Hakikate Sıra Gelmedi Mi!
Düzen eğrelti, düzen eksik gedik, düzen harap viran olanın yollarını arşınlayan bir mesele olarak varlığını muhafaza ediyor. Eğrinin düz, yalanın doğru, yanlışın tam da varılacak en nihai odak, tahakküm ve tehdidin bitimsiz bir devamlılıkla icraat kılındığı bir menzilin ol gerçekliği yaşamlarımızı mahvediyor. Ekranlardan hepsi bir, hep benzeş simaların günlük olarak neredeyse hiçbir konuyu atlamadığı iktidarın diliyle akladığı, pakladığı, pır-u pak eylediği bir zeminin gerçekliğinde kopartılan fırtınaların meselesidir bildirmeye bir gayret çaba sarf ettiğimiz. Barış derken toplumsal ayrışmanın, birliktelik derken en kestirmeden bir biçimde ötekileştirmenin, yeniden elemelerin, adalet, hukuk denilirken adaletsizliğin o sınırsız tahayyülünün her yanda yinelenmesine tanıklık edilen bir zemindeyiz. Daha yeni, yepyeni asgari ücret bildiriminden hemen sonra, enflasyon yenildi, hayatımız normalinin sınırlarına geri dönüyor diye bildirilirken oluşturulan uçurum hal, her günün daha da beter kılınmasının gerçekliği o eğrelti, eksik, gedik, harap viran menzilin nasıl biçimlendirildiği meselini de özetleyecektir.
Suskunluğu daim kılarken, yaraların konuşulmasından çok sessizce sineye çekilmesi arsız bir biçimde talep olunur. Harap viran olanı örtbas etmenin birkaç maniple edici hamleyle o iktidarın sağladığı konforla birlikte sallayarak var edilebildiği, buna çabalanan bir yerde yıkımın devamlılığıdır mesele. Duraksamadan, hiç bitmeyen bir tükeniş sarmalını arasız, fasılasız icra-i sanata dökmenin yollarında yürünürken düzen kesintisiz bir biçimde teslim olmayı bildirir. Her alanda, gündelik yaşam kuşatılmışken, bizim dediğimiz olacak ötesini düşünmek dahi imkansızı var eder, her eylemle, her hamlede. Çürümenin başta bir eylemi bildirdiği bir zeminde, içteki eksikleri daha büyük yaralar için sebep / neden / ihtimal gibi değerlendiren akımın / aklın sunacağı tek şey çok daha kalıcı kırılmalardır, bugünlerde de böyle. Yarınlara bir umudun pazarlanmasının süre durduğu, handiyse asırlık olan bir yara için, yaklaşık kırk beş yıldır süre duran bir düşük yoğunluklu savaşın ardından barışa dair bir şeylerin katara eklendiği söylenirken ortaya çıkan garabet tablo misal buna bir örneği oluşturur. Cerahati elinde güncellerken, ceberut aklın var ettiği sınırlarla insanları yine ve yeniden ayrıştırmaya devam ederken muktedirin, baş faşistin hamleleriyle ortaya çıkan ol müzakere tahayyülü, sonunda bir barışma ihtimalini var edebilecek mi, Kürd ile Türk’ün arasında bu meçhul kılınır.
Mezopotamya Ajansından son gelişmelere dair iki haberi aktaralım: “Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Akdeniz Belediyesi'nin eşbaşkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan ile Belediye Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Neslihan Oruç, Yakup Danış ve Hikmet Bakırhan dün gözaltına alındı. Gizlilik olan soruşturma dosyasıyla ilgili verilen 24 saatlik avukat görüş yasağı sona erdi.
Avukatlar Mersin Emniyet Müdürlüğü’ne giderek müvekkilleriyle görüştü. Avukatlardan alınan bilgilere göre; soruşturma dosyasının 2024 Mayıs ayında açıldığını, bugün ifade işlemlerinin başlanacağı belirtildi. Avukatlar ayrıca eşbaşkanların morallerinin yüksek olduğunu ve mesajlarını paylaştı.
