Sabah ayazı toprak bile buz tutmuş.. Hava mis
Virâ Bismillâh ..
seen from United States
seen from Kazakhstan

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Jamaica
seen from United Kingdom
seen from China
seen from Germany
seen from Malaysia
seen from Canada
seen from Germany
seen from China
seen from Canada

seen from Canada
seen from Russia
seen from Germany

seen from Canada

seen from Germany

seen from Germany
Sabah ayazı toprak bile buz tutmuş.. Hava mis
Virâ Bismillâh ..
Hedefleri olan insanların hürriyetleri kendine bağlı değildir. Sakın nerden biliyorsun diye sorma
DK : You said I should fight my demons!
Woozi : Well I didn't know Pledis was one of them!
Played through the demo of The Wayhaven Chronicles and now I need more???
Games that used their dragons really effectively: Dragon Age: Inquisition and Kingdoms of Amalur: Reckoning
Games that did not use their dragons really effectively: Skyrim
🌸
Yolunu kaybetmiş portakal
Tam olarak doğadan sürgün edilmiş bütün meyvelerin ağırlığını yaşıyorum şu an. Doğaya geri dönmek gibi bir niyetim yok, doğru; fakat sürgün edildiğim tüm bu çember başımı döndürüyor. Bunu en çok onu kaybettiğim zamanlarda anlayabiliyorum, her zaman. Kaybetmek bu kadar kolay olmasa gerek. Bir de bulmanın korkunç erinci içerisindeyken, yaşadığımın anlamını bulmaya çalışırken kaybetmek bu kadar kolay olmasa gerek. Onu mutluluktan daha ağır bir yükün altında bırakmamak için gittiğimde, mutluluğun anlamını türlü tanımlarla çerçeveleyecek olgunluktaydım. Gittim ve bütün tanımlar yıkıldı. bu kendime açtığım ilk savaştı, kaybettim.
Sonra anlamlandıramadığım her şey için yeni sözlük arayışlarına çıktım, hiçbir dilde bu ‘şeyin’ anlamını bulamıyordum. Beyaz bayrak. Yine kaybettim. yürüdükçe arkamdaki yolların izleri siliniyor, bu yüzden geri dönmek muhal bir hal alıyor. Arkamda bıraktığım ekmek kırıntılarıysa, tüm alaycı kuşlarca her tarafa saçıldı. (Nimetin kıymetini bilmiyorlar, kızmayın! Öğretemedik.) işte bu yüzden geçmiş bulanıktır, neyi nerde bıraktığını bilemediğin, çorabın öteki tekini asla bulamayacağın korkunç bir kuyudur. Yusuf kurtuldu. Yakup Yusuf’un kurtulduğundan habersiz kuyuda Yusuf’u arıyor.
En çok özlediklerim, geçmişe her indiğimde bulamadıklarım arasında o çatal vardır bir de, onunla yemek yemek için ablamla uğruna savaştığım çatal. O zaman kazanmıştım. Kazanmak bu kadar kolay olmasa gerek diye düşündüm, değildi. Ablam evlendi ve ben o çatal uğruna savaşacak kimse bulamadım. Yine kaybettim. Şimdiyse yeni anlamlar yüklemeye çalıştığım birkaç nesneyi uğruna savaşacak kimse bulamadığım için birer birer gömüyorum.
İlk büyük pişmanlığım Cemile’nin bebeğini gömdükten sonra gerçekleşti. 9 Yaşındaydım ve bir şeyleri yönlendirmem gerektiğine ve bu yüzden bazı kayıpların ötekilerin yararına olacağını düşünüyordum. Cemile günlerce ağlamış, bense onu teselli etmiştim. İstediğim oyunları oynamıyor, hep bebeğiyle oynamak istiyor diye gözümü kırpmadan gömdüm bebeği. Bir yıl sonra bu vicdan azabıyla daha fazla yaşayamayacağımı anlayıp, bebeği gömdüğüm yerden çıkarmaya karar verdim. Bulamadım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşündüm. Kaybettim. Cemile ise bebeğinin yasını tutmadan başka bir bebeğe sahip olmuştu bile.
İlk yalnızlığı ne zaman hissettiğimi anlatayım bir de. Abimin seni çöpte bulduk, sen bizim kardeşimiz değilsin demesinden sonra, beni kapının önüne koyduğunda ilk acımı, gerçek yalnızlığı yaşamıştım. O zamanlar 6 yaşında olmanın verdiği tüm çocuksuluğumla ağlamış, kimsesizliğimin ağıdını yakmıştım. En çokta annemin beni içeri almamasına üzülmüş, abimi ise gidene kadar affetmemiştim. O günden sonra abimin haklı olabileceği ihtimaline binaen nedense içimde bir yerlerde üvey olabileceğime dair bir ihtimali hep tuttum. Sonra zamanla anneme benzetilince bundan da vazgeçtim. Abim gitti, ben onu affettim. O bunu hiç bilmedi ve ben yine kaybettim.
Şimdiyse yaşadığım şeyin bir kayıptan kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum. Oysa 6 yaşındayken bir kaybın ne demek olduğunu biliyor, hayatı anlamlandırabiliyordum. Bir tek yaşlı insanlar kafamı karıştırıyordu. onları oyun oynamayı bilmedikleri için suçluyor, ve neden hala dünyada olduklarını düşünüyordum sanırım. Bilmiyorum.
Tüm bunlardan çıkarılacak sonuç kaybetmeye ve yalnızlığa karşı bağışıklık geliştiremediğimdir. Çünkü her kayıpta daha önce hiç yaşamadığım bir duygunun tadı kalıyor damağımda. Bu tadı bilmiyor fakat her seferinde o kocaman lokmayı yutmak zorunda kalıyorum. Yine kaybediyorum.