#GüvendeDeğiliz
Bu ülkede haksızlıklara karşı sokaklarda can veren insanlar aklıma geldiğinden hiç biz zaman sosyal medya üzerinden canhıraş sözler yazamadım, cesur sözler yazarak kendimi yalancı hissedecektim. Ama son 1 yılda yaşanan onca olaydan sonra dün gece gerçekleşen saldırı hem ruhen hem bedenen beni tüketen son damla oldu.
Öncelikle artık kesinlikle şuna inanıyorum: iç savaş başlatmak istemeyen hükümet, kendi halkını terör silahıyla vuruyor. Son yıllarda yaşadıklarımızın başka hiçbir açıklaması olamaz. Güvenlik açığı yok, istihbarat çalışıyor, istikrarı bozmak istiyorlar, büyük oyun, zamanlaması manidar sözleri miadını çoktan doldurdu. Hoş hala inananı var ama bu kelimelere yalandan da olsa inanlara karşı inanmayan insanların sayısının artması geleceğe karşı az da umut besleme nedenim.
Suruç Katliamı ile gencecik insanların hayatını söndürdüler, Ankara Patlaması ile muhaliflerin sesini kesmeye çalıştılar, İstanbul Sultanahmet, Taksim, Vezneciler ile beraber Diyarbakır, Gaziantep ve Bursa patlamaları ile her yerde olduklarını hissettirdiler… Son olarak dün gece İstanbul’un en güvenli yeri sayılan Atatürk Havalimanı’nda yaşanan katliam. Bir tarafta bu alçak saldırılarda hayatlarını kaybedenler diğer taraftan bu kısırdöngü içinde kıvranarak hayatlarını devam ettirmeye çalışanlar. Bu devran böyle gittiği sürece iliklerimize kadar farkındayız ki bu ülkede #GüvendeDeğiliz.
Şu saatten sonra ya bir yerlerde bir polis copunun ya da gaz fişeği darbesiyle veya ara sokakta kıstırılarak dayak yiyerek veya bir patlama alanında yanlışlıkla orada olduğumuz için ölmeyi beklemek yerine, direnerek, yaşadığını hissederek ve geleceğini koruduğunu bilmenin huzuruyla ölmeyi tercih ederim. Ne olur nasıl olur bilmiyorum alışmayalım, birleşelim, karşı çıkalım…