Eşbaşkanların Mesajı
Eşbaşkanların mesajı şu şekilde: "Bizler, halkımızın iradesiyle, hizmetlerini adalet ve eşitlik temelleri üzerine inşa ettiğimiz Akdeniz Belediyesi’nin eş başkanları olarak, meclis üyelerimiz ile birlikte hukuksuz ve antidemokratik bir şekilde gözaltına alındık. Sağlık durumumuz iyi ve moralimiz gayet yüksektir. Bu uygulamalar, sadece bizleri değil, bizi seçen halkın iradesini ve onurunu da cezalandırmayı amaçlamaktadır. Ancak bizler, bu hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğimizi ve her koşulda halkımız için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Buradan halkımızı iradesine, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmaya davet ediyoruz. Haklı mücadelemiz er ya da geç kazanacak, halkın iradesi bu düzene karşı mutlaka galip gelecektir. Biz kazanacağız, halk kazanacak, adalet kazanacak! Serkeftin." Eşbaşkanların mesajı nöbet alanında sanatçi Kadir Çat tarafından okundu. Mesajın okunmasına kitle alkış ve zılgıtlarla karşılık verdi.”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Akdeniz Belediyesi'nin eşbaşkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan ile Belediye Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Neslihan Oruç, Yakup Danış ve Hikmet Bakırhan'ın gözaltına alınmasına tepkiler sürüyor. Ablukaya alınan belediye önündeki nöbete Adana, Osmaniye, Hatay'da partililer ve yurttaşlarında destek verdiği eylemde sık sık "Direne direne kazanacağız", "Kayyıma geçit vermeyceğiz", "Kayyım gidecek biz kalacağız" sloganları atıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın için de yer aldığı heyet, belediye önünde nöbet başlatan kitleyi ziyaret etti.
'Direne Direne Kazanacağız'
Belediye önündeki kitleye seslenen Tülay Hatimoğulları, kayyım politikasıyla barışın yan yana olamayacağını belirterek, "Halkın oyuna bir darbe yapılmaktadır. Asla kabul etmiyoruz. Seçme seçilme hakkımızı hep beraber savunmaya devam edeceğiz" dedi. Belediyelere kayyım atayarak, faşizmle halkın diz çökmeyeceğinin altını çizen Tülay Hatimoğulları, "Akdeniz belediyesi nadine belediyelerden biridir. Akdeniz Belediyesi Akdeniz’in incisidir. Halk olarak bu irade gaspını kabul etmiyoruz. Bizler direne diren kazanacağız, kazanmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
'Bu Uygulamaları Kabul Etmiyoruz'
Çözüm tartışmalarının olduğu dönemde Akdeniz Belediyesi'ne gözaltı operasyonu yapıldığını vurgulayan Tülay Hatimoğulları, "Bir yandan halkın iradesini gasp ederken barışın sesini yükseltemezsiniz. Yarın iktidar barış yapmıyorum dese de biz barış demeye devam edeceğiz. Dolayısıyla Akdeniz Belediyesi önünde iktidara sesleniyoruz; bir yandan barış diyerek bir yandan bu uygulamaları yapmanızı kabul etmiyoruz" diye belirtti.
Serbest Bırakılsınlar
Barış görüşmeleri devam ederken, Akdeniz Belediyesi'ne gözaltı operasyonu yapıldığına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, "Bir yandan halkın iradesini gasp ederken barışın sesini yükseltemezsiniz. Yarın iktidar barış yapmıyorum dese de biz barış demeye devam edeceğiz. Dolayısıyla Akdeniz Belediyesi önünde iktidara sesleniyoruz; bir yandan barış diyerek bir yandan bu uygulamaları yapmanızı kabul etmiyoruz. Bizlerin barışa olan umudu bitmez ama iktidarın yaklaşımları doğru değil. Biz barış dedikçe onlar barış üzerine kibrit suyu döküyorlar. Bizler gözaltındaki arkadaşların serbest bırakılmasını istiyoruz. Bizler irademize sonuna kadar sahip çıkacağız. Kayyımlar sadece irademizi çalmıyorlar, kasayı da boşaltıyorlar. Kayyım hırsızdır, darbedir, bunu kabul etmiyoruz. Kayyımlar sadece irademizi çalmıyorlar, kasayı da boşaltıyorlar. Kayyım hırsızdır, darbedir, bunu kabul etmiyoruz. İktidarın yapması gereken gözaltındakilerin serbest bırakılmasıdır. Atanmışın seçilmişin yerine getirilemez. Bu hiç bir demokratik ülkede olmaz. Kayyımlar yerlerini acilen seçilmişlere bırakmalıdır. Gözaltındaki arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar mücadelemiz devam edece. Bu dayanışmayı büyütmenin zamanıdır" dedi.
