uyuyacaktım çünkü yarın işe gideceğim uyuyacaktım çünkü haftalardır çok yoruluyorum uzun mesailerdeyim uyuyacaktım çünkü bazı güçlerimi tükettim hem bedensel hem zihinsel hem ruhsal olarak sürünüyorum mahallede yangın var sedyeler ambulanslar kurtarma ekipleri sirenler ve bağırışlar yine de uyuyacaktım çünkü ayakta duramıyorum penceremde gri dumanlar ve ateşin yanıp sönen ışığı var ama uyuyacaktım çünkü ne yapabilirim elimden artık hiçbir şey gelmiyor hayata karşı üzülerek var olmak dışında neyim ben dev bir üzülmekten başka uyuyacaktım işte öyle her şeyi görmezden gelerek herkese rağmen. ama bir cümle okudum ve döndüm on sekizime. üzgündüm ama mahvoldum işte. tüm dikişlerim attı ortalığa saçıldı yaram ki bu kelimeyi hiç de sevmem ama yaram bir havai fişek gibi gösterişle patladı. kalbim kalbime kırılıyor bunu anlatabilmek için yeni bir dil bulmam gerekiyor ben kendime ne diyeyim ne yapayım kendimle on sekizimde de bilmiyorum şimdi de. bir hazine gibi gömdüğüm tüm hisleri buldum az evvel ve aslında bulmak için gömmediğimi gördüm. ben delirmemek için gömmüşüm. nasıl uyunur bilmiyorum nasıl olunur bilmiyorum nasıl ölünür bilmiyorum insan bunları bilemediğinde ne yapar bilmiyorum. her şeyi iştahla yaptığım günler vardı benim, iştahla ağlar iştahla gülerdim, iştahla toprağa yalınayak, iştahla sarılırdım iştahla kavga ederdim, bir yiğit gibi acının hakkını verirdim, iştahla özler iştahla terk ederdim. kalbim iştahını yitirmiş ama yine de hiçbir şey değişmemiş. kalbim bir yeşilçam artisti gibi her kurşunun önüne kendini atmaktan hiç çekinmemiş yıllar geçmiş ve defalarca aynı sahneyi çekmiş. şarkılar değişmiş isimler değişmiş yollar değişmiş ama kalbim hiç değişmemiş. sandığı gömdüğü yeri unutmamış hiç. ara sıra bilerek üzerinden geçmiş. öyle aptalmış sersemmiş. uyuyacakmış bu gece de öncekiler gibi hiçbir şey olmamış gibi ama işte, hep ezberlediğim yerden yine vuruldum az evvel,










