Koğuşta 22 tane Ülkücü var,,
ceplerindeki para bir kefen
"Bu gece Halil Esendağ ile
Selçuk Duracık'ı asacaklar,
haberiniz olsun!" diyor..
Koğuş sessiz, çıt çıkmıyor;
diller lâl olmuş, yüzler donuk..
yanyanalar; savaşırken de,
KUR'ÂN-I KERİM okudu ikisi de,
helallik istediler, tekbirler
Sonra Selçuk'a döndü Halil;
"Önce seni assınlar Selçuk,
Önce Selçuk yürüdü yağlı urgana;
mert'çesine, yiğit'çesine,
Türk'çesine, dirilir'cesine..
Tabureye çıktı, yağlı urganı
Arkasına döndü, helallik istedi
Sallanıyordu Selçuk, ölürken
dirilir'cesine, dirilirken
Sallandı, sallandı; Kıble'ye doğru
dönmüştü ki yüzü, o an durdu..
Herkes şaşkın, tesadüf diyenler,
dalga geçenler çoğunlukta..
Sonra Halil geldi, dilinde
"Allah-u Ekber" sesleri, yürürken
Yağlı urganı geçirdiler boynuna,
sonra Kelime-i Şehadet getirdi..
Celladına döndü, o da helallik
Ve bir tekmeydi bir koçyiğidin
daha ebediyete göç etmesine
Sallanıyordu Halil de, Başbuğ'u
Sallandı, sallandı; Kıble'ye döndü
yüzü ve bir bıçak gibi kesildi
Selçuk gibi durmuştu cansız bedeni..
İnfaz erkanı şaşkın, titrek,
"Nasıl olur bu?" sorusu ile inliyor
heryer, içlerinden birisi çıkıyor bir
adım ileri, işaret parmağını
kaldırıyor havaya ve avazı çıktığı
kadar bağırıyor, meraklı gözlerle