Kendi yolunu bulman için kaç sokak yanacak bu gönlümde.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Not today Justin
Acquired Stardust
sheepfilms
occasionally subtle

Kaledo Art

@theartofmadeline
Monterey Bay Aquarium
Show & Tell

Love Begins
Cosmic Funnies

tannertan36
he wasn't even looking at me and he found me
Peter Solarz

Kiana Khansmith
todays bird

shark vs the universe
Sade Olutola
RMH

ellievsbear
seen from United States
seen from United States

seen from Slovenia
seen from Brazil
seen from Costa Rica

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Slovenia

seen from Netherlands
seen from Israel

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from Singapore
seen from Germany
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
@revacta
Kendi yolunu bulman için kaç sokak yanacak bu gönlümde.
Bir çok hata yapmışız herkes gibi, ve herkesin hata yaptığını unutarak herkesten saklayıp güçlü gözükmeye calışmışız yine herkes gibi herkesin bizi yargılayacagını düşünerek.
Öncülerini bilmeli insan her şeyden önce. Zevklerini öncülerini yaptığı o anda kaybeder kelimenin tam anlamıyla. Kaybettiği şey; peşine düştüğü o zevkin yanı sıra, kendisine olan saygıdır aynı zamanda. İnsanlara kendisini sevmedikleri için yakınıyorken, kendisini sevmediğini göz ardı ediyor sürekli. Kendine saygısı kalmamışken, kendini dar kalıplara sokup gururunu ayaklarının altına alıyorken, insanların bu sözlerine fazlasıyla takılıp düşünüveriyor. Ne yazık ki zamanımız, insanların bizim hakkımızda neler düşündüğünü düşündürüyor bize. İnsanlar bizi sevsin diye sözcüklerimize dikkat ediyoruz, insanlar bizi sevsin diye gülümsüyoruz, insanlar bizi sevsin diye giyinip, insanlar bizi sevsin diye konuşuyoruz.
Biz kendimizi sevemiyoruz.
Biz "biz" olamıyoruz.
İnsanların kalıplarına sokuyoruz kendimizi; kendi kalıplarımızı yaratmak yerine.
Kendimizi... Önce kendimizi sevmemiz gerektiğini unutuyoruz.
Kendimizden çok benliğimizi.
Konuştukların sustukların kadar etmiyordu, inançların da bakışlarına hiç dokunmuyordu.
Monotonluk ruhuma işledi. Bilmiyorum, yoksa hep mi böyleydi? Biri düşse kaldırmaz mı kimse, sesler sadece olaylar sıklaştığında mı çıkar? Düşüncelerim inanın ki çok dar; belki saniyeler, belki günler, belki asırlar kadar diyebileceğiniz bir dünya değil burası. Bulunduğu her durum ona bir şey katarken nasıl nankörleşir ki insan? Yüzlerce kez anlatılmasıyla değil de bir kez yaşandığında anlamdırılacak şeyler o kadar değerli ki… sırf bu yüzden bile nerede olursa olsun insan yaşamayı bilmeli.
Ufak garipliklerimize tahammül edecek biri değil de, onları sevecek birini beklememiz gerekmez mi?
Geçmişe takılma, o yöne gitmiyorsun.