insan meşguliyetinden ibarettir. işi doğru olanın içi de doğru olur. düzen değişir ama şaşmaz. eğri eğridir doğru da doğru. o yüzden işimiz müslümanlık olsun belki içimiz de müslüman olur.
Game of Thrones Daily
Three Goblin Art
No title available
ojovivo
Stranger Things

izzy's playlists!
Not today Justin

Discoholic 🪩
Mike Driver
Peter Solarz
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Show & Tell
Claire Keane

Kaledo Art
taylor price
sheepfilms
trying on a metaphor

祝日 / Permanent Vacation
Today's Document
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from United States
seen from Lithuania

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Poland
seen from United States

seen from Maldives
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Poland
seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Spain
seen from United States

seen from United States
@serviagaci
insan meşguliyetinden ibarettir. işi doğru olanın içi de doğru olur. düzen değişir ama şaşmaz. eğri eğridir doğru da doğru. o yüzden işimiz müslümanlık olsun belki içimiz de müslüman olur.
Kalp gözünü açıp Allah ile dost olmak istiyorsan hiç ol. Mal için sakın "Bu benimdir" deme. "Malın mülkün sahibi Allah'tır" de.
Dertleri de sahiplenme, "Bu Allah'ındır, geldi ve gidecek" de. Bir iyilik yaptığında bunu kendinden bilip övünme, "Allah iyiliği benim üzerimden tecell ettirdi" de. Allah ile dünya arasında bir köprü ol.
Rahmet senin üzerinden akıp geçsin. Böylece benliği eritip hiç olursun.
Ve daima hatırla: Allah'ın koruması ve seni sahiplenmesi; senin sahiplenmenin bittiği yerde başlar
...oysa âhiretin sonsuz nimetleri yanında dünya hayatı azıcık, değersiz ve geçici bir geçimlikten ibarettir.
rad 26
rızık endişesine düşme. rahman çöl sakinlerinin bile rızkını temin ederken haşa seni ıskalamaz.
seneler geçiyor. kaç doğum kaç ölüm görüyoruz. tabiat da doğup ölenler arasında. ve en çok ibret alınması gerekenlerden. her ilkbaharda toprakla bağı olanların güzellikle doğduğunu görüyoruz. ve yine her sonbaharda tıpkı yaşlı bir insan gibi yaprak doküşlerini, ölüşlerini seyrediyoruz. insan bilinenden bilinmeyene gitmeyi bilmeli. toprağa karışan o kuru ve güzel yaprakların tamamen kaybolduğunu kim iddia edebilir? yahut yaprak döktü diye kim bir ağacın tamamen öldüğünü söyleyebilir? bir başka bahara kadar uyutup, bahar gelince onu dirilten Allah sahiden yok mudur? basit gördüğümüz bir kuru yaprak, yaprak döken ağaç bile dünyadan öylesine silinmezken eşrefi mahlukat olan insan nasıl bir anda silinebilir? elbette onun da karıştığı bir toprak var. fakat toprak ruhu yutmaya muktedir midir? elbette değildir. bir dahaki dirilişe kadar insanı uyutan Allah, şüphesiz kadirdir. bu yüzden ölüme ve sonrasına inanmak akli bir gerekliliktir. diğer türlü fuzuli yaşanan bir yaşam kime ne fayda sağlayabilir?
sözünüzü ister gizleyin isterse açığa vurun; unutmayın ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.
mülk 13
Allahım, mahşerde mahcup ve mahzun olmaktan koru.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefatından önce sık sık “Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim” derdi.
(Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220)
