ölene dek gösterilmemiş sevginin hiçbir anlamı olmadığını savunacağım
The Stonewall Inn
No title available
official daine visual archive
Monterey Bay Aquarium
🪼

roma★
ojovivo

@theartofmadeline
No title available
Claire Keane
EXPECTATIONS
The Bright Sessions

No title available

Product Placement
No title available
Sade Olutola
Fai_Ryy
noise dept.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
tumblr dot com
seen from United States

seen from Italy
seen from Indonesia
seen from Netherlands
seen from Brazil
seen from Belgium
seen from Spain
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Finland

seen from United Kingdom
seen from Ghana
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@ruyasizuykum
ölene dek gösterilmemiş sevginin hiçbir anlamı olmadığını savunacağım
eğer bu senin ismini söyleyebilmenin tek yoluysa, şiirlerimi kanatırdım.
sen evini yaktın yüreğinin yangınıyla. beni içeride bıraktın. adımı unutsam, bu iki darbeyi unutmam.
doğru zaman, doğru insan, yanlış karar yok işin özünde.
sen beni istemedin.
fransız ihtilali oldu, berlin duvarı yıkıldı, sovyetler dağıldı, ben de kendimi pek iyi hissetmiyorum.
son aylarda bir pesimist edasıyla her şeye bok atmakla lanetlendim. annemin anlattığına göre küçükken de böyleymişim. ama o zamanlar eteğimle en uyumsuz çorabı giyecek kadar da yürekliymişim. şimdiyse. evet şimdi yürekli değilim evet. hiçbir aykırılık göğsümü gıdıklamıyor artık. evvelki şafaklarda ben güneşi doğurmaya çalışırken kalbim durdu. sen de doktora anneyi değil çocuğu seçtiğini bildirdin.
cahile ve salağa tek bi kelime daha edecek gücüm kalmadı, kimse sizin gelişememişliğinizle boğuşmak zorunda değil
son günlerde aynalar ve bıçaklar üzerine yeni teoriler geliştirdim. kırık bir ayna bilenmiş bir bıçaktan daha keskin olabilirmiş. sen benim boynumu öperken şah damarımın yerini dudaklarınla ezberlemişsin. bileklerime yıldızları çizerken nereden kesilmeyeceğini öğrenmişsin. bu ten bir başarısız girişimi daha kaldıramaz, en azından bunu bilirmişsin.
sırtında dünya kamburuyla yolun sonuna kadar gidilmez oğlum. burada sıktığın yumruk, seni yerdeki dikene bile rüsva eder.
artık ellerimle dünyalar değil, sadece ikimiz için karanlık bir koğuş inşa ediyorum. dışarıda uğuldayan o çiğ ve vahşi kalabalığın bizi bulamayacağı kadar derinde, betonun ve soğuğun ortasında sıcak bir nefes aralığı burası. insanların zehirli bakışlarından, kaderin o taş kalpli oyunlarından kaçıp buraya sığınacağız. varsın dışarıda kıyametler kopsun, varsın kalpler buzdan kulelere dönüşsün. biz bu karanlık sığınakta, sanki dünya hiç yaratılmamışçasına birbirimizin gölgesinde soluklanacağız, hayatın tüm kirini ve soğuğunu kapının eşiğinde bırakıp, sadece ikimizin bildiği o dilsiz acıyla birbirimize sarılacağız.
ağlıyor, gülüyor, ağlıyor, gülüyor, küfrediyor, ağlıyor, gülüyor, susuyor, ağlıyor ve gülüyorum. seni sevmek ile senden nefret etmek arasında sıkışıp kaldım. bir yanım yanıyor, bir yanım buz. seni içeri alabilmek için yıkmaya çalıştığım duvarların altında kaldım. nefes yok, kalp hızlı. dönmeyeceğini kabullenmeye çalışırken, sana gelebilecek yollar ararken buluyorum kendimi. hiçbir yol yok. ama hepsini nasıl yıktın.
hayat devam ediyor-muş, ben yetişmeye çalışırken zamanın içinde sıkışıp kaldım. istemiyorsun, istemiyorsun, istemiyorsun. bilmek istiyorum, gerçekten mutlu musun şimdi. gerçekten, geçti mi. benim de geçsin.
ne kadar debelenirsem debeleneyim izlerin solgun tenimden hiç geçmedi. sonsuzluğu senin varlığından değil, bende bıraktığın kesiklerden öğrendim ben. canımı alan da buydu ya zaten.
ben süt dişimi bile senin çekmecende unuttum vera, periler sana hiç uğramadı mı. çocukluğum avuçlarında çalıntı kaldı, yüreğin hiç sızlamadı mı.
“sen uzun bir uykuyu uyudun, ben düş gördüm” diyor ya birhan. senin yaralarını da öyle taşıdım ben omuzlarımda işte. adeta bir kuş incinmişliğiyle yol aldım yüreğinden, şafak vakti ansızın çektim o kapıyı. otogardaki izmaritlerimi söndürmeye bile vakit tanımadım. senin gibi zamansızca attım her adımımı. bir çocuğun sabırsızlığıyla, bir genç kızın tez canlı aşkıyla. hiçbirini duymadın. ben güneşi doğururken kalbimi otuzüç yerinden deldiler, sen uykundan uyanmadın.