'Savaş Bu Ülkeye Kazandırmadı'
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Akdeniz Belediyesi Belediye Eşbaşkanlarının serbest bırakılmasını ve görevlerine dönmesini isteyerek, "Bir taraftan barış derken, öbür taraftan gözaltı yapmak, sınır ötesi operasyonlar yapmak, Rojava halkını tehdit etmek kabul edilemez. Savaş ve çatışma bu ülkeye kazandırmadı. Barış, çözüm istiyorsanız bir an önce atanmış bütün kayyımları görevden alarak seçilmiş yöneticileri derhal göreve başlatılmasıdır. On binlerce Kürt tutsakların bir genel afla serbest bırakılmasıdır. Sınır ötesi operasyonları durdurmak, baskı, tecridi kaldırmaktır. Bunları yapmadan söylediklerinizin bir anlamı yoktur" diye belirtti. Aslan, son olarak ise ortak mücadele vurgusu yaptı.
Düzen eğrelti, düzen eksik gedik, düzen harap viran olanın yollarını arşınlayan bir mesele olarak varlığını muhafaza ediyor. Gelişigüzel icrasına devam olunan, bir yerlerde sökün eden barışma tahayyülünü, daha sınırın hemen ötesindeki bir benzere günbegün saldırarak bunu da nihai bir kök kazıma biçiminde ırkçıların beğenisine sunan bir yapının onca ağır, çetrefilli bir güvencesiz ortamı tümüyle ortadan kaldırması söz konusu edilebilir mi? Bu düzenin var edeceği şeylerin her nasıl Dolmabahçe müzakereleri sonrasında bir kıyamete dönüştüğü unutulup gitmişken sahiden, itirazsız bir biçimde sürekli emir erleri gibi onama ve görüşme trafiğinin ortasında Kürd’ün ve tüm Mezopotamya halklarının hakları nihayet kendilerine gerisin geriye tahsis olunur mu? Ön yargıların sabit olunduğu bir zeminde her şeyin alelade bir hızlılıkla tükenişe evrildiği bir düzlemde, barışmak kaç kere harcanacak, kaç defa insanlar sınanacaktır ki? Henüz seçilmiş belediyelere kayyım darbeleri bitmeden bir yenisini Akdeniz Belediyesinde var eden bir iktidar kliğinin barıştan anladığının her ne olduğuna ayabiliyor musunuz? Sorgusuz sualsiz, hedef kılma halini sürekli bir biçimde güncelleyerek demokratik hakları talan ederek, müşterek bir yaşam idesini umursamadan, her gün biraz daha fazla baskıyı kurarak, eşitlikçi, adil ve hakkaniyetli bir ülkenin imali söz konusu edilebilir mi? Düzen bunca bezirganlığın, üç kağıdın, bitimsiz entrikaların ol sahnesi kılınırken kaybedileni geri getirebilecek, bir bütün halinde sulh var edilebilecek midir, şu ülkede? Bütünüyle bu ülkede şeffaf, adil ve hakkaniyetli bir barışa varabilmenin yolu var edilebilecek midir, masallara, gün kurtarmalara, ayak oyunlarına, yalan dolana değil doğrudan hakikate sıra gelmemiş midir, sahi ama sahiden?
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2025
Görsel İçin Kaynakça: İştirakî Dergisi
Meramda Paylaşılan Haberler
Gözaltındaki Eşbaskanlar: Halkın İradesine Sahip Çıkacağız - Mezopotamya Ajansı https://mezopotamyaajansi41.com/tum-haberler/content/view/264125
‘Bir Yandan Çözüm Derken Bir Yandan Da Kayyım Olmaz’ - Mezopotamya Ajansı https://mezopotamyaajansi41.com/tum-haberler/content/view/264094

















