- Sorunların var. Sen bu sorunları aşamıyorsun. Ben de senin bu hallerini çekmek istemiyorum artık. Birlikte mutsuz olalım derken kastım bu değildi. Sıkıntın var sen benimle asla, asla paylaşmadın. Birlikteyken ne yapıyoruz? İçiyoruz, sevişiyoruz, içiyoruz, belgesel izliyoruz. Başka da yaptığımız bir şey yok. Ben senden çok şey istemedim ki. Ama beni kale almaman ben bunu asla istemedim. Ben hayatında olmasam hiçbir şeyin eksikliğini hissetmeyecekmiş gibisin. Bu bana o kadar koyuyor ki. Sen beni böyle hissettiriyorsun. Ben böyle biriyle yapamam. Tamam yaşadıkların zor, bunu defalarca dile getirdim zaten. Ama sen de aş artık be Behzat, aş artık. Ben ben, Cumhuriyet savcısı olarak falan değil, ben, Esra, sana olan inancımı kaybediyorum. Bazen o kadar manasız, o kadar nedensiz gibi görünen şeyler yapabiliyorsun ki anlayamıyorum seni. Anlam veremiyorum ben sana. Sen de bir bok paylaşmıyorsun. Durduk yere evinden kovuyorsun. Yok, yok. Ne kadar sevsem de, ben böyle bir adamla yapamam. Ben gidiyorum. Bir daha yolumu kesme. - Şule benim kızım.











