Zaten benim gözlerim ilk ve son kez senin yanında gülmüştü
seen from China
seen from Jordan
seen from China
seen from China
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from Bulgaria
seen from Israel
seen from United States
seen from Philippines
seen from China
seen from United States
seen from South Africa

seen from United States
seen from Israel
seen from United States
seen from Bosnia & Herzegovina
seen from United States
seen from China

seen from United States
Zaten benim gözlerim ilk ve son kez senin yanında gülmüştü
İçtikçe azıyoyorum
İçtikçe duygusallaşıyorum
Bence bu iyi iki şeyin birleşimi.
Biz erkekler, genelde ilişkilerin garip kalan kesimleriyizdir.
Mesela bize hiç çiçek alınmaz. Bir tartışmada kırılsak dahi.
Doğum günlerimiz biraz buruktur, hiç değilse kadınlarınki kadar canlı olmaz...
Bize şiirler okunmaz, bize şarkılar pek nadiren yazılır. Bunları yapmak da görevlerimiz arasındadır.
Bir ayrılıkta, çocuklarımız hemen elimizden alınır. Onlara anneleri kadar iyi bakamayacağımız düşünülür.
Biz bağıramayız, sonu adliyede biter, ama bize fevkalade bağırılır.
Bize pek hediye de alınmaz, o da vazifelerimiz arasındadır.
Sürpriz planlar yapmak, su tesisatçısı çağırmak kadar bizim listemizdeyken, biz sürprizlere çokça yabancıyızdır. Zira genelde bize tişört, gömlek, çorap alınır.
Bu nedenle nasıl sevineceğimizi de bilemeyiz. Pek yatkın değilizdir. Zaten mutlu etmek bizim görevimizken, mutlu olmak kadının görevidir.
Hatalarımızın çetelesi tutulur, her mutlu anımızda bunlar yüzümuze vurulur. Ama mutlu ettiğimiz anlar havada dağılan yapraklar gibi hemen unutulur.
Bizim duygusal zamanlarımız, yalnız kalma isteklerimiz, hele ki hastalanıp yatağa düşmelerimiz olamaz. Güçlü olma vazifesi, bizim için kimlik taşımak kadar zorunludur. Güçten düştüğümüzde ise, ilk en çok sevdiklerimiz terk eder bizi.
Bizim resimlerimiz pek kupalara da basılmaz, kolajlarda sadece kendimiz kendimizi katarız, çünkü bunları da hep, biz hazırlarız.
Bizden yapmamızı beklenen işler, yaptığımızda da genelde beğenilmez. Ütümüz kötüdür, yaptığımız yemek beğenilmez, süpürsek bir kenar mutlaka kirli kalır. Yıkadığımız bulaşıklar hep lekelidir. Yapmadığımızda ise hiçbir işe yardım etmediğimiz kadın sohbetlerinin daimi konuları arasındadır. Yani anlayacağınız, o da alnımızda bir lekedir.
Biz her daim olağan şüpheliyizdir, örneğin bir halısaha maçına gittiğimizde her zaman bir kadın olup olmadığı araştırılır. Çünkü kolayca yoldan çıkarılabileceğimize inanılır.
Velhasıl ilişkilerde biz kolonlar gibiyizdir. Bütün binayı sırtlanırız ama, resimlerde bile yoktur yüzümüz.
M.B.
Sevgili...❤💙
Seninle öğrendim ben bir gülüşe bir ömür sığdırmayı
Manitayla karlı havada dışarıya pijamayla çıkmak mı 10/10
Sence sevgililik eylemi hangi yaşta daha mantıklı ve bilinçli yaşanır veya yaşanması gerekir?
Sevgililiğin yaşı yok aslında.
Bebekken başlayıp yaşlanıncaya kadar sürer. Ama herkeste farklı yaşanır.
Mesela çocukken, okulda yaşanan sevgililiğin, aşkın tadı başkadır. Saftır, temizdir, çocuktur ve en güzelidir.
Ergenken yaşanan sevgililik çok şey öğretir. Yalanı öğretir, dürüstlüğü öğretir, sahteliği öğretir. Tecrübe katar. Saçma bile olsa güzeldir. Ardına baktığında utandırır bazen ama o bile insanın kendini tanıması için çok değerlidir.
Ergenlik sonrası sevgililik daha olgunlaşmaya başlamıştır artık. Neleri yapıp, neleri yapmayacağını daha iyi bilirsin o zaman. Sevişirsin belki. Hatta sevişmişsen öncesinde daha güzel sevişirsin, iliklerinde hissedersin. Nasıl öpüşmen gerektiğini, öpüşmeyi daha iyi bilirsin.
Sonra belki evlenirsin, belki evlenmez. Macera yaşarsın, daha cesur olursun, yüklerinle birlikte sevgili olmanın tadını alırsın ve o sevgililiğin kendi içinde yeri başka olur.
Yaşlanırsın mesela sonra, belki ikinci baharın olur ve bambaşka bir şey yaşarsın.
Velhasılı kelam; hepsinin, her yaşın, her anın eyleminin değeri başkadır.
Sevginin bilinci, mantığı, zamanı olmuyor.
"Kimse kimsenin her şeyi olamazmış."