ꦽ̸ོ۪ܺׄ 👚🪣🚯᭢ུ᭱ ெ

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Germany

seen from Italy

seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Colombia
seen from Yemen
seen from United States
seen from Italy
seen from Uruguay
seen from Yemen
ꦽ̸ོ۪ܺׄ 👚🪣🚯᭢ུ᭱ ெ
Kitapların yası tutulur mu diye sormayın hiç bayım, bazen en çok kitapların yası tutulur. Hele bir de benim gibi gerçeklikten bu kadar uzak diyarlarda yaşayan insanlar, sıkı sıkıya tutundukları o kitap karakterlerine ve onlara bunu bahşeden yazarlara bazen ailesinden, dostlarından daha yakındır. Bir gece kanser olduğumu öğrenip başka bir gece okuduğum, yaşadığım, inandığım her şeyin üzerini çizdim. Bir çocuk kitabında ölü bir çocuk doğdunu gördüğüm gün ise kafamın içindeki her şeyi öldürdüm. Onlar artık etrafını tebeşirle çizebileceğim resimler sadece. Oysa benim yaşamaya ihtiyacım var. Dolu dolu nefes almaya. Ben henüz hayattayken çoktan ölmüş bir insan olmak istemiyorum bayım, kızmayın bana, ben hayatını bir ceset olarak, usanarak veya günü geçirerek bi geçim mücadelesinin ortasında, paranın, gücün hırsında heba etmek istemiyorum. Oysa kitapların bana yaptıkları bunlardı. Tolstoy da belki bu yüzden bütün servetini köylülere bıraktıktan sonra bir tren garında ölü bulunmuştu. Yusuf atılgan belki bu yüzden bir çiftliğe yerleşip hayatı boyunca bir daha kitap yazmamıştı. Arasam, her şey için o kadar çok neden var ki daha fazlasını istemiyorum. Yaşamak için nedenlerimiz nelerdi, bayım? Kimse bunun hesabını tutmaz olmuştu. Etrafımda olan herkes bir şeylerin, birileri olmanın peşindeydi. Kimse hiçliğin ve zamanın kıymetini bilmiyordu. Zamanın beni yendiğini düşündüğüm o hastane koridorunda o kadar yanılıyordum ki ismimden, kimliğimden kurtulana kadar bunu fark edememiş olmam ne acı. Şimdi eli boş, peşimde dolaşan Azrail’e her gün yeni bir isimle kafa tutarken zamanın son damlasına kadar kana kana içmek istiyorum.
Es la primera vez resumiendo apuntes para un parcial desde la computadora. Me la re sube hacerlo así porque puedo combinar mi pasión de diseño gráfico mientras estudio! Y es más rápido que hacerlo a mano (rindo el jueves help)
Ben senin için okunacak kitaplar, anlatılacak hikayeler, altı çizili satırlar, güzel şarkılar ve rüyalar biriktiriyorum...
O kış çok fazla çocuk öldürmüşlerdi. İnsanların ölü bedenleri, okul vaktinde taşan otobüsler gibi kalabalıktı. Ömürler çoğalmış, iki karış toprağa sığdıramamıştı insanlar birbirini. O kış çok fazla insanın hayatına musallat olmuştu ruhunu şeytana pazarlamış ve çoktan kendi hayatlarıyla birlikte başkalarından çaldıkları anları da satmış bu insanlar. Cennete arazi serip, cehenneme kefen biçmişlerdi.
O kış çok fazla kızı incittiler. O kış bütün erkekler adamlıklarından utandı. Otobüste kalan son yolcu olmak istemedi hiçbiri. Otobüste kalan son yolcu, kızı tek başına bırakmak istemedi. O kış çok fazla insanın masumiyetine geçirdiler pençelerini. Bu insanları o kadar incittiler ki; darağacına astılar, ellerinde bıçaklarla. Darağacının ipi kiminin boynunda bir azrail çağrısı oldu, kiminin kursağında bir yumru. Ama herkes eninde sonunda kendi kesti ipini; kimi başkasının boynuna dolamak için. Bu, darağacına da çıksalar son bir meydan okumayla ama bu defa tüm dünyaya; boyunlarındaki ipten kurtulup, kendini iskemleden aşağı atanların öyküsü.