Yönler belli,
Gelecek eder teselli.
Geçmiş üzmüş, bu çok belli.
Her bir tebessüm sanat eseri.
Gözler dalsa da kırgınlığa,
Kalbimiz gömülse de karanlığa,
Bazı insanlarla çıkar aydınlığa,
Mutluluk sürer işte o zaman sonsuzluğa.
tumblr dot com

izzy's playlists!
Misplaced Lens Cap
No title available
trying on a metaphor

Kiana Khansmith
Xuebing Du
Show & Tell
Mike Driver
art blog(derogatory)

❣ Chile in a Photography ❣
todays bird

JBB: An Artblog!
Jules of Nature
occasionally subtle

tannertan36
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
I'd rather be in outer space 🛸

oozey mess

Origami Around

seen from United States

seen from France
seen from Germany

seen from Egypt

seen from Italy

seen from France
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Russia

seen from Russia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Togo
seen from Togo

seen from Togo
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@sessiz-defter
Yönler belli,
Gelecek eder teselli.
Geçmiş üzmüş, bu çok belli.
Her bir tebessüm sanat eseri.
Gözler dalsa da kırgınlığa,
Kalbimiz gömülse de karanlığa,
Bazı insanlarla çıkar aydınlığa,
Mutluluk sürer işte o zaman sonsuzluğa.
Vakitsiz bir çağda
Bilmem saat kaçta
Sanat değersiz bir Kaf Dağı
Her sokak bir ağ
Misketin içindeki olaylar
Her şeyi nasıl boyarlar?
Bazıları korkarlar
Bazıları korkuturlar
Değnek ister insan
Dönüp dolaşır o an
Mürekkeple yazar
Melodilerle uğraşır
Sokaklar burada tek yön
Sular çok berrak
İçimizdeki mum sönmesin
Tek derdimiz bu
Sokak lambaları bir bir sönerken,
Şehrin uğultusu çekilir köşesine.
Yukarıda yapayalnız duran yıldızlar,
Bakar kaldırımların yorgun gölgesine.
Kahve fincanında biriken duman,
Dışarıdaki soğuktan daha sıcaktır.
Herkes yıldızlar kadar parlak görünür de,
Her gölge, kendine gizli bir sığınaktır.
Çıt çıkmayan odaların duvarlarında,
Sadece saatlerin amansız yarışı var.
Ve benliğinin dışarı çıkmasına izin vermeyenlerin,
Gölgeler arkasında saklı yıldızları var.
Tarihler hep farklı, orada bir şey saklı
Bakışlar hep aynı, derin ve haklı
Eskiden kalan küçük kırıntalar
Sığdırır bir yere kalır anılar
Ses ver der ses ver
Sessizlik kralları bir bir susturur
Aşk bir utançtır
Gönül işleri hep boş sayılır
Oysa gardiyanım tek istediği
Bir aşkın masum itirafı
Mektuplar şiirler avuntusu
Kavuşmaktır ona, tek güzel sonu
Vallahi sandınığınız gibi bir hayatım yok boşu boşuna nazar değdirip durmayın zaten zar zor yaşıyorum.
Paralel evrenlerin gerçekten var olup olmadığını bilmiyorum. Belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Ama bazen düşünüyorum.
Aynı dünyada bile birbirinden tamamen farklı hayatlar yaşayan insanlar varken, neden başka evrenlerde başka yaşamlar olmasın?
Birileri masalların içinde yaşıyor gibidir.
Birileri ise hayatın koşuşturmacasında kaybolmuştur. Aynı gökyüzüne baksak da aynı dünyayı yaşamıyoruzdur aslında.
Belki de paralellik önce burada başlıyordur.
Aynı dünyada, farklı evrenler gibi yaşayan insanlarda.
Bazen aklıma daha garip bir düşünce geliyor.
Ya karşımıza çıkan insanlar, başka evrenlerde olabileceğimiz kişiliklerin yansımalarıysa?
Belki bir evrende cesur olan ben, bu evrende korkağımdır. Belki başka bir yerde konuşamadığım her şeyi söyleyebilen bir ben vardır.
Kim bilir... Belki başka gezegenlerde ülkeler savaşmak yerine sanatlarla sınırlarını belirliyordur. Belki orada kimse ölümü tanımıyordur. Belki bizim imkânsız dediğimiz şeyler, başka bir evrende sıradan bir günün parçasıdır.
İnsan bazen "Yanlış zamanda doğdum." der.
Belki de bu his, başka bir evrenden bize ulaşan sessiz bir özlemdir. Belki orada zaman bize daha uygundur.
