Bir dost "Geçer." dedi. Haklıydı. Gençlik geçti, heves geçti, uykular geçti..
RMH
h
almost home
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
NASA

gracie abrams
YOU ARE THE REASON
I'd rather be in outer space 🛸
Keni
Monterey Bay Aquarium
art blog(derogatory)
$LAYYYTER

No title available
d e v o n

titsay
ojovivo
we're not kids anymore.
Jules of Nature
Sade Olutola

if i look back, i am lost
seen from Vietnam

seen from Austria
seen from India
seen from United States

seen from Russia
seen from Egypt

seen from Brazil

seen from United States

seen from Italy
seen from United States

seen from Brazil

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Slovakia
seen from United States

seen from T1

seen from United States

seen from Morocco
seen from Croatia
@se-feri
Bir dost "Geçer." dedi. Haklıydı. Gençlik geçti, heves geçti, uykular geçti..
sessizleşen acı, insanın kemiklerine yerleşir.
Aynı gece. Aynı yüz. Aynı sorular. Her gün biraz daha eksilen bir inanç. Sonra biri Nasılsın? diye soruyor. Bu sorunun cevabı yok. İnsan bir kelimeyle nasıl anlatabilir içindeki yılları?
Sevilmediğini değil, fark edilmediğini hissetmek..
Herkes birbirine "İyiyim," diyor. Dünyanın en büyük yalanı, en kibar ses tonuyla söyleniyor. Ben de söyledim. Defalarca.
En çok da şu düşünce yoruyor beni: İnsanlar kötü olduğu için değil, birbirlerine yeterince dikkat etmedikleri için incitiyorlar belki de. Kimse büyük kötülükler yapmıyor. Ama küçük ihmaller birikiyor. Unutulan sözler, yarım bırakılan cümleler, geç kalınmış hâl hatırlar...
İçimde biri sürekli Toparlan diyor.
Toparlanmak... Ne tuhaf kelime.
Rızık bazen verilen, bazen esirgenendir.
Yeni bir hayatın sesi var şimdi içimde.
Kalbim bir kuşun gökyüzüne ilk bıraktığı kanat sesi gibi hafif ve telaşlı çarpıyor.
İnsanın en büyük yeteneği bazen hiçbir şeyi çözemediği hâlde gidip ekmek alabilmesidir.
İnsan bazen kaybettiği şeyi değil, onu anlatma biçimini saklıyor. Kendime uzun zamandır aynı soruyu soruyorum Bir insan başka bir insana mı alışır, yoksa onun yanında kurduğu kendine mi? Cevabını bilmiyorum. Bildiklerim tehlikeli ölçüde az. Çayı fazla bekletince acılaştığını biliyorum. Bazı saatlerin insanı çocukluğuna düşürdüğünü biliyorum. Bir de, gecenin ilerleyen vakitlerinde insanın kendine söylediği yalanların daha ikna edici olduğunu. Gündüzleri mantıklı biriyim. Gece olunca içimde biri çıkıp masaya oturuyor. Bütün hesaplarımı bozuyor.
Topraktan yaratıldığını bilen bir varlık, nasıl oluyor da bu kadar yüksekte durmaya çalışıyor? Oysa toprağın bir kibri yok. Üzerine basanı da taşıyor, içine gireni de.
Ne kadar çok plan yapmışım kendim için. Sanki yarına dair bütün hüküm elimdeymiş gibi...
+Kırıldığını belli etmiyorsun.
-Cam ses çıkarır. İnsan sessiz kırılır.
Kalbini, gerçekleşmeyen ihtimallerle yorma. Allah, kuluna bazen istediğini değil, taşıyabileceğini verir.
“Bugün hiçbir şey yapamadım.”
— Hiçbir şey yapmamak da bir eylemdir aslında.“
Öyleyse neden bu kadar boş hissediyorum?”
— Boşluk, doluluk beklediğin yerlerde oluşur.“
Ben ne bekliyorum ki?”
— Beklemeyi bırakmayı bekliyorsun.
“Bu biraz çelişkili değil mi?”
— İnsan zaten çelişkiyle yürür. Düz çizgi sadece kağıt üstünde var.
Ey Rabbim,Bana kolay olanı değil, doğru olanı seçebilecek bir yürek ver. Kalabalıkların alkışına kapıldığımda, vicdanımın sesini duymayı nasip et. Gücün cazibesine kapıldığımda, mazlumun sessiz bakışını unutturma bana. Bilgiyi kibir için değil, hakikati aramak için isteyeyim. Sevgiyi sahip olmak için değil, paylaşmak için taşıyayım.Korkularımın beni küçülttüğü yerde cesaret,Öfkemin beni kararttığı yerde merhamet,Ümitsizliğin beni tükettiği yerde umut ver.Beni sözlerimin değil, davranışlarımın şahidi kıl.İnsanlara karşı adil, kendime karşı dürüst,Sana karşı samimi olmayı öğret.Yol uzadığında sabır,Yük ağırlaştığında direnç,Gece koyulaştığında ışık ver.Ve sonunda,Bana dünyada iz bırakmaktan önce,İnsanların kalbinde iyilik bırakabilmeyi nasip et.