kişi durumunda ısrar ettiği sürece bir merhale bile yol alamaz. öncelikle durumunu kabul etmeli, sonra yola revan olmalı. zaman akarken insana durmak yakışmaz. imtihan dünyanın geçit kuralı. bir tek bizim başımıza felaketler geliyormuş gibi yaşamamalı. imtihana hürmet gösterip, Yaradan'a hamd ederek durumumuz için yardım dilemeli. sonrası tevekkül..
Anonime:
şu pencereden bakmayı deneyin;
Yedi yıl boyunca — her bırakılan namaz, Allah'tan uzak her geçen gün — heybenizde olumsuz bir şeyler biriktirdi, manevi varlığınız hastalandı. Ruh yoruldu, yıprandı. Ve siz iki ay önce doktora gittiniz. Kapıyı çaldın. Güzel. Ama yedi yılın yorgunluğu iki ayda geçer mi? Her hastalığın tedavisi ve süresi farklıdır, kimisi basit bir ilaçla 1 haftada, kimisi ağır ilaçlarla, ameliyatlarla aylarca sürer tedavisi.
Doktor seni tedavi etmeye başladığında, acı hemen azalmaz — hatta belki önce artar. Çünkü birikenler (günahlar/hastalıklar) temizleniyor. İğne acıtır, ilaç acıdır, ameliyat zorlu bir süreçtir.. Ama bunların hepsi iyileşme belirtisidir. Tedavidir, yani senin iyiliğin içindir. Sana eziyet etmek yahut kötülük etmek değildir.
Peygamber efendimiz hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Mümine isabet eden hiçbir yorgunluk, hastalık, üzüntü, keder ve sıkıntı yoktur ki — ayağına batan diken bile — Allah onunla günahlarından bir kısmını silmesin."
Yani şu an yaşadığınız her sıkıntı, senden manevi hastalıklarını/günahlarını siliyor. Bu silme işlemi acıtıyor. Ama bu, Allah'ın sizi reddetmesi değil — temizlemesidir. Sizi kapıdan kovmadı. İçeri aldı. Ama içeride seni güzel bir koltuğa değil, tedavi odasına aldı. Çünkü sizin durumunuz dinlenme durumu değil, belki de tedavi durumu. Ve tedavi acıtabilir.
İnsan bu bilinç ile bakarsa başına gelen sıkıntılı hallerin Allah'ın bir eziyeti değil aksine nimeti olduğunu bilebilir. Bakış açınızı değiştirirseniz gönlünüzün huzura ulaşacağını Ümit ediyorum. Hayırlı günler olsun.
çok hoşuma gitti bu mesaj. umarım sana da şifa olur anonim 🌸
Allaha sığınan neyi kaybetmiş diye bir postun var ona ithafen yazıyorum
7 sene önce üniversitedeyken oruç tutmayı namaz kılmayı yani kısaca Allah için yapılan her şeyi bıraktım kah güzeldi hayatım kah kötü ama Allah hiç aklıma gelmiyordu ta ki bu ramazana kadar hayatım çok kötü durumdaydı ve artık yüzümü Allaha dönmem gerek tövbe etmem gerek diye kalbime bir ışık girdi 7 sene uzak kalmış olmanın mahcubiyetiyle ramazandan önce namaza başladım ramazanda oruç tuttum dualar ettim ve sonuç ne oldu dersin hayatım kötü durumdan berbat duruma geldi o kadar çok güvenmiştim o kadar çok inanmıştım ve sığınabileceğim en iyi yere sığındım diye şükürler ediyor dualarımda teşekkür ediyordum Allaha ama şimdi hayatım o kadar kötü gidiyor ki namaz ve dualar bir tarafa gitti ben başka tarafa 7 yılın ardından kapısına sığındığım yerden öyle bir kovuldum ki beni artık kimse ihya edemez Allaha sığınıp her şeyimi kaybettiğim yerden yazıyorum Allaha bile güvensen olmayınca olmuyor ve bir adım gittiğin yerden 100 adım uzaklaşabiliyorsun
selamun aleyküm