Belki orada olmak istediğimiz kişiyizdir.
Şiiri seviyorsak, belki başka bir evrende şairizdir.
Resim çizmeyi seviyorsak, belki orada bir ressamızdır. Tamamlayamadığımız hayaller, söyleyemediğimiz sözler ve yaşayamadığımız hayatlar... Belki hepsi başka evrenlerde yaşamaya devam ediyordur.
Belki de paralel evrenler, uzak galaksilerden önce insanın içinde başlıyordur.
Kim bilir?
Gülümsemesi yıldızlar kadar sonsuz olsun,
Yarın iki parlak yıldız konuşsun.
Ay da sözlerimize kulak misafiri olsun,
Dünya yeni bir masal duysun.
Platonik aşklar Plüton'a çıksın,
Sirius onları uzaktan izlesin.
Güzelliğinden biraz da onlara versin,
Kötü günler bir daha geri gelmesin.
Sokaklar aşk itiraflarıyla dolsun,
Sevimli çiftlerin gönlü hoş olsun.
Bir güzel söz rüzgâra karışsın,
Sevda tozları sonsuza savrulsun.
Her yer karanlık.
Buz tutmuş zemin.
Hareket mi? Edemiyoruz.
Sanki zincirler bağlanmış,
aklımız kapanır derecesine.
Bilinmezlik galiba şu halimiz.
Daldım Renklere.
Seyrediyorum küçük noktadaki ışıkları.
Berrak sudaki balıkları.
Hızlıca dalgalanan mavi denizleri.
Yavaşça hareket eden kaplumbağları.
Gökyüzündeki akşam kayan yıldızları,
ne garip Göktaşında saklanan dilekler.
O akşam silinen gözyaşları.
Boş ver sen onları.
Kal şu güzel diyarlarda.
Ne güzel kar taneleri,
aynı renkler gibi.
Yek gibi görünen ama birbirinden benzersiz olanları.
Ne güzel oranları.
Taşlar gibi küçük sürprizler, dağlar kadar mutluluk getirir insanı.
Mağrifet insanı mutlu edebilmek, gönlü hoş tutabilmekte.
Kırk kalp kırdıysan, özür dile çünkü mağrifet gönül alabilmekte.
İyileştir o gönlü çünkü asla unutmayacak o gönül o gün yaşanan olayları.
bazen her şeyi doğru yaparsın.
planlarını kurar, elinden geleni verirsin.
biraz daha uğraşırsan olacak sanırsın.
ama bazı şeyler, sen ne kadar istersen iste...
olmak istemeyince olmuyormuş.
Zâtü’ş-şifâdır, şahsına münhasır birisi,
Nâ-ümîdsizdir, dostu olmayan birisi.
Mühimdir insan olması,
Sürer bu dostluk ebedi.
Dost değildir edepsiz birisi,
Kalpteki nur, seçer gün geldiğinde birini.
Cânân olur yol bitmeden,
Sükûnet içinde izzet olur, onu izlersin.
Mes‘ûd olursun yıldızlara kadar.
Uzun bir gelecekte
İki ayrı insan
Yakın bir geçmişte
İki aynı insan
Konu: İnsanlar tesadüfen karşılaşır mı?
Ruhundaki dansı herkese göstermek istemezsin. Bu nedenle insanlar tesadüfen karşılaşmaz. Her insanın dansı farklıdır. Bu yüzden dansın ritmini yakalamak zordur. Kimisi hızlıdır, kimisi yavaştır.
Herkes biriyle tanışmadan önce onun hal ve hareketlerine bakar. Bu insan bana ne hissettiriyor? diye düşünür ve sonra onunla tanışır. Tanıştıktan sonra hisler ve davranışlar aynı kalırsa, bu ilişki arkadaşlığa, hatta bazen sevgililiğe kadar gidebilir.
Bir de bakışlar vardır. Sokakta yürüyen bir insanla hastanede olan bir insan aynı bakışa sahip değildir. Nerede olursan ol, dil farklı olsa bile bakışlar hep aynıdır. Bakışların dili birdir. Bazen konuşmadan bir insanla tanıştığını sanırsın, ama aslında önce uzun uzun bakışmışsındır. Bir bakışla üzülüp ya da gülebileceğini anlarsın. Böylece bir yol haritası görünür ve tanışırsın.
Tüm bunları göz önünde bulundurduğumda, hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, her şeyin bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden insanlarla tanışmak tesadüflerden ibaret değildir.
Yani burada demek istediğim, küçük unsurlar ve sebeplerle insanlarla tanışırsın. Bir insanla asla tamamen tesadüfen tanışmazsın.
Okulda birçok ders olduğu gibi insanlar da çeşitlidir. Hayatına giren her insan sana bir ders verir. Aldığın dersler bazen seni yaralayabilir ama bu, aynı yarayı tekrar almaman içindir.