"Kötü günleri atlattık, şimdi sırada daha kötü günler var."
Bir yılı daha devirdik. Varlık olarak kendimizi insan olarak addettiğimiz bizler, tanımını yine kendimizin yaptığı zaman mefhumu içerisinde bir 365 gün daha geride bıraktık.
Biliyorum, yeni olan şey cesaret ister. Biliyorum, yeni olan şeyden beklenti her zaman o şeyin daha nitelikli olmasıdır. Nitekim, yine beklentilerimiz aynı. Fakat sizce sonuçlar farklı mı olacak?
Devinimin süratle ve bir kat sayı olarak geometrik ilerlediği şu günlerde ben bir felaket tellalı olmak istemem. Ancak, maalesef hayatta klişe olan şeylerin gerçek olduğunu öğrenmiş bir yaştayım. "Kötü günleri atlattık, şimdi sırada daha kötü günler var."
Annemizi ve babamızı ve dolayısıyla akrabalarımızı seçemediğimiz gibi, hangi dönemde var olacağımızı da seçemiyoruz. Ve üzgünüm, bu dönem, daha iyi günleri beklerken, kötüyü geride bıraktığımız bir günde, kötünün daha az kötü olarak gerçekleşeceği bir dönem değil. Bu, iyi günler asla olmayacak demek değil. İyi günleri yalnızca siz yaratabilirsiniz demek.
Nasıl?
Sanırım doğal seleksiyon dediğimiz şey tarihin hiçbir döneminde bu sürecin içerisinde olan varlıklara hiçbir zaman bu kadar kısa bir vakit tanımamıştı. Sars-Cov-2 diye bir virüs ortaya çıktı ve hayatta birileri yok olurken, birileri tabiri caizse ihya oldu. Sanki bir anda bütün dünya Amerika Birleşik Devletleri oldu. Hem maddesel, hem psikolojik olarak hep birlikte bunu deneyimledik. Ve ortada olmak diye bir şeyin olmadığını hep birlikte öğrenmiş olmalıyız. Eğer ki öğrenemediysek, atlayacak bir sonraki geometrik katsayıda, muhtemelen yok olacağız. Veya yok olmaya çok yakın bir noktada olacağız.
İnsan, doğada adaptasyonu en yüksek olan canlı. Ancak bugün, bu adaptasyonu engelleyecek veya yavaşlatacak birçok olgu da üretmiş ve üretmeye devam eden bir canlı. Ben size 2024 ve hatta sonrası ile ilgili kesin olan bir tüyo vermek isterim. Değişime ve devinime karşı adaptasyonu yavaş olanın kaybedeceği bir dünyaya hoş geldiniz.
Yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun.










