bir başıma girdim ad günüme.
02:02:2020
Xuebing Du
RMH
Keni
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

blake kathryn
The Stonewall Inn
trying on a metaphor
Noah Kahan
cherry valley forever
he wasn't even looking at me and he found me
h
YOU ARE THE REASON

if i look back, i am lost

pixel skylines
d e v o n
TVSTRANGERTHINGS
Mike Driver

Origami Around
I'd rather be in outer space 🛸
No title available

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Singapore

seen from Portugal
seen from Bangladesh

seen from Bangladesh

seen from Bangladesh
seen from Bangladesh
seen from India
seen from Japan
seen from United States
seen from Bangladesh
@sendebirazdelisin
bir başıma girdim ad günüme.
02:02:2020
Ben "düşünerek değil üzülerek öğreniyorum" galiba.
İyi şeyler olmayacağına kendimi inandırmışım, güzellikleri de boşa harcamışım, güzel bir şey olmaya yakınken kendimi yine eski halimde buluyorum. Bu galiba bir hayat felsefesi benimsendi tarafımdan, kendimi çekip tutan bir şey, kötüsü de buna alışmak. Sahte bile olsa olamamasından iyi mi? Yoksa en iyisi olacağını düşündüğümüz şeyi bekleyip, olmadığı zamanda tekrar kendimize bir hayat çizecek süreyi de geçirmiş olmak mı? Sahteliği yaratan da biz miyiz? Dayatılan sahtelik belki de bizi heveslendiren şeydir, kötü olduğunu varsaysakda.
belki derdimize çare bir çiçek
Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek
stratejik yalnızlık yada örgütlü yalnızlaştırma, hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bunlardan biri şey oldu
Düşüne düşüne hayatının en hurda ayrımlarına kadar indi.
Yanık Saraylar
Şiirler gözlerini Şarkılar saçlarını söylemedi Beni affet
Tohuma kavuşan toprağın yüce sevinci yok içimde.
ilk kez gidilen şehrin sokaklarını gezerken gelen özgürlük ve keşif duygusunu artık çok az şeyden alıyorum. hatta hiç. bazen kendi kentinin yabancısı olan benim bile yabancısı olduğum caddelerinde hissettiğim duygunun tam tanımını yapamam büyük ihtimalle. yeni bir kenti gezerken kaldırım taşını, tabelaların yazı tipini, köşebaşında satılan simidin tadını, dolmuşalrın rengini, en yakındaki postanenin yerini, kitapçılarının vitrinlerini incelemek ve bunlardan o kentte yaşayanlar hakkında bilgi edinmek temel çabalarımdan.
ömrüm boş hayâle kandı gidiyor
belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
bir mektuptan kırıntılar
bir gün bile çok önemliyken 60 günden fazla sürede neler neler olur. çoğunlukla bunlar iyi şeyler olmayabiliyor. başımıza gelen ve üstesinden gelemeyeceğimiz şeyler oluyor bazen. her gün tekrar ve tekrar yaşanan güneş tutulması gibi. sonunu bildiğin halde meraklanıyorsun. bir kaç saniyelik karanlık sana mutluluk veriyor. o sırada tutulmayı izleyenlerin yüzündeki karanlığı izleyebiliyorsu ve baktığın yüzlerdeki şaşkınlığı. artık bir zamandan sonra gökyüzünü değil yeryüzündeki göğebakanları izlemek daha iyi geliyor ve şaşırıyorsun bu olayın yüzlerce yılda bir gerçekleşmesi gerekirken her gün buna şaşırmayan insanlara.
günümüzde artık bu tutulma şekli fazla rağbet görmüyor, daha çok kalp tutulması, akıl tutulması, nutk tutulması şeklinde kendini gösteriyor.
tutulduğumuz bu dünya isimli asteroidi aslında gözümüzde fazla büyütmüşüz su, mineral, organizma ve toprak parçasından fazla değilken.
dünya; üzerinde âh çekilen, acı duyulan, gözyaşı dökülen bir yerdir. aynı zamanda sefa sürülen, kır gezmelerine gidilen, geniş kaldırımlı bulvarlarında öpüşülen, alkolün etkisiyle sevilebilen, para uğruna her türlü şeyin yapıldığı bir yer aynı zamanda.
üzerinde gün boyu dönüyor olmasından dolayı hiçbir şeyi tutmuyor, savuruyor ya da içine çekerek yok ediyor.
varlığını sürdüren şeyler ise yeri dünya olmayan başka bir acının diyarı olan, buraya ait olmayan cisimler. buraya ne kadar ayak uydurursan ve dünyanın emri altına ne kadar girersen, ona biat edersen ömrün uzun oluyor. ve buna hayatta kalmak deniyor yine de bir kısmındaki çürümenin ve eskimenin önünü alamıyorsun.
Çağırmayan sesin akşamın ve telefonların uğultusuyla
Nasıldır bilirsin yön bilmemek, bilirsin
Bir kedinin gözlerinden içerisi çöldür...
kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş
“ Hayatın sahteliği üzerine bahse girebildiğim halde, neden kalpazanın kim olduğu üzerine konuşamıyorum.”
Birbirimizi liseden beri bırakmayan dört arkadaş hepimiz birer kız almıştık. Aynı mahallede oturuyorduk, aynı yolları tepiyor, evimize varıyor; aynı kadını her akşam daha fazla sevmeye çalışıyorduk.
Bazen arkadaşlarımın ölmüş oldukları kanısına kapılıyorum nedense. Mutlu muyum, değil miyim diye düşünemiyecek denli uğraşları, didinleri olan kişilerdenim ben de. Yeni bir gömlek giyince, yıkanınca sevinen...