Kendi yolunu bulman için kaç sokak yanacak bu gönlümde.
YOU ARE THE REASON

★
Noah Kahan

PR's Tumblrdome
The Stonewall Inn
𓃗

#extradirty
TVSTRANGERTHINGS
almost home

blake kathryn
No title available

if i look back, i am lost
d e v o n
Monterey Bay Aquarium
Keni
Jules of Nature
tumblr dot com
ojovivo

Origami Around
sheepfilms
seen from United Kingdom
seen from Jordan

seen from Bangladesh
seen from Jordan
seen from Jordan
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Spain
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Germany
seen from Taiwan
seen from Venezuela
seen from Malaysia
@revacta
Kendi yolunu bulman için kaç sokak yanacak bu gönlümde.
Bir çok hata yapmışız herkes gibi, ve herkesin hata yaptığını unutarak herkesten saklayıp güçlü gözükmeye calışmışız yine herkes gibi herkesin bizi yargılayacagını düşünerek.
Öncülerini bilmeli insan her şeyden önce. Zevklerini öncülerini yaptığı o anda kaybeder kelimenin tam anlamıyla. Kaybettiği şey; peşine düştüğü o zevkin yanı sıra, kendisine olan saygıdır aynı zamanda. İnsanlara kendisini sevmedikleri için yakınıyorken, kendisini sevmediğini göz ardı ediyor sürekli. Kendine saygısı kalmamışken, kendini dar kalıplara sokup gururunu ayaklarının altına alıyorken, insanların bu sözlerine fazlasıyla takılıp düşünüveriyor. Ne yazık ki zamanımız, insanların bizim hakkımızda neler düşündüğünü düşündürüyor bize. İnsanlar bizi sevsin diye sözcüklerimize dikkat ediyoruz, insanlar bizi sevsin diye gülümsüyoruz, insanlar bizi sevsin diye giyinip, insanlar bizi sevsin diye konuşuyoruz.
Biz kendimizi sevemiyoruz.
Biz "biz" olamıyoruz.
İnsanların kalıplarına sokuyoruz kendimizi; kendi kalıplarımızı yaratmak yerine.
Kendimizi... Önce kendimizi sevmemiz gerektiğini unutuyoruz.
Kendimizden çok benliğimizi.
Konuştukların sustukların kadar etmiyordu, inançların da bakışlarına hiç dokunmuyordu.
Monotonluk ruhuma işledi. Bilmiyorum, yoksa hep mi böyleydi? Biri düşse kaldırmaz mı kimse, sesler sadece olaylar sıklaştığında mı çıkar? Düşüncelerim inanın ki çok dar; belki saniyeler, belki günler, belki asırlar kadar diyebileceğiniz bir dünya değil burası. Bulunduğu her durum ona bir şey katarken nasıl nankörleşir ki insan? Yüzlerce kez anlatılmasıyla değil de bir kez yaşandığında anlamdırılacak şeyler o kadar değerli ki… sırf bu yüzden bile nerede olursa olsun insan yaşamayı bilmeli.
Ufak garipliklerimize tahammül edecek biri değil de, onları sevecek birini beklememiz gerekmez mi?
Geçmişe takılma, o yöne gitmiyorsun.