Zamanın kaderle ilerleyişi ciddili çok garip.
taylor price

No title available

⁂
Cosimo Galluzzi

Discoholic 🪩
todays bird
I'd rather be in outer space 🛸
macklin celebrini has autism
Lint Roller? I Barely Know Her
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sweet Seals For You, Always

❣ Chile in a Photography ❣
will byers stan first human second
RMH
trying on a metaphor

Origami Around
KIROKAZE
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Monterey Bay Aquarium
Mike Driver
seen from Chile

seen from United States

seen from Sweden

seen from Lithuania

seen from Singapore
seen from Germany
seen from Mexico
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@spanceplanetblog
Zamanın kaderle ilerleyişi ciddili çok garip.
Sonra dört duvar sarar tüm duygu duvarlarını. Çığlık çığlığadır içindeki çocuk ama susar acılar içinde beden. Hissetmez oysa kimse senin acılarını. Ne çok bilirler oysa senin yaşadığın duyguları? Ne o senin içinde mi yaşıyorlar? Tarifi zor duygulardı oysa ağlamak dan bitap düşmüş gözler ve susmaktan yorulmuş bir can. Alevler içinde kalan duygulara ne demeli? Oysa anlamaz bizi ne yakınımız ne de bir başkası? Daha kendi kendimi anlamazken siz nasıl anlarsınız beni?
Ruhum kıyıda bir kılçık. Bazen ah derim bir savrulur giderim. Bazen uçsuz bucaksız bir okyanusta balina. Sitemli bir olta mı desem yoksa yemi yutmuş balık mı? Ne yazsam ne çizsem, asla kendimi anlatamıyorum. Dengesizlikte bir denge gibiyim.
Yorgunum.. kirpiklerime kadar yorgun.
Ne yazsam duygularıma tercuman olur bilmiyorum. İçimde bir kurt var, henüz amacını da anlamış değilim. Öyle derinden kemiriyor ki beni. Her gün ayrı azalıyorum. Çoğu fobisini yenmiş, ama kafam hala tripofobim gibi. Yani elde tutulur deliller yokken maktül de benim katilde. Aslında katiklerim etrafımda ama baktığın zaman onlara yardım ve yataklıktan bende kendimin katiliyim. Çok şey yazıp çizmek istiyorum ama artık ne takatim kaldı, ne de dermanım. Derinden inliyor harfler, kalem destursuz dolduruyor sayfaları. Bilsem yazdıkça derdim azalacak, inanın külliyat yazardım.
11.06
01:22
Bazen hava tanıdık bir gün gibi kokuyor hangi gün olduğunu bilmiyorsun ama hatırlıyorsun
Biraz dinlensek mi?
Ya da
Biraz sarılsak mı?
Bazen boğazın düğüm düğüm veda edersin.
Sevdiğine...
Vedalar diyorum azizim... Hiç bitmeyecek olan, kaçsanda seni kovalayan vedalar. Peşi sıra gelen kaybetme korkuları. Gitmek zorunda hissetmek, bırakmak zorunda kalmak. En acısı da severken bırakmak. Farkında olmadan son kez sarılmak, son kez muhabbet etmek. Ve farkederek veda etmek...
Kaybolan mevsimler, gelip geçen zaman. Belki umut bağladığımız olasılıklar. Dümenden de olsa keşkeler. Her şeyin son bulacağını bilmemize rağmen verilen savaşlar. Onlarca can. Eninde sonunda susacak olan dünya. Keşkelerle, pişmanlıklarla. Olasıklıklar meydanında tühlerle, içinde kopan pişmanlık tohumları, keşkeler, olsaydılar değil. Kader ve kazanın varlığında şükretmek. Elinde tuttuğun son dal'a şükür diyebilmek. Rahman ve Rahim olanı unutmamak. شُكْر
Güç mü yoksa hak mı? İnsan ne ister kimin yanında olmak ve kendinden ne ister? Beklentisi nedir? Hakkı savunup mazlumun yanında olmak mı? Gücü gösterip, mazlumu ezmek mi? İnsanlığın başrollerinde hakkı ötekilemek var mıydı? Güç dediğimiz bir gün yok olmaz mıydı? Neyden korkulurdu ki? Güç gösterileri baki miydi?
Sonra susar insan... Susarak gitmeyi öğrenir. Her zerresi kalmaya aşıkken uçarak gitmek ister. Bir vedanın busesinde kalmaktansa, bir acının eşiği olmak ister. Zira acının başkentine konuk olmuştu yıllarca. Bağırmıştı da ne olmuştu? Sonunda sesi içine kaçmamışmıydı? Susmak da erdem değil miydi? O da öyle yaptı. Gerçek ya da yanlış farketmeksizin sustu.
Gölgelerimiz hala beraber sadece birimizinkisi acı içinde...
Türk edebiyatına değerli eserler kazandırmış, en önemli oyun, roman ve öykü yazarlarımızdan Reşat Nuri Güntekin'i aramızdan ayrılışının 68. yılında saygıyla anıyoruz.
ölmek
Ölüyorum galiba, çiçeği burnunda tazecikken hemde. Hayallerimle gömülüyorum, umutlarımın yanına. Kalbim paramparça, bir top kefen dar gelmiş. Ölüyorum heyhat! Azrail dolaşıyor iliklerimde. Duvağım mezar taşı, Kuşağım toprağım olsun. Akan göz yaşlarımdan bilsinler kapanmamış onca hesapları. Havalar soğuk Anneme söyleyin üstünü sıkı giysin. Babama haber salın duası cennetimdir. Ölüm değilmiş mekan değiştirmek, Bilakis insan içinde de ölürmüş... 6 sayısına nefretle, tüm hecelere kinle ölüyorum... Kuruyan damarlarım değil benliğimmiş. Çürüyen bedenim değil ruhummuş. Meğer ben yaşarken ölmüşüm...
Yazmadım seni daha..
Sıra gelmedi içimdeki acılardan..
Tam sana gülümsedim ruhumu kanattılar..
Sevmeyi denedim evden cenaze çıkarttılar.
Bir sahil kıyısında seni düşlerken yangında yandı tüm hayallerim.
Gözlerim yaşardı..
Kalbime doğru aktı acılar.
Sessiz sessiz izledim yaşananları..
Konuşmayı denedikçe susturuldum.
Anlatmaya çalıştım seni sana.
Ya işine gelmedi ya da cidden duymadın.
Bir yanar dağ misali volkanlar patladı.
Yavaş yavaş içime çekildim.
Kalbimdeki sana rastladım. Ne güzel sevip saklamışım ama seni? Ne güzel değer vermişim sana
Oysa seni yaşatırken kendimi yıpratmışım. Kalbimin en hücra köşesi sen, en kırılgan kısmı ben olmuşum.
Çok beklemek, yorulmak ve halen beklemek. Kaç defa yara aldım seni beklerken. Acılarla bekledim. Ne ben sana bir adım atabildim ne de sen bana gelebildin. Zorlana zorlana bekledim seni. Yorgunum anlasan bir adım atacak halim kalmadı. Karınca misali sürünüyorum sana doğru. Suskunluğum da bu yüzden ya belki sen gelirsin umudu ile susarak bekliyorum! Ee sevgilim sen hala gelmemekte ısrarcı mısın?