bir zaman önce biri de bana bu şekilde bir şeyler yazmıştı. o zaman onunda Allah'a sığınmayı bir çeşit 'yöntem' olarak kullandığını sezmiştim. isteği olana kadar namazlar kılmış, dualar etmiş isteği olmayınca Allah'a küsmüştü. hatta neredeyse inkar noktasına varmıştı. çünkü yaptığı ibadetlerin duaların kesinlikle karşılık bulacağına inanıyordu. ona göre Allah'tan bir istek de bulunduysak kesinlikle isteğimiz yerine gelmeliydi. ama İslam inancı böyle kült inançlara dayanmaz.
sizin adınıza üzüldüm. herkesin hayatında belli tümsekler vardır. bu durumlarda Allah elbette bir varış noktasıdır. çünkü elimizden bir şey gelmediğinde O'na sığınmaktan başka çare bulamayız. fakat yukarıda yazdığım gibi Allah'a sığınınca her şeyin biteceğine inanırız. çünkü sabırsızız. yazdıklarınızı okuyunca bir imtihana tabi tutulduğunuzu ve bu imtihanda da Allah'a asi olduğunuzu görebiliyorum. şayet her dua ettiğimizde hayatımızdaki zorluklar büyülü bir şekilde kaybolsaydı dünya hayatının bir önemi kalmazdı. hepimiz dua eder ve hayatımızı yoluna sokardık.
kısacası siz de imtihandan kaçarken imtihana tabi tutulmuşsunuz. 'kulum buna rağmen bana gelmeye devam edecek mi, yoksa benden yüz mü çevirecek?' kötünün kötüsünü görmek yerine kötünün iyisine bakmak Müslümanı ipten alır. dua anlayışımızda da bu vardır. dua ettik kabul olmadı, Allah niye var! gibi isyanlardan Onun izniyle kaçınırız.
“Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına icâbet olunur. Ancak şöyle diyerek acele eden var: 'Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi.'
Müslim'in diğer bir rivâyeti şöyledir:
“Kul, günah talep etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe, duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder.”
Yine Tirmizî'nin rivâyetinde ise şöyledir:
“Allah'a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek suretiyle olur, yeter ki günah talep etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun.”
Allah'a teslimiyet tam olmalıdır. vermediğinde de murad aramak inancımızı diri tutar. her daim rızkımızı önümüze çıkaran, fark etmesek bile işlerimizi yoluna koyan Allah küsülecek bir Allah değildir. size tavsiyem şeytani vesveselere kulak tıkayıp, tövbe ederek tekrar huzura durmanızdır. dünyada zaten sonsuz bir rahatlık yoktur. muhakkak yine imtihan edileceksiniz. inancın güzelliği de burada zaten: imtihan edilmemize rağmen inanmayı bırakmamak.
Allah yardımcınız olsun.
'ölüm sana sıradan bir günde, yarım kalmış planlarının ortasında gelecek ve dünya sensiz de yoluna devam edecek.'
bütün zevkleri bıçak gibi kesen ölümü çokça hatırlayın!
tirmizî, zühd, 4
yaratılışını basit gördüğümüz şu ağaçların biri bile bir diğeriyle aynı değildir. cüzi aklımız maddi alemde maddi şeyler yaratmaktan öteye gidemez -ki bu da Allah'ın bizlere verdiği ilmin lütfudur. buna rağmen alemin kendiliğinden yaratıldığını düşünmek habis akılların işidir.
o Allah ki her şeyi yaratmaya gücü yeter. biz fanilere sorsan değil bir ağaç yaratmak, ağacın yaprağını bile yaratmaya muktedir değiliz. o halde sizleri iman etmekten alıkoyan nedir?
Allahım ben tövbe etmeyi bilmem, bana tövbe etmeyi öğret. peygamber yoluna nasıl kurban olunur bilmem, bana kurban olmayı öğret. saliha bir kul nasıl olunur, onu da bilmem, öğret. hayatta birçok şeyi bilmem, ilminle bahşet.
devir seni devirmesin. her şeyin hâkimi olan, kudretli Allah'a sığın.