"Bu sessizliğin, sana dair kalan son bağımı da kopardı. Teşekkürler, veda etmeyi kolaylaştırdın."
seen from South Korea
seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Egypt
seen from China

seen from Switzerland

seen from Ukraine

seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States

seen from United States
"Bu sessizliğin, sana dair kalan son bağımı da kopardı. Teşekkürler, veda etmeyi kolaylaştırdın."
Veda.
🍂 Ve o zaman, seni gerçekten hak eden biri, saklanmadan, yarım kalmadan sana gelecek.
"Küçük bir kaç ilgisizliğin, ardından beklentilerle bakmıyorum! Varlığını siliyorum!.."
Kaynak: efillavin
Vedaya alışıyorum… ya da kendimi buna inandırmaya çalışıyorum. Gidişinin ardından edindiğim küçük alışkanlıkları birer birer söküyorum hayatımdan; sanki seni silersem, acı da benimle vedalaşacakmış gibi. Ama olmuyor. Düşüncelerime söz geçiremiyorum. Zihnim, senin adını fısıldayan bir yankı odasına dönüşmüş.
“Neredesin? Ne yapıyorsun? Kiminlesin? Aklına bir an bile düştüm mü?”
Sorular zihnimde dönüp duruyor; cevapsız kaldıkça daha da ağırlaşıyorlar. Bazen fotoğraflarına bakıyorum. O an, içimde ince bir sızıyla “Her şey ne kadar güzel olabilirdi…” diyorum. Sonra kendimi dağıtıyorum, başka şeylere sarılıyorum; çünkü insan en çok kendi içinden kaçmak ister.
Ama gece…
Gece bir boşluk gibi. Sessizlik, düşüncelerimi büyüten bir mercek gibi üzerime kapanıyor. Karanlık çökünce sen de çöküyorsun içime. O an bir umut: “Keşke bir şekilde ulaşsan…” Sonra sert bir gerçeklik tokadı: “İsteseydi zaten ulaşırdı.” Kendi kendime kızıyorum “Merak etmiyor mu?” diyorum. “Etseydi sorardı,” diye cevaplıyorum kendime. “Hiç mi bir şey hissetmedi “Hissetseydi gitmezdi.” Kendi kalbimin mahkemesinde hem yargıç hem sanık oluyorum.
Sonra yine seni karşıma alıp konuşuyorum; aslında kendime anlatıyorum:
“Gittiğinden beri yüzüme gelen o pembelik söndü. Gözlerimdeki ışık, sanki biri fişini çekmiş gibi karardı. Ruhumun içindeki o aydınlık, yerini puslu bir sabaha bıraktı. İçimdeki canlılık, kuruyan bir dal gibi kırılgan artık. Peki ya sen? Hiç mi zorlanmadın? Yoksa hayat sana hiç ara vermeden devam mı etti? Bir çay koyup kaldığın yerden devam edebildin mi? Gülebildin mi gerçekten? Yeni bir başlangıç deyip başka birine aynı cümleleri kurabildin mi?”
Cevaplarını aslında biliyorum. Belki de en çok bu canımı yakıyor. Çünkü ben, içimde fırtınalar koparken; senin hayatın, sakin bir göl gibi durulmuş olabilir. Ama şunu da biliyorum:
Ben hâlâ aynı yerdeyim belki… ama artık aynı kişi değilim.İçimde kırılan her şey, beni eksiltmek yerine başka birine dönüştürüyor.Acı, sandığım gibi bir son değilmiş; insanın kendine doğru çıktığı en uzun yolmuş.
Ve ben, ilk kez kendime doğru yürümeyi öğreniyorum.
(4)
Bir Ramazan'ı Şerif'in sonuna geldik. Rabbim tuttuğumuz oruçları yaptığımız ibadetleri dergâhı izzetinde kabul eylesin.🤲🏻
sana orada, eski bir lokomotif gibi soluyan istasyonda elveda demiştim ve o an bitiyordu işte bütün hikâyeler gibi bizimki de yaralı bir hayvan inine dönerken nasıl kan izleri kalırsa ardında öyle ayrılmıştık biz de izimizi bıraka bıraka karlı istasyondan