşum. Dört duvar sarmış etrafımı. Aynalar haram olmuş, uyku derde kedere dalmış. Düşünür dururum bu hâl nedir diye. Her şey gibi bu da cevapsız kalır zihnimde. İnsan bazen cevap bile aramadan kabullenir. Kime ne anlatayım ki? Cevap arayacak, sorgulayacak kadar hevesim bile kalmamış içimde.”
“Bir gülümseme düştü yüzüme. Sebebini düşünürken gözlerim doldu birden. “Ne oluyor?” dedim kendi kendime. Yavaş yavaş döküldü gözlerimden bütün dertlerim. Acı acı gülümsediğim dudaklarımın kenarından, aktı gitti tüm gençliğim.”
“Herkes kadar önemsiz oldun gözümde. Oysa seni görünce titrerdi kalbim, ellerim sarılmaya kıyamazdı, dudaklarım tenin için feryat eder, günlerce beklerdi. Sahi, nasıl geldik bu hâle? Gözlerim korkar olmuş sana denk gelmeye, ellerim buz kesmiş, dudaklarımı hiç sorma sevgili; ikisi de birbirine değmek istemiyor, iğrenir olmuşlar benden.”
“Her şey biraz farklı, biraz umutsuzdu. Sebebi gereksiz emeklerim sanırım. Aynı durumu yaşamamış insanlara kendimi çok anlatmaya çalıştım, anlattığım kadar basit şeyler değildi. Sözde bahane yaşantımdan ve geçmişimden biri oldu hepsi. Bir damla gözyaşı olarak anılmayacak kadar değersiz artık her biri.”
“Bir sigara yaktım. Hafif bir yağmur, bolca toprak kokusu vardı. İnsanlar yağmurdan kaçıp sığınacak yer arıyordu. Ben ise yağmur kadar doluydum; içimde afetler kopuyordu.”
“Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek.
Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçmeyecek.”
“Susmayıp benimle konuşmakta duvarlar, ya yedim kafayı ya da benimle delirdi tüm binalar.”