bir ölüm vefalı, bir de sonbahar.. | cahit zarifoğlu.
wallacepolsom

@theartofmadeline

JVL
I'd rather be in outer space 🛸
h
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always

izzy's playlists!
d e v o n
Not today Justin
Stranger Things

titsay
almost home

Discoholic 🪩

Product Placement
we're not kids anymore.
noise dept.
🩵 avery cochrane 🩵
No title available

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from France

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Italy

seen from Singapore
seen from United States
seen from Malaysia
@sitaresonsuzlukeki
bir ölüm vefalı, bir de sonbahar.. | cahit zarifoğlu.
A. Hicri İzgören, Suzinakaşksız geçen günleri düşmeli ömürlerden akşamın buğulu yorğunluğunda gözlerinin ormanındayım yine bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler günlerdir peşim sıra susmak bilmiyor ertelenmiş hüzünler dolaşıyor ayaklarıma kanatlanıp uçuyor bütün sevinçlerbu şehrin en tenha yeri kalbimdir şimdi en güzel yeri çiçekçileri bir demet nergiz aldım sana getiremedim bugün newroz'du, oturdum hevalno'yu dinledim tenimde bir ateş yandı günboyubiliyorum seni sevmek yeni yalnızlıklardır uzayıp giden bir çığlık, ince bir sızıdır yoksa ömrünce borçlu kalırım aşka seviyorum, seviyorum başka seçeneğim yok yedeğimde yeni acılarım var, öderim diyetini yeni yazgılar bulurum belki, şiirlere vururum kendimi başımı kitaplara yaslarım toplarım şarkılardan yasadışı aşkları sürerim alanlaraseviyorum başka seçeneğim yok yeter sınama beni.
Herkes kalkmış mı baksana?
Ayşe Sevim, Gökdelenden Atılan Ülke
Ülkemin saçlarıyla oynayarak büyüdüm Rüzgarını yapıştırdım yara bandı diye dizime Annemin karnında bit avuç türkçeydim ben Uyurken masalımı Ağrı okurdu
Ergenken kalbimde akıyordu Fırat Hacı Bayram ameliyat etti beni kirlerimden Çocukken fotoğraf albümündeki ezanlara bakardım
Ülkemde hayal kuran erkekler Süleymaniye'dir Görünmez atlarına binerek işlerine gider hepsi Kadınlar adını hecelese mem-le-ket'tir Rabbim koru
Rabbim koru çeyiz sandıklarındaki ninnileri Ülkemi bir gökdelenden atacaklar Uzanan ellerini sen tut
Anılar Defterinde Gül Yaprağı, Cahit Zarifoğlu Anılar defterinde gül yaprağı Gibi unutuldum kurudum Başıma düştü sevda ağı Bir başıma tenhalarda kahroldum. Sen kimbilir rüzgarlı eteklerinle kimbilir Hangi iklimdesin Ben sensiz bu sessizlikle Deliler gibiyim Sensiz bu sessizlikle. Ayrılıkla başım belada Gözlerini çevir gözlerime Yoksa ben Sensiz bu sessizlikle Deli gibiyim Sensiz bu sensizlikle.
Sen Drom, Mürsel Sönmez Radyoda ikimizin de sevdiği bir şarkı çalıyor Bir yerlerde radyoyu mu açtın acaba Cemre düşüyor içime bu kış kıyamette Sokağımdan mı geçtin ne Takılıp kalıyor bakışlarım bir yere Aynaya mı bakıyorsun orada En sıcak ceplerime sokuyorum ellerimi Ellerin üşümüş olmasın Sensizlikten yararlanıp çığ gibi iniyor zaman Saate mi bakıyorsun acaba Göz kapaklarım ağırlaşıyor kurşun gibi Uykun mu gelmiştir şimdi Nasıl da acıktım birden Sen neden yemek yemedin Öğlen oldu gün karanlık Belli ki uyanamadın Dışarıdan kuş cıvıltıları geliyor Ne diyorsun bakayım sen Issız gökte bir bulutçuk, oradan oraya göçen Bu sen misin gerçek dışı, gerçeğin şehrinden geçen
Allahını Seven Defansa Gelsin* / Murat Özel
