eylem bile bir başka.
gerçekten "zenci neşesi" diye bir şey var.
The Bright Sessions

#extradirty
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Today's Document

No title available
YOU ARE THE REASON
Lint Roller? I Barely Know Her

@theartofmadeline
The Bowery Presents
todays bird
occasionally subtle
Cookie Run:Kingdom Official!
NASA

shark vs the universe

izzy's playlists!
Color Me Curious
Sweet Seals For You, Always
Monterey Bay Aquarium

PR's Tumblrdome

bliss lane
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Australia

seen from United States
seen from Japan
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from United Kingdom

seen from Indonesia

seen from Mexico

seen from United States
seen from Philippines
seen from Colombia

seen from United States

seen from United States

seen from Japan

seen from Finland
seen from Bahrain
@purecolor-blog
eylem bile bir başka.
gerçekten "zenci neşesi" diye bir şey var.
And mama used to say:
"Take your time, young man..."
Mama used to say:
"Don't you rush to get old..."
Mama used to say:
"Take it in your stride..."
Mama used to say:
"Live your life..."
bir yanım bu şarkıyı öyle seviyor ki...
o yanım galip gelip dinlettirince de her yanım öyle acıyor ki...
korkmadım mı?
korktum tabi ilk başta. her ne kadar "insanları alabildiklerine göre bir şey olmuyordur" düşüncesine sahip olsam da imzaladığım kağıt öyle söylemiyordu bana.
4 aslanın arasına girmek. aç olmalarına, ısırmaya kalkmalarına falan gerek yok. çok sevip öyle bir sarılmaya kalkmaları bile problem. tırnak değil ki bu, pençe.
tüm bu fikirler altında "sıradan olmaya çalışmalıyım" diye girdim yanlarına. ağzımdaki tarçınlı sakızdan bile kurtuldum. severler sıkıntı, sevmezler sıkıntı.
ilk yanlarına vardığımda dördü de yatıyordu. bir erkek, üç dişi. dişi olanın kameraya baktığı tek an bu fotoğraf, onun dışında gözlerimin içine bakıyor. ben erkek aslanı sıvazlarken "çek ellerini erkeğimin üzerinden" pençesini atabilecek kadar yakın bana. o gözlerime baktıkça tedirgin oluyorum:
-bakmalı mıyım, yoksa bakmamalı mı? aslanlar bakmayı tehdit olarak mı algılar, yoksa bakmayınca cesaret mi alır? allahım daha fazla national geographic izlemeliydim!
neyse saldırmadılar. erkek olanı biraz sevdim, ayaklanınca dayanamadım peşinden gittim. sanki kedi kovalıyorum, hey allahım! kafalara gel!
çok garipti. vahşi doğalarında arabayla yanlarına yaklaşırken bile "bir şey olmaz değil mi?" diye düşündüren o hayvanla o kadar yakın olabilmek ilginç.
bunu da yapmadım demem.
bir "ziya'nın aslan avı" değil ama idare eder. yeğene itinayla abartılarak anlatılır ileride:)
melanzane parmigiana.
bunu öğrenmek boynumun borcu.
sanırım en ilginç yanı burada yaz olması. nadir boş zamanlarımızdan birini de böyle değerlendirdik dün. havuzda içki dolabımız, çikolatalar, püskevitler... "biz de niye yok?"
türkiye'de radyolar ne kadar çalıyor şarkı ne kadar popüler hiç fikrim yok açıkçası. ben uzaktan bakacağım olaya. aslında tam da yerinden.
klibin büyük bir kısmı burada, Joburg'te çekilmiş. dolayısıyla bir çılgınlık aldı başını gidiyor. radyolar 2 saatte bir kesin dönüyor şarkı. tarzları daha farklı olan istasyonlar da remixler yapmış onları çalıyor, o derece.
"erasmus şarkısı" diye bir konsept var ya bu da benim "expat şarkım" oldu. dinlediğim her an güney afrika'yı düşündürüyor bana, içinde olsam dahi. kruger'i, sokakları, savanları... burada geçirdiğim zamanlarda öyle anlar oluyor ki buram buram afrikayı hissediyorsun. işte o anlarda çok istiyorum heyecanımı paylaşabileceğim birinin burada olmasını. çünkü "paraaaaaa paraaaaa paradise!" nakaratındaki o kafa tam manasıyla yaşanıyor o an. anlatamamak değil, beraber yaşamak istiyorum.
and so lying underneath those stormy skies
She'd say, "oh, ohohohoh I know the sun must set to rise" this could be paraaaaa paraaaaa paradise!
ps: londra'dan cennete kaçmak o kadar da zor değilmiş. öyle değil mi bahar? =)
bazen üzerine üzerine gelir insanın, hiçbir şey yapamazsın.
her bir tuğla ayrı bir sorun olur, o harcı yumuşatamazsın bile. koparıp çözmek, tek tek halletmek imkansız olur. tek çaren yıkmaktır o duvarı ya da üzerine yıkılmasını beklemek, birisi seni enkazdan çıkarana kadar.
duvarları yıkacak enerjiye ihtiyacım var. çok ihtiyacım var.
dayan.
şunu anladım:
kiki insanın içinde olacak.
bu şarkıyı bu kadar çok sevdiğim gün nereden bilebilirdim ki...
güney afrika'da hafta sonu ve bayramda çalışırken tek tesellim:
buzdolabım.
o çocuk orada olduğu sürece biz yenilmeyiz abi!
pek iyi değil.
ışıkla yazmak muhteşem!
photojojo:
Dennis Calvert is a light painting wizard.
Wanna be a wizard, too? Here are a couple of our guides to light painting:
Light Paint with Moth Trails
Glow Doodles
Paint Your Photos with Sparklers
via Zeutch
bunu ben çektim v.02