Insan sevdiğinin değerini onu kaybedince anlarmış.
O zaman önemli olan, kaybetmeden anlamak.

blake kathryn
No title available

oozey mess

Game Changer & Make Some Noise
I'd rather be in outer space 🛸
hello vonnie
todays bird
noise dept.
Today's Document
Xuebing Du
𓃗
Sade Olutola
occasionally subtle

PR's Tumblrdome

roma★
YOU ARE THE REASON
Game of Thrones Daily

shark vs the universe
NASA
Keni

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from India
seen from Bangladesh
seen from Vietnam
seen from Vietnam

seen from United States
seen from China

seen from Bangladesh
seen from Poland
seen from Canada
seen from Saudi Arabia
@solivagantcosmos
Insan sevdiğinin değerini onu kaybedince anlarmış.
O zaman önemli olan, kaybetmeden anlamak.
Siyah bir battaniye gibi uzanıyordu Ankara göğü üzerimde.
Ben ne kadar da yalnız olduğumu düşündüm dün gece.
E. abi oğluna çikolata almak isterken öldü bir sarhoş çarptı.
Şimdi oğlu büyüyor usul usul, sessizce göğe uzanan çamlar gibi.
E. hiç göremeyecek belki oğlunun gelecekteki güzel günlerini.
Bu garip çünkü bu gerçeği hepimiz köpek gibi bilsek de,
Yine üzüyoruz birbirimizi,
Yine sınıyoruz birbirimizi buz gibi yalnızlıkla,
Ve bir sabah günaydın demek, gidiyor zorumuza.
Yalnızlığımız bundandır.
Çünkü hak ettik bunu biz sevgisizliğimizle,
Biraz da unutuşumuzla daimi gerçeği,
Bir anda ölecek olduğumuzun.
M.B.
Böyle gaddar bir dünyada bir de iyi insan olmaya çalışmak zaten zorken,
İyi insanların da birbirine destek olmaması çok acı.
Neşelenmek için tek şeye ihtiyaç var, o da içten bir sarılma.
Bu duvarın ardında daha güzel bir hayat yok,
ve daha mutlu.
Ama sen zaten,
Mutsuzluğu seviyorsun.
Biz erkekler, genelde ilişkilerin garip kalan kesimleriyizdir.
Mesela bize hiç çiçek alınmaz. Bir tartışmada kırılsak dahi.
Doğum günlerimiz biraz buruktur, hiç değilse kadınlarınki kadar canlı olmaz...
Bize şiirler okunmaz, bize şarkılar pek nadiren yazılır. Bunları yapmak da görevlerimiz arasındadır.
Bir ayrılıkta, çocuklarımız hemen elimizden alınır. Onlara anneleri kadar iyi bakamayacağımız düşünülür.
Biz bağıramayız, sonu adliyede biter, ama bize fevkalade bağırılır.
Bize pek hediye de alınmaz, o da vazifelerimiz arasındadır.
Sürpriz planlar yapmak, su tesisatçısı çağırmak kadar bizim listemizdeyken, biz sürprizlere çokça yabancıyızdır. Zira genelde bize tişört, gömlek, çorap alınır.
Bu nedenle nasıl sevineceğimizi de bilemeyiz. Pek yatkın değilizdir. Zaten mutlu etmek bizim görevimizken, mutlu olmak kadının görevidir.
Hatalarımızın çetelesi tutulur, her mutlu anımızda bunlar yüzümuze vurulur. Ama mutlu ettiğimiz anlar havada dağılan yapraklar gibi hemen unutulur.
Bizim duygusal zamanlarımız, yalnız kalma isteklerimiz, hele ki hastalanıp yatağa düşmelerimiz olamaz. Güçlü olma vazifesi, bizim için kimlik taşımak kadar zorunludur. Güçten düştüğümüzde ise, ilk en çok sevdiklerimiz terk eder bizi.
Bizim resimlerimiz pek kupalara da basılmaz, kolajlarda sadece kendimiz kendimizi katarız, çünkü bunları da hep, biz hazırlarız.
Bizden yapmamızı beklenen işler, yaptığımızda da genelde beğenilmez. Ütümüz kötüdür, yaptığımız yemek beğenilmez, süpürsek bir kenar mutlaka kirli kalır. Yıkadığımız bulaşıklar hep lekelidir. Yapmadığımızda ise hiçbir işe yardım etmediğimiz kadın sohbetlerinin daimi konuları arasındadır. Yani anlayacağınız, o da alnımızda bir lekedir.
Biz her daim olağan şüpheliyizdir, örneğin bir halısaha maçına gittiğimizde her zaman bir kadın olup olmadığı araştırılır. Çünkü kolayca yoldan çıkarılabileceğimize inanılır.
Velhasıl ilişkilerde biz kolonlar gibiyizdir. Bütün binayı sırtlanırız ama, resimlerde bile yoktur yüzümüz.
M.B.
Erkeklere duygusuz derler.
Onlar henüz hiçbir babayla oturup belki de konuşmamışlardır.
Kızını bir daha göremeyeceği korkusu kadar can yakan bir korku daha başka yoktur.
Mutlu olmalıyım yerine mutlu olmalıyız,
Acaba nasılım yerine acaba nasıliz,
Beni ne mutlu eder yerine bizi ne mutlu eder,
Kısaca "ben" yerine "biz" geçmeli.
İnsanlar değişmez.
Bunu er ya da geç öğreneceksin.
İnsanlar değişmez, ancak gelişir.
İnsanların gerçek yüzünü zor bir zamanda anlarsınız ancak.
Etrafınızda kimse kalmaz.
Sana okumak için şiirler ezberlemiştim, hiçbirini dinlemedin.
Ben uyumadan önce, karanlığa izin ver de odama dolsun.
Huzurum bol olsun. Ben uyumadan önce, geride hiçbir kırgınlık kalmasın, hiçbir öfke krizi, hiçbir acı.
Ben uyumadan önce, güzel bir karanlık olsun.
Yumuşak bir yatak da şart değil ama, üstümü örtmeden de uyuyamam.
En önemlisi huzur, kafama takılan hiçbir şey kalmasın.
YouTube'da "Flamenco & Sufi (Ya Madad) Ahmed Al Tuni" videosunu izleyin
Benim varlığım, hesabı tutulamayacak denli çok yerde, binaları sırtında taşır.
Yokluğum ise, bir ormanda sessizce kuruyan bir çalı.