starshalsey:
idfc - blackbear // fools - troye sivan
YOU ARE THE REASON
Today's Document

Kiana Khansmith
Sweet Seals For You, Always
todays bird
RMH
Three Goblin Art

Andulka

JBB: An Artblog!

❣ Chile in a Photography ❣
tumblr dot com
AnasAbdin
styofa doing anything

#extradirty
KIROKAZE
Xuebing Du
🪼
taylor price
dirt enthusiast
cherry valley forever
seen from India
seen from Mexico
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Indonesia

seen from United States
seen from India
seen from Poland

seen from Spain
seen from United States
seen from Philippines
seen from Colombia

seen from Colombia
@singsxthebodyelectric
starshalsey:
idfc - blackbear // fools - troye sivan
aaronpaxton:
“Eğer öleceksem böyle ölmek isterdim. Siz araba kullanırken ölmek ölmenin en güzel yollarından biri olabilir Bayan McIver. Ne kadar pek benim yaptığım bir şey olmasa da öyledir, benden çok daha iyi bilirsin. Bunun için sana minnettarım, sadece opera kısmını daha önce söyleseydin daha fazla mutlu olabilirdim. Uyumak için yastık falan getirirdim, uçaklarda olanlardan. Umarım öyle olur yoksa cidden sıkıntıdan ölebilirim. Beşten fazla olacağına inanıyorum, cidden çok iyi bir fırsat. Çoğu orada ya da en azından çıkışta olacaklardır. Ama yaralılar beş olabilir.”
“Onur duydum, Bay Paxton. Bu güzel sözlerinizin hatırı için, bir gün beraber yapacağımız yolculuktan ikimizin de sağ çıktığına emin olmaya çalışacağım. Davetin içeriğini biliyor olsaydın, yastığın da hazır olurdu. Bu nedenle davetiyeleri okumak faydalı. Eastpoint’e bir opera sanatçısı getirmek gerçekten çok tehlikeli. Ölüm tehlikesi olan bir yerde konser verecek. Eastpoint belki de bu akşam dünyayı bir sanatçıdan eksik bırakacak.” Bunları derken gülüyordu. Ve birden bunun ne kadar ironik olduğunu düşündü. Ölüm gibi bir şey o kadar sıradanlaşmıştı ki, gülerek bahsedebiliyorlardı. O sırada arabanın camından dışarı bakarak konuştu. “O bir kırmızı halı mı? Yoksa gözlerimde bir sorun mu var? Tanrım. Bunu kim yapıyorsa masraftan kaçınmamış.”
aaronpaxton:
Masum bir şekilde gülümsedi. “Kabiliyetlerinizi bir gün görmek isterim. Şehrin ortasında olmasa da arabayı rahatlıkla sürebileceğiniz bir yer elbet bulabiliriz. Dans mu? Opera mı? Kimse bunlardan söz etmemişti! Ve o kısmı okudun mu cidden? Ben okumadan geçmeyi tercih etmiştim. Hala bu şehirde neden durduklarını anlamadığım soylu ve zengin aileler istemiştir eminim. Hırsızlar için oldukça iyi bir fırsat gözüküyor, yarın sabah ya da direkt bu gece bolca soygun olayı duyarız. Sence kaç tane olur?”
“Ölmek için fazla genç değil miyiz Aaron? Sürücü koltuğunda benim oturacağım her saniye ölüme biraz daha yaklaşabiliriz. Ama isterseniz, sizin için bu kabiliyetlerimi yine de sergileyebilirim Bay Paxton. Gideceğin yerde ne olup bittiğini az çok bilmen gerekir değil mi? İkimiz adına bir iyilik yapıp en azından yarısını okudum. Zaten gecenin yarısına kadar olay çıkmadan gelebileceğimizi sanmıyorum, yeterli olacaktır. En az beş. Sence? Ben daha çok silahların konuştuğu kısımla ilgileniyorum. Yaralılar konusunda da beş ideal sayı diyeceğim.”
aaronpaxton:
“Kesinlikle! Öyle mi? Oysa ben bir sonraki sefer motorla gelmeyi planlıyordum ve şu anda motorla gelmediğim için biraz pişman oldum.” Yavaş adımlarla onu takip etti ve arabaya binip yanına oturdu. “Şoförün olduğunu unutmuşum.”
Gülerek dediklerine karşı bir tepki olarak yüzüne dik bir şekilde baktıktan sonra açıklamaya başladı. “Şehrin trafiği yeterince karışık, bir de benim mükemmel sürücülük kabiliyetlerimle hareketlenmesine hiç gerek yok. Dans konusunda umarım iyisindir. Açılışta önce müzikli bir kısım olacakmış, sonra da bir tiyatro gösterisi. Opera gibi bir şeyler de vardı sanki. Davetiyenin gecenin içeriği ile ilgili kısmını okurken sıkıldığımı hatırlıyorum. Eastpoint’te bir sanat merkezinin ne işi var anlamış değilim. Buraya böyle bir şey açmanın hata olduğunu bu gece anlayacaklardır.”
aaronpaxton:
“Bunu duymak beni nasıl mutlu etti anlatamam. Senin güveninizin ihtiyacım olan tek şeydi, hayal kırıklığına uğramayacağına da emin olabilirsin. Motorumu getirmediğimi göz önüne alırsak başka bir seçenek yok galiba. Gerçi yürümeyi de önerebilirdim ama geç kalmış oluruz, değil mi?”
