No title available
macklin celebrini has autism

bliss lane
YOU ARE THE REASON
official daine visual archive

Andulka
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
The Stonewall Inn
NASA
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Cosmic Funnies
Noah Kahan
TVSTRANGERTHINGS
almost home

❣ Chile in a Photography ❣
🩵 avery cochrane 🩵

blake kathryn
No title available
tumblr dot com

Product Placement
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from Argentina

seen from Oman
seen from Türkiye
seen from Singapore
seen from Venezuela
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Ukraine
seen from Germany

seen from United Arab Emirates

seen from Venezuela
seen from Venezuela
seen from Brazil
@sadecegrri
Özellikle bir dersi çok iyi öğrenmişlerdi: hayat ertelenmezdi; şimdi yaşanması gerekiyordu.
o sancıyı eskimiş yadigar bir ceket gibi. her gittiğin yere götürüyorsun çocuğum. izledim seni birkaç akşam. sanırım varlığına alıştığın bir ağrının yokluğunda ne yapacağını bilmiyorsun ve denemekten korkuyorsun. denemelerin hep ağlatmış ve kanatmış seni. denemelerin hep taşları öptürmüş sana. yastığını ıslatmış. annenin gözlerini yaşartmış. denemelerin güzel sonuçlanmamış ve haklısın çoçuğum sen. izledim seni birkaç akşam. o sancıyı eski bir fotoğrafı cüzdanından kopartamaman gibi. o sancıyı yavrusunu araba çiğnedikten sonra cesedin başından ayrılamayan kedi gibi. o sancıyı yalnız bir anne gibi. her gittiğin yere. üzülüyorum ama haklısın. kahroluyorum ama haklısın. içim kıymıklanıyor ama haklısın. izledim seni birkaç akşam ve biliyor musun yardımcı olabilmeyi de çok istedim. seni soymak istedim tüm ağrılarından. izlerini her neredeyse oradan. her neredeyse oradan bir yara bandı gibi sökebilmeyi. içindeki çocuk cesetlerini toz alır gibi alabilmeyi. hatrındaki o kan kırmızısını yeşeren bir ağaç gibi güzelleştirebilmeyi. içinin bir şeylerden korkan yanlarını öpüp ayağa kaldırabilmeyi çok istedim çocuğum. çok istedim de sen bir kez daha birisine dökülmemeye yeminler etmişsin çok defa ve kahrolsun ki haklısın. üzgünüm ki haklısın.
“Yıkılmak dünyaya mahsus birşey değil ki , Züleyha.
Bir insanın bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.”
Ne kadar uzun uzun döksen de içini, anlatamadığın bir şeyler hep vardır. Sende kalmasını istediğin şeyler. Anlatınca insanlar zayıf yönlerini öğrenip bunları sende kullanacaklarmış gibi hissedersin ya da sildiğin şeyleri tekrar hatırlayıp anlatırsan, canının eskisi gibi yanmasından korkarsın. Bu yüzden insanın kendine bile anlatamadığı şeyler varmış. Bazen insan kendinden bile çekinir bu konuda. Sırf belki de güvenmediğimiz için tutuyoruz onları içimizde. Aslında anlatmak istiyoruz. Öyle dolmuşuz ki anlatsak o doluluk hafifleyecek gibi olsa da güvenip anlatsan karşındakinin gerçekten seni dinlediğine inanman zor oluyor. O yüzden insan hep anlatmasa bile karşı tarafın anladığını düşündüyse eğer, o kişiye döker içini. Mutlu olursun, çünkü içindekiler hafiflemiştir, bunu çok içtenlikle hissedersin. Öyle herkese de anlatmaya da gerek yoktur zaten, bizi bir kişi anlasa da yeter. Bu en yakınında olabilir, bir yabancıda. Bazen otobüste yada bankta yanında oturmuş bir yabancıya da anlatmak istersin. Biraz düşünürsün, yine de ağzından tek kelime çıkmaz. Çünkü ne zaman birilerine derdini anlatsan, bazılarının verdiği cevap iki kelimeden ibaret. O insanı da öyle düşünürsün. Kim bir yabancıyı önemser ki?
Bazen de ne kadar uğraşsan kimseye anlatamazsın. Çok zorlarsın bu konuda kendini. İnsanlar anlar bunu, anlatmanı ister, sen kendi içinde bekledikçe acı çekeceğini bilsen bile anlatamazsın. Onlar da seni anlamaz zaten. Aslında olay anlatmamak değil, anlatamamaktır. En sonunda dönüp geldiğimiz yerin satırlar oluşu aslında bizi aslında sadece bizim anlayacağımız anlamına geliyor. 03 I 23:57
İstenmemek ne garip bir şey. İstenmiyorsunuz. Dönüp ne diyebilirsiniz ki?
Asarsam şahet birgün kendimi , boynumdan değil kalbimden asacağım.
Bağıra bağıra sustuğum günlerden birine ekledim seni , sen anla artık.
Ne yani , sonbaharmıydı ağaçtan yaprağı düşüren ?
‘İnan bana bazen sadece seversin.’
Senden birşey istemiyorum, beklemiyorum. İlgim el feneri değil, mum ışığı. Yanarken yakın çevremi de aydınlatmış oluyorum, hepsi bu. Sen gözlerini kapatsan da ben yanmaya, yanarken erimeye devam edeceğim. Bununla birlikte, güneşe çıktığında mum ışığına arkanı dönmelisin.Suskunluğum gözlerindeki masumiyetten söyleyemem söylemek istediklerimi.Bilirsin dengem yok benim kırmak , incitmek istemem.Üstelik ben karıncayı bile incitemem ki.
O döktüğün yaş , bana damladı sevgilim.
“Yıkılmak dünyaya mahsus birşey değil ki , Züleyha.
Bir insanın bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.”
Herkes birbirini sevdiği ama sevdiğini hisettirmediği bir çağ bu.Herkes birbirini çok seviyor ama davranışa yansıtmıyor.
Hissettirmedikçe ve hissetmedikçe ne önemi var ki sevmenin ? Ya da sevdiğini söylemenin.Hissettirilmeyen sevgi hayatınızda olmasın.Duygusal davranmanın anlamı yok.Zaten duygusal davranmanın bir yerden sonra insanı yormaktan başka hiçbirşey yapmadığını , kalbin yorulduğunda anlıyorsun.
Gününün nasıl geçtiğine önem veren , canın birşeye sıkıldığında seninle birlikte çözüm arayan , üzüntünle üzülen , mutluluğunla sevinen , sana müsait olmadığı zamanlarda bile zaman ayırabilenle devam et yoluna.
Buraya kadar gelebilmek inan kolay değildi.
Birini çok sevmektense , en saf en temiz duygularla sevebilmek daha güzel bir duygu.Hayat seni çok yormuş mesela , kırılmış ve yıpranmışsın herşeye rağmen devam edebilmişsin.Kırılma duygusunun ne demek olduğunu bildiğin için kırmamaya özen gösteriyorsun , bakışların daha anlamlı oluyor , dokunuşun , sözlerin…
En saf ve en temiz duygularla sevebilmek ; klişe seni herkesten çok seviyorum kelimelerinden daha önemli bence.Hissetmek , anlamak , gözün kapalı güvenmek.
Yarasında çiçekler açar , yarasını çok seven.