Keşke işi düşsede yazsa dediğim çok oldu sonrada böyle düşündüğüm için hiç bir zaman kendimi affedemedim
he wasn't even looking at me and he found me
Sweet Seals For You, Always
trying on a metaphor
cherry valley forever

No title available
I'd rather be in outer space 🛸

@theartofmadeline

Kaledo Art

❣ Chile in a Photography ❣
Three Goblin Art

titsay

oozey mess

PR's Tumblrdome
Monterey Bay Aquarium

祝日 / Permanent Vacation
🪼
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
wallacepolsom

blake kathryn
Jules of Nature
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Italy
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from Vietnam

seen from Colombia
seen from Colombia
seen from Uruguay
seen from Colombia
seen from Uruguay
@sonfecifey
Keşke işi düşsede yazsa dediğim çok oldu sonrada böyle düşündüğüm için hiç bir zaman kendimi affedemedim
Elbet birilerini seversin demişti, bırak bir başkasını kendimi bile sevemedim senden sonra.
Ben hayatımda senin kadar güzel yürekli ama bir o kadarda korkak bir insan tanımadım. İnkar etme sevgilim, bizi sen bitirdin.
dağa taşa seni yazarım ama sana yazamam
belki bir akşam üstü,
aynı gökyüzüne bakıp,
aynı şiiri mırıldanirdik.
bu şehir,
bu gökyüzü,
ıkimize de yetecek kadar karanlık nasıl olsa…
“Başkalarına yaklaştıkça kendinizden uzaklaşıyorsunuz.”
ben, sen ve benim bal kedim
"Buz gibi biri oldum,
His bırakmadılar..."
Bulunduğum ortamda ve kendi içimde olağan bir sessizlik var, ama bu sefer içimdeki heybe fazla dolu, dokunsalar yırtılacak, kapı gıcırdasa ağlayacağım.
Sokak depresif bi portre ve ben akşamın dibindeyim bu dert ortağım sigaram yalnızlık mühim değil. Caddenin birindeyim, düşünmedim kiminleyim. bi’ sarhoşum bi’ hastayım, bi’ mevsimin dilindeyim. Bu nevrozla yaşamak istediğim hayal yaşlı bi’ ev, uykularım somurtarak sabaha kapıyı açtı yine... Keşke bekleseydin fakat tren kaçtı bile, yolcular çok alımlıydı trenin ismi aşırı bi’ de. Neyse geçmiş aynı yerde düşüşlerimi izlesin. Bu gülüşleri bi’ şarkı kadar dinle, güneşe çiz resim.
Hani şarkının 10 saniyelik o güzel kısmı için bütün şarkıyı dinlersin ya, ben de gelecekteki o güzel günler için yaşıyorum bu hayatı.
Size bir adım gelen insanların önüne çektiğiniz barikatlar gün gelecek aşamayacağınız duvarlara dönüşecek.
ihtişamlı bir kütüphanenin, en üst rafındaki kitap gibisin.
her gece kafanı yastığa koyduğunda aklına gelen tonlarca düşünce, beyninin içinden geçen binlerce cümle, silüet... dile getiremediğin kelimeler. sıcacık bir tene ihtiyaç duyuşun, kirlenmemiş, kirlense bile bir tarafı temiz kalmış bir kalbe hasret kalışın. düşünceler... yıpratır, insanı boğazlar, pis pis güler. bazen biriyle son sarılmamızdır, bazen ise son konuşmamızdır. şu an gülüşüp eğlendiğimiz insanlar, değer verdiklerimiz, 5-10 yıl sonra yine hayatımızda olacak mı? aynı yolda mıyız? yollarımız farklı olsa da bir gün yeniden kesişecek mi? belirsizlik. beklenti insanı ne kadar sert bir psikolojiye sokuyorsa, düşünceler bizi öldürür. şakaklarımızdan bıçaklar, öylece bırakır ve gider. biraz önce olduğu gibi...
insan bazen, kendine bile itiraf edemediği korkunç gerçekleri, yabancı birine itiraf etmekten çekinmez. insan, karanlık şehirler gibidir. bilinmez ve çıkmaz sokakları vardır.
Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum. Beynim yorgun, bedenim yorgun, bunca şeyi affeden kalbim bile yorgun artık. Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun, umudum yorgun. Konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun, benden geriye mecalsiz bir şey kaldı sadece. Çok yorgunum, çok yordun...
canımın çiçeği, ufacık bir yanlışta bütün bi kağıdı buruşturup atmayı bırak