Yarı ömür diyebiliriz,
tüm yaşanmışlıkların en derin noktası..
One Nice Bug Per Day

oozey mess
Show & Tell
taylor price

#extradirty
Color Me Curious
Not today Justin
Monterey Bay Aquarium
Phantogram Three
almost home
𓃗

No title available

No title available
ojovivo
The Bright Sessions
occasionally subtle

tannertan36

ellievsbear
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
seen from United States

seen from Italy

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from India
seen from United States

seen from Brazil

seen from Bangladesh
seen from Philippines
seen from United States
seen from Ukraine

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from Ecuador
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Australia
@sessizceucanbalonlar
Yarı ömür diyebiliriz,
tüm yaşanmışlıkların en derin noktası..
Öyle büyük cümlelerle değil de, gün batımını görünce aklıma düşen o ince sızıyla, kalabalığın ortasında sebepsizce gülümsediğim anlarla, bir şarkının hiç beklemediğim yerinde boğazımın düğümlenmesiyle..
Bazı g’izler insanın bir zamanlar gerçekten yaşayabildiğini hatırlatmak için kalırlar.
“Bazı hikayeler vardır; bittiğinde gözünüzdeki yaşı değil, ruhunuzdaki tozu siler.”
Şaşırıyorum; çok zaman geçiyor ama bazı duygular yaşlanmıyor. Aynı yerden sızıp, aynı yere dokunuyorlar. Hala gecenin en sessiz anında gelip uzanıyorlar koynuna. Aynı yankılarla..
Issızlıklarda edilen dilekler boşuna değilmiş. İnsan her şeyi zamanında anlamasa da, kalbi bir gün dönüp dolaşıp olması gereken yere varıyormuş.
Tüm kızgınlıklarımı bıraktım artık.
Hayatımın, yalnız en uzun yolculuğuydu, devasa bir yıldız kaydı; ellerimle kalbimi yokladım.
O yokuşu da unutma.
Ben ne zaman eski pencereden o çiçekli sokaklara baksam bir yerlerde sesinin o yarım kalan ezgisini duyacağım. Ölüm susturur insanı ama ben taşmaya devam edeceğim.
Biliyorum, dönmemi bekledin ama kırılmadan önce ölmeyen çocukluğumuzu da al yanına. Ve şimdi “git başımdan!”
Ben sana camların ardından bakmak istemiyorum. uyan!
İnsan en çok da geri dönmeyeceğini bildiği anların kıyısında durup son kez yaşamak istiyor ve bir duyguyu son defa hissetme arzusu hiç dinmiyor. Çünkü ruh, kapanan kapıların bile bir gün yeniden aralanacağına, vedaların bile tekrar edeceğine inanmak istiyor.
Gecenin içinde bazen silüetin dolaşıyor, bi bakışın, yarım kalan cümlelerin, gülümserken dudaklarının kenarında biriken o ince sessizliğin.. hepsi hala bir yerlerde hayat buluyor bende.
Bazı kavuşmamalar kıpırtısız, kirpiklerime kadar doluydu; tüm bunlar bitsin diye beklerken uyuştuk. Gerçekliğimizi sustuk. Kimdik koynunda gecelerin, unuttuk.
Yanımdaki adamın uykusunda gülümseyen yüzünü seyredip, bir fincan kahvede huzur arardım. Belki ben de affetmeyi öğrenirdim; sesine sığınır gibi.
“Seninim” diyebilmenin ağır yükü altında parçalanan can kırıklarımı; beyaz elbisemin üzerine işlenmiş haliyle taşıdım bugün. Sana ait olmanın sessiz itirafını fısıldıyor, bütün yaralarım bile sana dair bir tamamlanış arıyordu.
Gidip kaybolmaya değil, kaldığım yerde kök salmaya ihtiyacım var şimdi. Anlatmasam da anlaşıldığımı hissediyorum.
Taşan hiçbir duygunun yerleşemediği içimde, sana ayırdığım yer hâlâ boş. Varışsız yollar, yara izine benziyor.
Hepsi geçti içimden, ve şimdi sadece duruyorum.. seni hissettiğim yerde.