“Eh, bak gördün mü artık en çok istediğin şeye de sahip olduğuna göre, artık gece başlayabilir. Zaten bu elbiseyle motora binmem bir seçenek bile değildi yani, beni takip et.” Dışarı çıkıp, arabasının durduğu yeri saptadıktan sonra oraya ilerlemeye başladı. Şoförüne gidecekleri yeri önceden belirttiği için, direkt olarak arka koltuğa geçti ve Aaron’ın da gelmesini beklemeye başladı.
aaronpaxton:
“Eğlenmekten pişman olacağımızı sanmıyorum. Hem açılışta çok fazla olay olmazsa başka bir yerlere de gidebiliriz daha sonra. Ben olduğum sürece eğlenmemeniz imkansız.”
“Seni tanımasam bu konuda şüphelerim olurdu ama seni tanıyorum. Bu da demektir ki eğlence konusunda sana güvenmem gerektiğini biliyorum. Yani, eğlence zamanı! Benim arabamla mı gidiyoruz?”
aaronpaxton:
“Seni bilmem ama ben bunu hala istiyorum, eğlenceli olabilir.”
“Pekala, gidelim ve görelim. Bir gece içerisinde ne kadar belaya bulaşabileceğimizi denemiş oluruz. Günün sonunda pişman olursak, suçlu sensin Paxton, haberin olsun.” Onunla şakalaştıktan sonra çantasını aldı ve çıkışa doğru ilerledi.
thxreckless:
“Uyardıklarına eminim ama burada bizzat bulunmadıkları sürece kimse ne kadar berbat bir yer olduğunu anlamıyor. İnsanlar birbirlerinin boğazına yapışıp, ateş etmeye başladıklarında neyin ortasına düştüğünü anlayacaktır. Zaten ondan sonra da kapatıp gider herhalde. Dışarıdan gelenlerin alışması biraz zor buraya. Tabii bir silah deposu gibi gezmekten çekinmiyorlarsa ne ala.”
“Evet. Gerçekten öyle. Kim bilir gecenin sonunda ortalık nasıl da karışmış olacak. Davetliler arasında her çeteden üyeler var. Bari buna dikkat etselermiş.” dedikten sonra gecenin ilerleyen vakitlerini hayal edip görüntünün kafasından gitmesini istermiş gibi gözlerini kapatarak başka bir yöne baktı. “Şehrin artık suçlular için yuva yerini tuttuğunu biraz araştırma yaparak öğrenebilirlerdi. Buraya gelme cesaretinde bulunuyorlarsa, hazırlıklı olmalılar.”
aaronpaxton:
“Olaylı geçecek olması oraya asıl gitme sebebimiz sanıyordum.”
“Pekiii, hala bunu istiyor muyuz? Gidelim dersen gideceğiz, vazgeçersen yapacak başka bir şey buluruz.”
thxreckless:
“Bu şehirde herkes silah kullanmayı öğrenmek zorunda kalıyor, başka şansları yok.—-Başkalarının kullandığı arabalara binerken rahat edemem ama bir istisna yapabilirim sanırım.” Dahlia’nın peşinden arabaya doğru ilerledi.
Arabaya onunla beraber geçtikten sonra, yola çıkmışlardı. Çok da uzak bir yerde değildi ama araba ile gitmeyi gerektiriyordu gittikleri yer. “Merak ediyorum doğrusu, kim Eastpoint şehrinde bir açılış yapmak ister ki? Burada bir açılış yapmak yerine, mekanı gizli bir şekilde açmak daha sağlıklı olurdu. Sonunun iyi bitmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Mekan sahibi şehir dışından birileriymiş, keşke birileri onları bu konuda uyarsaymış.”
thxreckless:
“Gerçekten silahsız dolaşacağımı mı düşünüyorsun? Onlar benim bir uzvum artık. —-Senin arabanla mı gideceğiz?”
“Cüzdan yerine silah taşıyan bir topluluğun parçası olmak bunu gerektiriyor elbette. -- Evet, sorun olmaz değil mi? Zaten sürücü koltuğunda ben olmadığım için endişelenmene gerek yok.” gülerek bunları söylerken arabanın yanına gelip, açılış davetiyesini arabanın içerisindeki şoföre uzattı. Arka tarafın kapısını açınca, yerine geçmeden önce Dora’nın da gelip gelmediğine baktı.
thxreckless:
“Ne zaman yola çıkarız diyorum?”
“İllaki gideceğiz yani... Tamam, tamam... Hemen şimdi. Umarım sen de çantana bir silah koymuşsundur çünkü şimdiye kadar bu şehirde olaysız geçen bir açılışa gittiğimi hatırlamıyorum. --Arabam hemen şurada.”
charlottexgoldwyn:
“ Navigasyon denen şey buralarda çalışmıyor galiba. Sanırım kayboldum. Biraz yardıma hayır diyemeyeceğim. “
“Burada hiçbir şey genel olarak düzgün çalışmaz. Nereye gitmek istiyorsun?”
“Açılışa davetli olmamız oraya gitmek zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. O açılışın olaysız geçmeyeceğini ikimiz de biliyoruz. Ve hala geri dönmek için şansımız var. Ne diyorsun?”
Oliver needs you.
It’s us against the world.