22 adam bir topun peşinden koşuyor, benim için sadece 11'i önemli, parçalı giyenler. Bir kısım bunun neden bu derece önemli olduğunu zerrece anlamıyor. Anlatmaya çalışacak halim yok da, o topun kaleye girmesi neden önemli, o adamların koşması ne demek; sevmesi o 11 adamı nasıl oluyor gelin ipucu vereyim bir parça. Dünyanın en gereksiz mevsiminde, hazır uyku da yok gecenin bir yarısı, beyniniz yansın azıcık.
Şimdi aslında 11 kişi değil o adamlar. Daha fazla. Sürekli değişiyor üstelik. Zaten sevdiğin de o adamlar değil. Seviyorsun da, üzerinde parçalı varken sadece. Hadi, tamam. Parçalı olmadan da seviyorsun ama parçalıyla bir başka. Bazılarının yolunu gözlüyorsun falan, "Ne çok yakışır amınakoyim bu adama parçalı giymek." diye. Tanımadığın, bilmediğin, bir kere bile yan yana gelmediğin adamı bekliyorsun lan. "Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar. Benim seni beklediğim kadar." diyen Necip Fazıl da bizden bahsediyor aslında da, siz sikimsonik aşklarınıza malzeme ediyorsunuz.
Ne diyordum lan? Ha, bekliyoruz. Ama ne beklemek... Gece yarısı nöbetlerinde, gündüz işin gücün ortasında tek kulak, tek gözle.
Sonra geliyor bazısı, dünyayı ele geçirsen olmaz öyle bir keyif. Bazısı gelmiyor, eh hayal kırıklığını da sen hesap et. Sen şimdi onu da beceremezsin de, neyse. Bütün hayatın o adamlar oluyor sonra. Düşün, sen bir tanesiyle baş edemiyorsun. Biz hepsine gözümüz gibi bakıyoruz. Ne yapar ne eder, sürekli takipteyiz. İnsan evladını o kadar takip etmez amınakoyim.
Haftalık programın maçlara endeksli. Haftada bir, bazen iki gün 90 dk. izleyeceksin zaten, bir de kaçırırsan öldür kendini.
Yeşil saha dediğin dünyanın en güzel yeri, hele o adamlar üzerindeyken. Dünyanın en büyük keyfi lan. Yaşadığını daha iyi hissettirebilecek başka bir şey yok dünyada.
Şimdi dedim ya, topun kaleye girmesi lazım, e bu adamlar da bunun için uğraşıyor. Sen de uğraşıyorsun, inanır mısın? Olduğun yerden adamla depara kalkıp, kafa topuna çıkıyorsun. Top kaleye girdi mi hele, sen atsan o kadar sevinmezsin amınakoyim. Yalnız top senin kaleye girmeyecek, onu anladın herhalde. Senin kaleye girdi mi fena. Kaleciye değil kendine küfürler yağdırıyorsun lan. Parçalı giyene küfür edilmez, orada bir anlaşalım. Buraya kadar okudun, hala neden diye sormayacaksın herhalde.
Neyse efendim, sonra bu öteki 11 adamdan bir pezevenk çıkıyor bazen senin adamını sakatlıyor. Kolun kopsa öyle ağlamazsın. İyileşme dönemini takibe alıyorsun bu kez. Ne sandın? Resmi sitede "Takımdan ayrı düz koşulara başladı." cümlesini görmek nasıl bir sırıtma ifadesi yaratıyor bilmiyorsun. Sevgilinin mesajını okurken suratında oluşan o ifade var ya, bine katlar efendim bizimki onu.
Neyse, günler böyle geçiyor işte. Sen adamı o kadar seviyorsun ya, gitmesin istiyorsun hiç. Bak, bunu anlayabilirsin bir derece. Kimi zaman duyuyor sesini tanrı da, kimi zaman da öyle meşgul ki, dualar ulaşmıyor yerine. Gidiyor. Hiçbir sevgilinin ardından o kadar üzülemezsin, inan. Futbolu anlamayan insansın zaten, zorlama. Senin yakınından geçmez öyle bir yarı yolda bırakılmışlık hissi.
Velhasıl kelam, her duygunun en yoğununu o topu sevdiğimiz için hissediyoruz biz aptal insanlar. Hani zekisin ya sen, anlamıyorsun niye bu kadar önemli. Ulan, nasıl anlamazsın lan? Kendin başarsan o kadar sevinmeyeceğin şeylere, sırf o adamlar başardı diye seviniyorsun. Kendin kaybetsen o kadar yıkılmayacağın şeyleri, o adamlar kaybetti diye yıkılıyorsun. Bir röportaj, bir tören, sırf o adamlar var diye içinde, saatlerce kilitliyor senin şu aptal kutusuna insanı. Ağlamak mı istedin, aç o adamların içinde bulunduğu videoları izle, fotoğraflara dal git. Sevgilinden kalan fotoğraflara öyle dalıp gitmezsin bak. Gülmek mi istedin, aç senden güzel söyledikleri zafer şarkılarını dinle. Ne hissetmek istiyorsan var içinde. Üzerinde parçalı olan birkaç iyi adam. Hayatının bütün rengi o adamlar, giydikleri parçalıdan sebep.
Senin anlayacağın benim saf salağım, ömrün boyunca hissedemeyeceğin o yoğun duyguları bir forma, bir arma uğruna her gün hissederken biz, otur da biraz yavaş salla. Ölüler bu kadar konuşmaz. Futbolu sevmeyen, takım tutmayan insan yaşıyor sayılmaz.