Sorarlarsa, ÖLDÜ dersiniz.
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
DEAR READER
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
we're not kids anymore.

izzy's playlists!

titsay
$LAYYYTER
NASA
Cosimo Galluzzi

Love Begins
Sade Olutola
art blog(derogatory)

Discoholic 🪩
macklin celebrini has autism

Andulka

Origami Around
No title available
I'd rather be in outer space 🛸
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Sweet Seals For You, Always

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
@sadece-ben
Sorarlarsa, ÖLDÜ dersiniz.
Kafanı yastığa koyarsın ama gözlerin kapanmaz kapandığı an da aklına anılar gelir. Duvara baktığında bile seni gülümseten o anıların kıymetini geçmişte bilemezsin. Bunu sonradan fark edersin ama artık çok geçtir, her şey için. Hayatı, duvarı seyredecek kadar boş görürsün. O değersiz insanlar için. Ne kadar hatıranda olsa şu anda yanında değil. Bu gerçeği ne kadar kabul etmek istemezsen de. Alışacaksın, her gün ağlama rutinini bıraktığında. Alışacaksın, kendine acı çektirmediğinde. Ne kadar zor gelse de... Çünkü onun yanında başkası var. Bir bakmışsın senin yanında da başkası var. Birbirinizi başkalarına tercih etmişsiniz. Ruhlarınız kavuşmak istiyor ama kavuşamıyor. İşte o zaman vazgeçiyorsunuz. Sabahlara kadar uyuyamıyorsun ama elinden hiç bir şey gelmiyor. O zaman anlıyorsun aşk acısının büyük olduğunu...
İnsanları anlamakta zorluk çekiyorum. Bir gün kalbinizi sevgiyle doldururken diğer gün o verdiği sevgiyi, nefretle geri alıyor. Sanki hayatınıza hiç girmemiş gibi... Hayatınızı hiç maffetmemiş gibi..
Pov: Hayatını toparlayacağım derken daha da çok batırmışsındır.
"İki balığı aynı fanusa koyarsan zaten aşık olur, önemli olan okyanusta karşılaşabilmektir."
Sonra bir Ahmet Kaya şarkısı çalacak, başıboş gezdiğin bir sokağın kırık penceresinden.
Dışarıda kar yağacak, senin içine yağmur. Anlatmadığın her şeyin esiri olacaksın.
Ve gelecek nakarat. Çivi gibi çakılıp kalacaksın olduğun yerde.
"Söyle şimdi ben neredeyim sen nerede?" derken anlayacaksın yüreğime basa basa geçtiğini.
Yanlış insanlar doğru sevgiyle değişmez.
O piti piti
Herkes gibi o da gitti.
Zaten yavşak idi
Hayatımdan bir şerefsiz daha eksildi...
"Kalbim bir atıyor, bir atmıyor... Bir atıyor, bir atmıyor..."
Yaşama ne kadar yakınsak ölüme de o kadar yakınız... Bana göre geçmiş veya gelecek önemli değil geçmişe gidemeyiz geleceği de göremeyiz. Benim için şu an önemli, 1 dakika sonra ne olacağını bile bilmiyoruz, bu yüzden şu anın kıymetin bilmeliyiz. Belki bir daha yapamayacağımız bir şey yapıyor olabiliriz...
Çok acı çektim. Yorgunum, bitmiş, tükenmiş gibiyim... Hep asosyal bir hayatım oldu. İnternetten sosyal medya hesaplarında gezerken bile kendimi yakın hissediyorum herkese. Sanki yalnız değilmişim gibi.
Bu hayatın acısı, acı çektirenlerden fena çıkacak.
Bunu eskiden deneyip birine rezil oldum. İlerleyen zamanlarda çocuk beni sevmeye başladı. Sonra çocuğu kendimden soğuttum ben sadece kanka olmak istedim onla o başka yerlere çekince, o da soğudu benden artık arkadaş bile değiliz. İki yabancı...
NOT: Siz yine de denemeyin.
Kocaman bir okyanusun ortasında su alan bir geminin kaptanıyım artık. İçeriye giren tonla suyu küçük bir kovayla dışarı atmaya çalışırken çok yoruluyorum. Sanırım artık müsaade edeceğim. Üzgünüm gemi ama batıyoruz ardımızda hiçbir şeyi bırakmayana kadar... Elveda bakmaktan keyif aldığım gökyüzü. elveda şeker pembesi bulutlar..
Bu fotoğrafı görünce çoğu kişi yerinin kıymetli olduğunu, kimsenin yerini tutmayacağını filan falan düşünecek ama ben bu fotoğrafa baktığım da bunları göremiyorum. Ben kendimin kimsenin yerini tutamayacağımı düşünüyorum. Size biraz içimi dökeyim biraz duygusallaştım. Özgüvenim hep düşük olmuştur. Çoğu kişi güzelsin diyor ama arkamdan konuşmaları öyle değil hem onların söyledikleri değil benim kendi düşüncelerim önemli ama benim düşüncelerim artık eskisi gibi değil iyi ve kendini seven eski ben yok artık kalpsizleştim. Dünya beni kendimi bile sevmek de tereddüt edecek haline getirdi artık güvenmekte sorun yaşıyorum. İnsanları kırmaktan korkarken onlar beni öyle çok kırdı ki kalpsizleştim. İnsanları kırdığımı fark ettim istemeden de olsa o an öfkeme hakim olamıyorum. Bu durumu sakinleştiğimde fark ediyorum. Keşke böyle olmasaydı diyorum. Ama neyse olsun bir daha olmaz deyip geçiyorum ve bunlar tekrarlanıyor. Her gün toparlanacağım diyorum kendime. TOPARLANACAĞIM.
O boşluk herkes de oluyor, insanın içinde her zaman kelebekler uçmaz, bazen birileri ölür.
O boşluğu çok yaşadım. İlki zor geldi, kendime zarar verecek kadar... Sonra alıştım insanları kalbimden çıkarmaya, hayatıma o kadar çok kişi girdi ve çıktı ki bu duruma alıştım. Biri hayatıma giriyor, kalbimin kapısında bekliyor, onu içeri almam için ben başta almıyorum, sonra tekrar deniyor tekrar ve tekrar bir an ona öyle bir güveniyorum ki kalbime bir an da giriyor ben daha nasıl girdi demeden girdiği gibi tekrar çıkıyor. İlk başlarda bu duruma alışmakta zorlandım sonra aynı şeyler farklı kişiler için gerçekleşti, ben de bu duruma böylelikle alıştım. İçimde artık bir ölüler mezarı var, benim için biten herkesin orda olduğu bir mezar...
Böyle bir ark lazım bana afhabshdg
Hava fazla rüzgarlı bugün; gökyüzü acılarıma, yaralarıma üfler gibi. Tüm yaşanmışlıklara yanarken, izleri süpürmek ister gibi tozu dumana katıyor, rüzgar...