“Neler olup bittiğini hiç bir ayetten hiç bir vakit anlamayacak şehrin insanı”
Kurufasulyecide caz çalınınca tedirgin oluyor insan Tartışma bitti: yaşamak daha zor Çince’den Bir bardak suda fırtına kopuyor da, sancı dinmiyor mesela Ezra Pound ne derdi acaba bu duruma Al sevgilim, şiir ol bununla, ya da öl sen bilirsin Forget me not! Emir değil, çiçek veriyorum Ben buranın yalancısıyım Cevabı “Sana ne lan” olan bunca soruyla Hiç bir şey değil bunca yalan yanında Hızırla kırk saatin ikincisinde takılıp kaldı saat Sıkı dur! Ömrüm sıkı durmakla geçti benim Teminat mektupları, kredi başvuruları ve şehitler Bir Semazen’in elinde Dom Perignon Adam hoşgörünün şerefine kaldırıyordu kadehi Doktorlara damar yolundan puan verecek Allah Müslüm Baba o yolda karşımıza çıkar belki Nur city versus Sin City Cities in the cities Arabanın anahtarı da lastiğin altında olsa ya Bahse girerim böyle bir bahis yok Delilik bile başkalarının karar verdiği bir şey Ruhunu vermek istemeyen seyirciyi bulursak belki Delilerin hakkını ödeyebiliriz ve delillerin Komik rakamlardan bahsediyorlar, hiç komik bulmuyorum Şunu biliyorum; İnsanlar ölürler, ölürler, ölürler, ölürler, ölürler, ölürler,ölürler,ölürler, ler, ler… Kondüktör surat asınca canım sıkılır, sen surat asınca tirenler yoldan çıkar, bir köprü bombalanır Bırakalım içimizde kalsın birikmiş olanlar biraz da İçte olan, içte kalır Aynadaki kör nokta, şairin boğazındaki düğüm Tek alternatifimiz tıp olabilir mi? Bunu bütün samimiyetimle soruyorum Gül olarak değer kazanamayan çiçekler Aranjmanlara figüran olan dallar Günülenen günlerle geçen günler Mutluluğun resmindeki fotoşop Adına şiddet uygulayabileceğim pek çok şey Peki; Acıya dair bir sözü yok mu Atatürk’ün Taşındım her gün bir yerden öbürüne, taşan bir öfkeyle taşınıyorum Güçlükle çıkarılıyor kelimeler enkazdan Yorgun bir kurşun kadar yorgunum, tüm namluların sıcaklığı sırtımda Gözlerimde tetiği çeken ellerin hıncı Çocukluğa inilmez, çocukluğa çıkılır! Freud yanlış biliyor, O’nun suçu değil bu Minare boyunu geçen binalardan korkuyorum İşgalden kurtulmamış şehirlere düşmanım Yara bandını paranın üstünde görünce açılan yara gibi Ne olduğuna dair en ufak bir fikrim(iz) dahi yok Teolojinin tüm imkanları diye bir şey yok İmkansızlıklar da imana dahil Anahtarın aslanla bir ilgisi yok…
*Osman Konuk’un sorusu üzerine…
Omerta / Mustafa Akar Tüm planlar suya düşer Bunu sana çok önceleri söylemiştim Aşkın gelişi aklın gidişi gibidir derken bana Ömründeki soğuk kışları çok sevmiştim İstanbul herkesin tek memleketi, benim memleketim sen Olacak şey değildi bir kadının ağlamasına muhtaç olmamız Çok yorgunduk; insanlar, evler, sokaklar, bir de kaldırımlar Saatler şaşmak konusunda pek mahirdirler Senin uyanmandan yapıyorum sabahı Yeryüzünü sevmediğini biliyordum Ama inan, mahalle kavgası gibiydi benim için dünya Hep bir arkadaşı kurtarmak adına dayak yediğim Şimdi senden uzağım ya Acı acı gülüyor garlarda otobüsler Kendimi unutuyorum, birden bulup yeniden kurayım diye Başkasının gördüğü rüyayı üstümde deniyorum İnsan bir valizi bölüşürken bir hayatı da pay eder birbirine Tövbe eder gibi sever birbirini insan, severse Yolları denize çıkan bir şehre de inanabilir insan Şehirler senle güzel, valizler senle dolu Otobüsler