Çok biriktiriyoruz, fazla yöneliyoruz, sağa sola saldırıyoruz durmadan, dinlenmeden, dinlemeden.. Sonra ardımızda bir çöp yığını oluşuyor, ve o çöp yığınının içinde iyi şeyler de kirleniyor, kayboluyor, harcanıyor. O çöp yığınını temizlemedikçe üzerine biriktirmeye devam ediyoruz, çünkü yaşıyoruz. İçinden çıkılamayacak bir hal alıyor en sonunda. Gözümüzün önünde birkaç hayat dolusu çöp dağı... Birkaç hayat zira birkaç hayatlık enerji tüketiyoruz, birkaç hayatı birden yiyip bitiriyoruz tek ömrümüzde. Elimizde kalan hiçbir şey olmamasına karşın geçmişimizde koca bir yığın çöp duruyor. Peki bu kısırdöngü nasıl, hangi doğru hareketle biter?
Yalnızca tahmin yürütüyorum; önce çöp yığınını temizlemekle işe başlarsak belki de biriktirdiğimiz çöplerden utanırız. Ya da içlerindeki kaybedilmiş yetenekleri, güzellikleri gördüğümüzde pişman oluruz. Ne kadar dolu yaşadığımızı sandığımız zamanlarda aslında ne kadar boş yaşadığımızı farkederiz belki...
Sürekli bir şeyler yapma arzumuzun, tüketme çılgınlığından ve devrimizin insanı yoldan çıkaran hızlı olma, boş durmama, zihnin ve sistem oyunlarınca düşünmezsen bir hiçsin algısından kaynaklandığını farkettiğimizde belki içimizde birikmiş stres dolu o telaşı bir nefeste çıkarır, durmaya başlarız. Ve bu algıların, arzuların bizi ve hayatımızı ne kadar da tükettiğini, hatta dünyaya, evrene zarar verdiğini görebiliriz.
Metodolojik olarak yaklaşırsak ya da annelerin belirli periyotlarla dip köşe yaptığı arındırma - temizlik metotlarıyla demek belki de daha doğru olacaktır, önce ayırma işlemi yapılmalı; imha edilecekleri atmalı, paylaşılacakları ve iyi durumda olanları paylaşmalı; bize kalanları ise güzelce düzenlemeli, kategorize ederek arındırma ve düzenleme işlemini tamamlamış olur, arkamızdaki çöp yığınından kurtuluruz. Sonrasında ise temizlik zamanı gelmiştir.
Bu süreç bitip de kendimizi daha ferah ve geri kalan hayatımızda daha beyaz, daha boş sayfaların olduğunu hissettiğimizde şimdi bize düşen görev geri kalan ömrümüzde o sayfaları, o boşlukları seçici olarak doldurmaktır. Nasıl ki ardımızda bıraktığımız yığına biriktirmeye devam ediyorduk aynı biçimde iyileri artırmaya, paylaşılacakları paylaşmaya, atılacakları atmaya yeterli alanımız ve zamanımız olduğundan üzerine güzellikler biriktirmek için seçici davranmalı ve yaptığımız her seçimi, bulunduğumuz her yol ayrımını buna göre değerlendirmeli ve öylece de karar vermeliyiz. Bu en ufacık seçimlerde dahi böyle olmazsa ardımızda yeniden sinsice çoğalan bir çöp yığını oluşacaktır.
En güzelini, en temizini, en hakikisini hakediyorsun “Ey İnsan!” . Bu yüzden yaptığın her seçiminde sana layık olanını, insanlığa layık olanını seçmelisin. O zaman göreceksin ki bu güzellikler evrenine sen de güzellikler katıyor, anlık yaratıma ortak oluyorsun; evren orkestrasının en özel enstrümanlarından biri de sensin!
Ardında artık hiçbir işe yaramayan, içi belki de bir sürü güzel düşünce, fikirle dolu olan; fakat kokmuş, kirlenmiş, eskimiş pişmanlıklar dolusu olan bir çöp yığını mı bırakmak istersin; yoksa üzerine insanlığın sindiği, güzel sesler ve rayihaların geldiği, dolu dolu bir tek yaprak mı? İlk seçimini yap!