adama acı acı gülmeseler Çok gizli bir formülü aşırır gibi Baktığın yerleri seveceğim önce Ağaçlara tutunacağız dönerken dünya Böylece azar azar infilak edecek bir güvercin Alfa Romeo Şişli’de penceresiz bir sokağa çarpacak Dünyanın insana azar azar karıştığı bir gün olacak Hiçbir otobüste geçmeyen hiçbir bilet gibi bir şiir olacak çantanda Seni bir aşk kıblesi yapacak o kâfir felsefe Kuzeyde bir sancı diye değiştireceksin adını Erteleme maçı gibi değil, hayır Başka bir şekilde yeneceğiz dünyayı
Montreal Mektupları / Kemal Sayar
Sadık Sara'ya nişanlı, ben ayrılığa Atılıyoruz dördümüz o soğuk karanlığa Sana acımızdan, kederimizden, Ve günlerin bize sakladığı şeylerden Biraz verebilir miyiz mutlu insanlar ülkesi Amerika? Meselâ ben oğlumun başında ağladığım O hastane gecelerinden verebilir miyim sana Bir sokağı delirircesine koşarken Morarmış gövdesi kalbine yaslı evlâdınla Tanrı'yla doğrudan konuşabildiğin o anla Birlikte içime doğan o kederden Biraz verebilir miyim sana? O Afgan çocukları, O Irak şehzadeleri Senin bombalarınla ölen o yavrular Hepsi bizim göğsümüze yaslıdır Biraz daha delirmemiz bu yüzden her bombayla Kan değil entariler giydirecektik onlara Aşkın çöllerinde hepsi bir Leylâ Bir Mecnun olmaya hazır, çıkınlarına Bin yıl öncesinden biçilen rüya Sıkışmış, ruhlarına şifasız bir daüssıla. Onları eşsiz bahçelerde büyütecektik Hayır kan değil Gökyüzünden elbiseler giydirecektik onlara Yazmalar, entariler, eleğimsağmalar Çöl çocukları, öyle yakışacaklardı hayata. Bunu anlaman için daha ne kadar ölmemiz gerek Kaç evlâdımızı gömeceğiz daha toprağa Mutlu insanlar ülkesi Amerika?
Saçların İsyan / Cafer TURAÇ
gün biterdi gözuçlarımda saçlarının şiddetine sokulurdum gözlerine karşılık vermeye gelirdim ardımda şehirler bırakarak eline hangi çiçeği alsan suyun hükmü kırılırdı, duyardım hangi şekilde bıraksan da gövdeni uykusuz kalırdım. adını ağzımda köz tutar gibi tutardım, ölüm harfi harfine çınlardı akşamları alışırdım alışırdım köpüklerini bir türlü anlatamayacağım denize, hüzün ceketimin iç cebinde bir tütün yaprağı gibi dalardı yüreğime öyle hafif öyle derin, hayat yolculuklar sonrası sabun gibi azalırdı sanki, sen
ey bukleli saçlarında şairliğim ölen kız, kahrım seninle kuleleri gençliğim olan o kente gidilmez mi?
artık gözkapaklarımda zorlanan gözyaşlarını anlatmayacağım sana anlatmayacağım artık ağzımla kardığım papatyanın her gün caddelerde üstüne basarak geçtiğim ıssızlığımı bir şeylerin kayıp gitmesini ellerimin arasından, umulmaz bir şekilde soluk soluğa duyuyorum gırtlağıma yüklenen bu şarkıyı, ve nasıl horlanıp geçildikse ölü gülüşlerle yıllar boyu çocukken bir şarkısı söyler gibi ağlamanın sevinci ağlamak istiyorum yeniden uçarı kitapları okuyarak ellerime dikenler batsın istiyorum dizlerimin kanamasını
yeniden ağlamak istiyorum sesimin bütün hazinelerine dokunarak ve sonra dağların gerisinde duruyorum, rüzgarın savurduğu derin kalbimin görkemini bağırmak istiyorum şakıyan bir kuş gibi benimle ölür müsün? sevgilim sevgilim.
Bir merhaba gönder bana, suratıma kan gelsin.. | İbrahim Tenekeci.
ne çok oldu aramızdan bir şarkı geçmeyeli | Ayten Mutlu.
Aşka nasıl katlanırdım yüzünün gülümsemeye hamile güzelliği olmasaydı Sitare!
| #CengizhanKonuş